Seyir Defteri
Anket
Son Yorumlar
|
Time Bandits (1981)
Time Bandits, aslen Terry Gilliam imzasını taşısa da, üslup olarak Life of Brian (1979) ve Meaning of Life (1983) arasına sıkıştırılmış bir Monty Python komedisi.
Film daha başından birçok ardılına referanslar veriyor. Michael Jackson'un Black or White girişini hatırlatır bir sekansla, küçük Kevin'in (o klipte rol alan Macauley Culkin'in de kendini meşhur eden Home Alone serisindeki adıdır) konformizme ayak uydurmuş ailesinden soyutlanarak hayal dünyasıyla başbaşa kaldığı odasına konuk oluruz. Çok geçmeden hikaye kendini örer ve dolaptan fırlayan bir şövalye (Holy Grail! 1975) sonrası bir grup cüce, peşlerine düşen Yüce Varlık'tan (Supreme Being) korunmak için Kevin'a sığınırlar. Grup hep birlikte bir zaman tünelinden geçer ve ilk durak Napolyon'un İtalya Seferi olur. Daha sonra The Emperor's New Clothes (2001)'de yine İmparator rolüne bürünecek olan Ian Holm, kısa ama akılda kalıcı bu bölümde, Napoleon'u boy kompleksi olan, eğlenceye düşkün biri olarak betimler. Kukla gösterisi boyunca cebinden çıkarmadığı eli takmadır ("hırsızlarımız" bu eli çalar), teslim olmak için sırada bekleyen askerleri umursamadan eğlencesine devam eder. Kuklacı intihar etmek üzereyken cücelerimiz yetişir ve hoşnutluğunu kazandıkları Napoleon'un yeni generalleri olurlar. Olay şudur ki, 6 cüce, Yüce Varlık'ın Dünya'yı onarmak için ellerine verdiği, zaman tünellerini gösteren haritayı çalmış ve daha iyi bir iş için, "yağmalamak" amaçlı kullanmaya başlamışlardır ve ilk kurbanları sızıp kalan Napoleon ve iç çamaşırlarıyla arkalarında koşuşturan askerleri olacaktır ("Duvar halısı güzelmiş, onu da alalım").
Bir sonraki durak Ortaçağ İngilteresi ve Robin Hood çetesidir. Çalıp çırptıkları ne varsa Hood çetesine kaptıran acemi soyguncular, çulsuz bi şekilde ormandan ayrılırlar. Bu bölüm filmin belki de en (son) eğlenceli kısmını oluşturur ("Tanrım.. Yani, yıllardır soygun yaparım, böylesini hiç görmemiştim"). Ekibin zulasında Mona Lisa tablosu bile vardır!
Kevin'i kahramanı Robin Hood'un (John Cleese) yanında bırakmayan cüceler, daha sonra yetişecekleri zaman tünelinden Agamemnon'un ("300" miğferiyle Sean Connery) yanına ışınlarlar. Agamemnon'un düşmanını yenmesine yardımcı olan Kevin, manevi oğlu olarak itibar görür ve fakat cüceler gene gelir ve eğlence sırasında tacına kadar çaldıkları Kral'ın yanından "yedinci üye"lerini de götürürler. Film de buradan sonra yavaşlama eğilimine girer. A Night to Remember (1958) sahneleri kullanılan Titanic sekansı, "Fortress of Ultimate Darkness"ta sıkışmış olan Kötülük'ün (Evil Genius) haritayı ele geçirme planının başarılı hamlesiyle sona erer. Buzdağına çarpıp batan gemiden kurtulan yağmacılar, oluşan girdapla Efsaneler Çağı'na ışınlanır ve bir devin bel ağrısına çözüm bulurlar. Bir diğerini uyuturlar ve görünmez engeli aşıp şeytani krallığın merkezine ulaşırlar.
Şeytanla ilk karşılaştığımız bölümde, tanrıtanımazlığına rağmen Tanrı tarafından yaratılmış olmasına tahammülsüzlüğünü, absürd komedinin en güzel örneklerinden biriyle izleriz. Konuşan her mahluk şeytan tarafından yok edilir. Onun ilgisi ise teknolojiyedir, Tanrı kelebeklerle, papağan türleriyle kafayı bozmuşken o dünyayı teknolojiyle kuşatarak, her sabah yeryüzüne lazer ışıkları indirecektir!
