Anket
Takvim
«    May 2012    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 
Atonement (2007)
Kategori: Janr Filmleri » Drama | Haber ID: 115 | Yazdır

alt


Keira Knightley ve James McAvoy' u bir araya getiren, genel olarak İkinci Dünya Savaşı' na denk gelen bir zaman dilimini kapsayan ve Joe Wright yönetmenliğinde seyirlik hale gelmiş 2007 yapımı film.


Filmin başlangıcında İngiltere' nin soylu ailelerinden biri olan Tallisler' in aynı zamanda geniş bir bahçeyi de ihtiva eden konaklarına misafir oluruz. Ian Mcewan' ın aynı adlı romanından uyarlanan filmdeki ana karakterlerimizden biri olan Briony (Saoirse Ronan), yazmayı çok seven 13 yaşında bir kız çocuğu olarak karşımıza çıkar. Yazmış olduğu ilk oyununu bitirir ve malikanenin içinde annesini aramaya başlar. Bu esnada Briony' ye daktilo sesleri ve filmin enfes müzikleri eşlik eder. Bu esrarengiz müzik (biraz da karamsar) ve daktilonun çıkarttığı seslerle bir olumsuzluklar kumkumasına tanık olacağımız daha ilk dakikalarda hissettirilir. Sonrasında sırasıyla filmin baş kahramanları Robbie Turner (James McAvoy) ve Cecilia Tallis (Keira Knightley) ile tanışırız.


altalt


Briony, odasının penceresinden bahçeye bakarken Cecilia ve Robbie' yi tam olarak ifade edip anlamlandıramayacağı şekilde süs havuzunun yanında görür. Cecilia soyunmaktadır. Şahit olduğu bu duruma farklı anlamlar yükler. Oysa Cecilia' nın yapmış olduğu, Robbie yüzünden kırılmış olan vazonun havuza düşen parçasını alabilmek için kıyafetlerini çıkarmaktan başka anlamı olmayan bir harekettir. Robbie ve Cecilia arasında yaşanan aşk, Robbie' nin tıp okumak için yatılı bir okula gitmesiyle bölünme ve ayrılıklara maruz kalmış; bu sebepten yaşanan bir tartışma esnasında vazo kırılmıştır. Bu olaydan sonra başlarına gelen iki talihsiz vaka da Briony şahitliğinde gerçekleşir. Çocuk aklıyla görmesi gerekenden fazlasına şahit olmak, Briony' nin içinde ön yargılı bir bakış açısı oluşmasına sebep olur ve atmış olduğu bir iftira yüzünden üçünün de hayatı kötü yönde etkilenir.


alt


Film işte tam da bu noktada farklı bir kimliğe bürünüyor. Artık hikayeye bir Ernest Hemingway klasiği olan Silahlara Veda (A Farewell to Arms) bakışı hakim oluyor (ki bu romanın biri aynı adlı olmak üzere iki filmi yer alıyor. Bir diğerinin ismi ise In Love and War). İkinci Dünya Savaşı' nda yaşanan savaş dönemi rutinleri, Robbie' nin savaşa katılışı (haksız suçlamanın neticesi olarak), Cecilia' nın evini terkedip onun ardından hemşire olarak savaşın içinde üzerine düşen misyonu yerine getirmesi vs... gerçekleşiyor. Savaş üzerine kullanılan bilindik, aşina sahneler olmaları gerçeğinin ardından, Briony' nin tekrardan yaşananlara müdahil bir tavır sergilemesi rutin olarak varsaydığımız durumun bir anda farklılık göstermesini sağlıyor, izleyicileri silkelendiriyor ve film yeniden başlıyormuşçasına bir izlenim yaratıyor (Bendeniz, bu durumun filme artı puan olarak işlenmesi gerektiği kanaatindeyim). Briony yapmış olduğu yanlışın çok sonraları farkına varıyor; bu yüzden büyük pişmanlık duyuyor ve yaptığı yanlışın kefaretini ödemek için hayatının sonuna kadar elinden gelen herşeyi yapıyor (işe yarıyor mu? buna filmi izledikten sonra gelin; siz karar verin).


