Anket
Takvim
«    May 2012    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 
Genetik Portakal
Kategori: Özel Dosyalar | Haber ID: 1326 | Yazdır

 

dna illüstrasyonu

Tanrıcılık, her zaman insan doğasında var olan ve hep oynanmak istenen bir oyun ve yaratmaktır neticede. Yaratabilmenin getirisi, arzu edileni, istenileni yaratmayı getirir. Edebiyat ve sonrasında sinema için bulunmaz nimet!

Mary Shelley's Frankenstein (1818) ve H.G. Well's The Island of Dr. Moreau (1896), özellikle edebiyat ve sinemanın bu alanda sıklıkla bir araya geldikleri eserler, bilmeyenimiz yoktur. Bir canlıyı, yaratığı, insanı, sıfırdan veya yeniden yaratmak için kes-yapıştırdan fazlasını isteyen, özellikle de Hollywood’un pek sevdiği “çılgın bilim adamları”, son 30 yılda genetik bilimini keşfettiler ve uygulamakta bir an bile tereddüt yaşamadılar. Genetik… Canlıları istediğiniz kıvama getirebileceğiniz ikili sarmal lego oyunu, Tanrının Eli’ni Maradona’dan alan bilim. Sinemanın genetik bilimini epeyce kullandığına da şahidiz. Bilhassa klonlama üzerine yapılmış filmler, çoğunda ise, bu bilimin işe yarayan bütün yanları kullanılmış, kısıtlayan faktörleri ise göz ardı edilmiş hatta olmayan yetenekler eklenmiştir. Klonlama temasını başka bir yere bırakarak, genetik bilimini fazla deforme etmeden kullanan iki filmin genetik kodlarını çözmekle işe başlıyorum:
 
gattaca - jude law ve dna şeklindeki merdiven

Adını DNAyı oluşturan nükleotidlerin kısaltmalarından alan GATTACA (1997) ve “çılgın bilim adamı” rolünde başka filmlerde de gördüğümüz Jeff Goldblum’un rol aldığı The FLY (1986).


Genetik biliminin sadece klonlamak olmadığını gösteren ve bu nedenle diğerlerinden ayrılan Gattaca, aynı zamanda bu bilimin sinemada nadiren gerçekliğe en yakın uygulamalarından birini içerir: Eugenics, mükemmel ve kusursuz genlere hatta fazlasına sahip, sipariş edilebilir çocuklar. Filmin, sipariş edilmiş insanlar, mükemmeller ve olmayanlar arasındaki farkı ve ayrımı anlatması, bunun yeni nesil bir ırkçılık kavramını doğuracağını öngörmesi; Bir genetik bilimi başarısının(eugenics siparişi) karamsar bir gelecek tablosunun mimarı olmasının gerçekçi bir uygulamasıdır. Bir çiftin, doğacak çocukları için genleri taranır, en mükemmel ve sağlıklı birleşim oluşturulur (…best of you)*, geriye, oğlan mı, kız mı gibi seçenekler sunularak, oluşan zigot anne karnına yerleştirilir. Yani normal doğum olur yine, laboratuar ortamı çocuğu değildir. İnsan usulü doğanların, “aşkımızın meyvelerinin” in-valid (geçersiz), siparişlerin valid (geçerli) olduğu bu filmde, in-validler birçok işi yapamaz, birçok yere giremez, Gattaca Binası ve sonuçta uzay... Hatta daha iyi piyano çalabilmesi için 12 parmaklı bir insan dahi görürüz.

In-valid ve genetik olarak saptanarak kalp krizinden öleceği zaman belli olan Vincent FREEMAN (Ethan HAWKE), çeşitli komplike numaralarla, eskiden çok başarılı olan ancak sakat kalan bir valid’in, Jerome Eugene (Eugenic) MORROW’un (Jude LAW) örneklerini kullanarak ve sürekli kan ve üre testinden geçip, uzaya gitmek için elinden geleni yapmaktadır. Arada çaktırmadan yapılan kıl ve deri örneği testleri için bile çözümleri vardır bu ikilinin. Günümüz teknolojisi tek bir hücreden DNA profili çıkarmamızı sağlıyor. Filmde kullanılan testler ise günümüz teknolojisi için anında sonuç vermeleri ve çok az donanım gerektirmeleri nedeniyle imrendirici olsa da, hızla gelişen biyosensörler ve Lab on a chip’ler** sayesinde pek yakındır kullanılmaları diyerek bu kısmı geçelim. Bu film, çocukların siparişle üretilmeleri(!) hususunda kullanılan teknikler, genetik testler ve özellikle etik kurullarının, hükümetlerin ve kalanımızın sürekli tartıştığı, genetiğiyle oynanmış geleceğin nasıl olacağı konusunda yaptığı realist yaklaşımlarla, genetiğin en iyi uygulandığı filmlerin başında geliyor. Gerçi filmin tagline’ı olan “There is no gene for the human spirit” (insan ruhunun geni yoktur), sözü, birçok kişilik özelliğinin de genlerle taşındığı gerçeği ile zıtlaşıyor olsa da. Adolf HITLER zamanında bu teknolojinin uygulanabildiğini bir düşünün!


Sayfa 1-of-2 | Sonraki Sayfa | Son Sayfa
Yazar: asturquemandele | 31 Ekim 2008 | Okunma: 2271 Bookmark and Share
Benzer haberler:

Sinek örneği çok güzel olmuş, aslında tüm Cronenberg filmlerini örnek olarak sayabiliriz The Brood'dan başlayarak. Gattaca'yı izlemedim en kısa zamanda izlemek istiyorum.
1 Kasım 2008 02:28 |

sinek özellikle genlerin etkisinin yavaşça kendini göstermesi bakımından hep ilgi alanımdaydı. gerçi bunun ilk amaçlardan olduğunu düşünmesem de, karakter değişiminin bununla paralel gitmesi bana istediğimi verdi. gattaca'ya bağlayabildim. devam filmi ise çok çok altında bunun, her yönden. cronenberg in çok fazla filmini izleyemedim özellikle bu tarza yakın olanları, the brood'dan bir başlayım.

zaten bu daha ilk yazıydı, the dark science olarak, daha klonlama(iki veya üç yazı ayırabilirim, epey geniş), sinemada neredeyse "her türde" karşımıza çıkan genetik hataların bir seçkisi, sibernetik organizmalar, forensics ve özellikle bu konuda csi serileri'nin elimden çekecekleri var, dexter'a da selamlarım.
bölüm adının dark genetics değil de dark science olmasının sebebi, daha başka bilimsel konulara da dalacak olmam.
bu konuda yazılmış yazılar, çekilmiş belgeseller var, ama daha öznel olması için yığınla yapılacak araştırma var önümde. yoksa bu mevzuda yayınlanmış yüzlerce makaleden birini veya derlemesini çevirmek daha kolay. öyle bir alıntı yaparsam da kaynağı belirtmek durumundayım nitekim.
2 Kasım 2008 02:20 |
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.