Harita kötülüğün eline geçer, cüceler hapsedilir, kaçmayı başarırlar ve Kevin'in yönlendirmesiyle, son zaman tünelinden dönmek yerine savaşmak için kalırlar. Türlü zamanlardan topladıkları savaşçılarla kötülüğe meydan okurlar fakat absürd savunmalarla kendini koruyan şeytan, ancak son hamlede Yüce Varlık tarafından etkisiz hale getirilir. Yüce Varlık'ın cücelere cezası, zamanın başından beri çalılıklarda sürtmek ve %19 maaş eksiltisidir ("I'm the Good One"). "Özgür irade"nin sınanması için gerekli olan, kötülükten kalan son parça canlanmak üzereyken Kevin yatağında uyanır; alevler için gelen itfaiye ekbinin başında yine Sean Connery vardır. Anne-babası ise fırında kalmış olan "son parça"ya dokundukları gibi yok olurlar. Film, çocuk filmi gibi görünse de, elbette bir E.T. değildir!
Post-modernizm eleştirisi olarak okuyabileceğimiz filmde materyalizme antipati kadar övgü de vardır. Kevin fotoğraf makinesini bir an bile elinden düşürmez. Yüce Varlık'ın son büründüğü biçim, Matrix'in Mimar'ında da yinelenir. Şeytan'ın kaskını örten kapak, Alien'in "facehugger" formunun tıpkısıdır. Zaman yolculuğundan tarihsel kahramanları toplamak teması Bill & Ted's Excellent Adventure (1989)'da da kullanılmıştır. Cücelerden birini domuza çeviren Şeytan, daha sonra bu imgenin de sıklıkla kullanılacağını bilmez (domuz maskesiyle sevişen çiftler bile vardır). Kafesten kaçma sahnesi özellikle Gilliam'ın sonraki dönem bilim-kurgu yapımlarını müjdeler. Ki onun dehasını Meaning of Life'taki "yelken açan borsacılar" bölümünde de görürüz. George Harrison'un yardımcı prodüktörlüğü yanı sıra şarkılarıyla da katıldığı filmde Brazil (1985)'den de geniş bir kadro rol alacaktır (Katherine Helmond özellikle yer eder). Shelley Duvall, erken dönem Julie Delpy'si gibidir. Palin'le iki sahnede birleşir. Bununla ve Brazil ile birlikte The Adventures of Baron Munchausen, "Imagination Trilogy" (İmgelem Üçlemesi) olarak yönetmenin tarihinde yer alır. Film Fas, İngiltere ve Galler'de çekilmiştir.
İyi ile kötünün birbirine benzerliğinin bürokratik ve grotesk açılımlarla seyirciye sunulduğu bu fantezi, yönetmenin yapımcılar bazında kredisini düşürse de, seyirciler tarafından kült bir yapım olarak algılandı ve sevildi. Çocuk filmi olmaktan öte Monty Python serisinin bir uzantısı olarak gördüğüm yapımı ben de fantastikten ve bilim-kurgudan ziyade, absürd komediyi sevenler için öneriyorum. Python ekibi yanı sıra, Ian Holm ve Sean Connery gibi iki devi görmek de cabası. Varın, sefasını siz sürün. İyi seyirler.
Yazar: Sinemaestro | 7 Ocak 2009 | Okunma: 543
Benzer haberler:
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.
|
Login
Translate
Facebook
Etiket Bulutu
2007, 2008, 2009, al pacino, alfred hitchcock, alice in wonderland, alien, amy adams, angelina jolie, anne hathaway, avatar, batman, blake lively, brad pitt, cate blanchett, charlie chaplin, charlize theron, christian bale, christina hendricks, christopher nolan, clint eastwood, cosplay, dc comics, deniz akçadoğan, diane kruger, eleştiri, emmanuelle chriqui, fragman, gary oldman, gişe, gossip girl, hayden panettiere, heath ledger, inglourious basterds, iron man, iron man 2, james cameron, jessica alba, jessica biel, johnny depp, joker, kamera arkası, kate winslet, keira knightley, kristen stewart, kritik, kült ablası, kısa film, leighton meester, lost, marilyn monroe, marion cotillard, marlon brando, marvel, megan fox, mickey rourke, mila kunis, mischa barton, natalie portman, oscar 2009, parodi, penelope cruz, poster, poster art, quentin tarantino, ridley scott, robert de niro, robert downey jr, sam worthington, scarlett johansson, sinema, slumdog millionaire, soundtrack, spider-man, star trek, star wars, steven spielberg, superman, terminator 2 judgment day, terminator salvation, the avengers, the curious case of benjamin button, the dark knight, the godfather, the godfather part 2, the incredible hulk, the spirit, the terminator, thor, tim burton, up, vanessa hudgens, vanity fair, video, video klip, wall-e, watchmen, web site, x-men origins wolverine, zoe saldana
Tüm etiketler Popüler
Arşiv
Reklam
|
Şifremi Unuttum?