altalt

Filmin konusu ve olayların gelişme şekli hakkında daha fazla bilgi vermeden oyunculuklar üzerine konuşacak olursak; James McAvoy için yeni Russell Crowe' umuz diyebilirim. Bu filmde başrol oynamasıyla birlikte ismini sinema sektöründe üst sıralara taşıdığını düşünüyorum. Göstermiş olduğu performans etkileyici ve ödüllendirilmesi gerektiği kanaatindeyim. Keira Knightley' nin Pride & Prejudice' ten sonraki ilk önemli drama filmi ve oyunculuğuyla gitgide yükseldiğini belirtmekte fayda var. Hatta bu filmin, Knightley' nin olgunlaşma dönemini tamamlamasına yardımcı olduğunu söylemek sanırım yanlış bir saptama olmayacaktır. "Come back, come back to me..." repliğiyle şimdiden benim ve başka bir çok insanın hafızasındaki yerini sağlamlaştırdığını da söylemeliyim.
Başrollerde McAvoy ve Knightley olmasına rağmen film içinde parlayan iki yıldız oyuncu daha var. Briony' nin 13 ve 18 yaşındaki hallerini canlandıran Saoirse Ronan ve Romola Garai. Jest, mimik ve film içindeki duruşlarıyla oldukça önemli bir görevi başarıyla yerine getirdiklerini düşünüyorum. Özellikle Saoirse Ronan, küçük yaşına rağmen kaliteli oyunculuğuyla kendisini göstermiş ve Golden Globe' a aday olabilme başarısını elde etmiş taze bir oyuncu.


alt


Yönetmen Joe Wright, Pride & Prejudice' te farkını ortaya koyduktan sonra yeniden bir drama ile karşımızda. Film içinde kullandığı tekniklerden bahsedecek olursak, akış esnasında farklı zaman dilimlerini gözler önüne sererken bu durumu ifade edebilmek için ara geçişler uygulamak yerine direkt olarak sahneleri birbirine bağlıyor. Buradan da zaman ve mekan algılama işini tamamen seyirciye bıraktığı sonucunu çıkarıyoruz. Ayrıca benzer bir uygulamayı Briony' nin bakış açısını ve devamını yansıtırken de görüyoruz. Briony' nin olaylara bakışının hemen ardından yönetmen, Briony' nin algıladığından farklı olarak, gerçek anlaşılması gereken haliyle aynı sahneyi tekrar yorumluyor ve bu iki sahneyi de aynı şekilde ara geçişler için bağlantı kullanmadan birleştiriyor. Belki bunun için farklı bir yöntem kullansa daha iyi bir algılayışa sebep olabilirdi lakin herşeye rağmen filmin geçer notu yüksek puanlarla almayı başardığını düşünüyorum. Dram, savaş ve romantizmi bir arada bulunduran bu filmi izlerken şaşıracak, üzülecek, sinirlenecek ve belki de ağlayacaksınız. Bütün bu duyguları bir arada yaşatabilecek ve 2007 Golden Globe en iyi film ödülünü almaya en yakın aday olarak gördüğüm bu çok yönlü filmin izlenilmesi ve arşiv olarak edinilmesi gerektiği kanaatindeyim (Oscar Ödülleri'nden de eli boş dönmeyecek şeklinde bir iddiam söz konusu).

Yepyeni filmlerde yepyeni bakış açılarıyla (peşin hükümlü olmamak kaydıyla) görüşmek üzere... İyi seyirler...

Güncelleme: Film, tahminimi boşa çıkarmamış ve en iyi film, en iyi müzik dallarında Golden Globe Ödülü' nün altına ismini yazdırmayı başarmıştır. Ödüllerin tamamına buradan bakabilirsiniz.

 

altalt

 

altalt



Yazar: whisper | 13 Ocak 2008 | Okunma: 1235 Bookmark and Share
Benzer haberler:

yönetmen kendini tekrar ediyor demesinler diye geçiş sahnelerinde hiçbir şey kullanmamış bence.çok şeyler bekleyerek izledim,fakat pek umduğumu bulamadım açıkçası.bunda pride and prejudice in gönlümde koskocaman bir taht kurmuş olmasının etkeni ise büyük tabi ki.yine de izlenesi,james var sonuçta:-)
27 Nisan 2008 02:19 |
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.