Seyir Defteri
Anket
Son Yorumlar
|
Slumdog Millionaire (2008)
Latika's theme
Cidade de Deus'u izlediğimde şöyle demiştim: "Sinema tarihinde The Godfather ile aynı tadı yakalayabilmiş tek film. O ne kadar kurguysa, bu o kadar gerçek. Onda üst tabakanın şatafatlı dünyası, bunda sefalete mahkum insanların gerçek öyküleri var. Onda tercih hakkı vardı, bunda yok. Kesinlikle izlenmesi gereken bir belge film." "Filmlerde yönetmen tanrıdır, belgesellerde ise Tanrı yönetmendir." (Alfred Hitchcock). The Godfather Part II nasıl ilk filmin başarısını yakalamış ve aşmışsa, Slumdog Millionaire, Tanrıkent'in eril dünyasını herkes için bir modern masala dönüştüren ve insan ruhunun zaferini taçlandıran bir başyapıt.
O... Saya
İki filmi birbirine bağlayan önemli noktaların başında, sefaletin ve her türlü pis işin hüküm sürdüğü zengin topraklarda kendine yer edinmeye çalışan çocuklar, akıntıya sürüklenenler ve yara bere içinde kendini dışarı atıp hikayesini aktarabilenler, geliyor. Tanrıkent'in kısa özetini Lost'ta Mr. Eko ve kardeşinin hikayesi ile izlemiştiniz. Burada aşinalık, eski Hint filmlerinden ve duygusallığa boğulmuş Türk Sineması ürünlerinden geliyor. Fakat hemen söylemeli, "şimdi!" dediğiniz her an, yönetmen sömürüden uzak duruyor ve beklenen "yardım eli" siz umudu kesene kadar gelmiyor. Danny Boyle gibi Avrupalı bir yönetmenin elinden çıkmış olması, iyi bir materyalin sonunda mükemmel bir hikayeye dönüşmesini sağlayan bir denge yaratmış ve mesafeli duruş, hikayenin içine girmeye zorlayarak, son ana kadar merak ve çaresizlik duyguları içinde seyircinin filmin temposuna eşlik etmesini sağlamış.
Gözyaşlarınızı tutamayacağız final öncesi, Jamal'ın "Who Wants to be A Millionaire" yarışmasında hile yaptığı gerekçesiyle tutulduğu sorgu odasında anlattığı hikaye bekliyor bizleri. "Mutluluk varılacak yer değil, yolculuğun ta kendisidir" misali, o mutluluğa giden yolda çektiği tüm ızdırapları kalp acılarını bir bir ortaya döker Jamal, saf ve şaşkın ifadesiyle. Gecekondu semtinde, kardeşi Salim ile birlikte, ayakta kalmaya çalışan Jamal, annelerini kaybettiği gün, bir başka yetim olan Latika ile tanışır ve kaderlerinin o gün yazıldığına ikna olur. Bundan sonraki hayatı kaçmakla ve Latika'yı aramakla geçecektir. Sokak çocuklarını toplayıp dilendiren Maman'ın elinden (sesi güzel olduğu için kör edilmekten) kardeşi sayesinde kurtulan Jamal, Latika'yı ilk kez, yine kardeşinin umarsızlığı yüzünden kaybeder. Trenlerde sürdükleri yaşamları, önlerine Tac Mahal'in çıkmasıyla renklenir, kaçakçılık dahil her şeyi yaparlar. Latika'nın izini bulduklarında, Jamal'i önce kurtaran, sonra karanlığa boğan yine kardeşi Salim olacaktır. Tam elde edecekken kaçan mutluluk şansı bir kaç kere daha kendisini gösterir, Avare'lerden alışık olduğumuz "kötü çok kötüdür, iyi ise çok iyi" klişesi, Capra'dan devşirme mirasını iyi kullanır.
Salim ve tüm sokak çeteleri filmin kötüleri gibi dursa da, -belki de seçme şansları yoktur- filmin katıksız kötüsü (ölen Maman hariç - cezasını bulmuştur) programın sunucusu Prem Kumar'dır. Şov onun şovudur, Jamal'ı sürekli demoralize eder, yönetmenin sol kroşesini gösterdiği bir sahnede, yarışmacısını nasıl sabote ettiğine şahit oluruz. Oysa Jamal, tüm izlediklerimizden sonra dersini almıştır: "İnsanlara güven olmaz." Kazandığı 10 milyon rupiden sonra, başında çuvalla müfettişlere teslim eden de yine Kumar olacaktır. Cinayetlere, hırsızlığa kadar birçok suçu itiraf eden Jamal'ın dürüstlüğüne müfettiş ikna olur, fakat ilk kez yardım isteyen (Latika'ya ulaşmak çabasındadır) Jamal'in yüzüne kapıyı vurur ve seyirci yine çaresizliğine gömülür.
Dreams on Fire
Jamal, Latika'yı en son Maman'ın rakibi Javed'in evinde tutuklu halde görmüştür, ona onu sevdiğini ("ne ile yaşayacağız?" -"aşk") ve her gün saat 17.00'de tren istasyonunda bekleyeceğini söyler. İlk sahnelerden beri yinelenerek beynimize kazınmış karede Latika istasyonda görünür, Salim yine araya girse de, Latika cevabını vermiştir. Jamal, o izliyor diye yarışmaya katılır ve arzusu para değil, "kaderini" bulmaktır. Kader filme masalsı bir yön verecek ve törpülemeden, incitmeden, birikmiş duyguyu zirveye taşıyacak, en nihaide son geriye dönüşle, seyircinin gözünden boşaltacaktır. Burada özellikle A.R. Rahman'ın mükemmel müziğini kutlamak lazım. Hareketli iki parçası Oscar'a aday olsa da, ben özellikle vokalize Latika's theme ve onun sözlü yorumu Dreams on Fire'ı, filmde kullanıldıkları sahnelerin dramatik etkisinden ötürü, öne çıkarmak istiyorum. E.T. için Flying Theme ne ise, bu filmde de bu tema aynı yoğunluğu veriyor. Tanrıkent'ten bir adım öne çıkmasının avantajlarından biri de bu, filmin değerini ikiye katlayan eşsiz müziği. "Film müziği" için genel söylemimi tekrarlamayacağım, fakat Boyle da bu etkinin farkında ki, filmin sonuna Jai Ho eşliğinde, tren istasyonunda, tüm oyuncuların birlikte rol aldığı bir dans sahnesi eklemiş. Kimbilir, yarattığı duygusallığın fazla geldiğini düşünüp hemen müdahale etmek istemiştir İngiliz yönetmen, ne de olsa İngilizler soğukkanlılıklarıyla bilinirler!
Hint Sineması'nın ünlü yüzlerinden, "Kim 500 Milyar İster?"in Hint versiyonu Kaun Banega Crorepati'yi de sunan Amitabh Bachchan, isminin geçtiği (Jamal'ın uğruna dışkılara atladığı) sahnede, kendisi olarak değil; Abbas Khan olarak filmde yer alırken; yarışmanın özgün versiyonunun yaratıcısı Paul Smith, bu filmin de yapımcı kadrosuna katılmış. İki Bollywood starından Shahrukh Khan'ın (yarışmanın Hindistan'da şu anki sunucusu) vazgeçtiği Kumar rolünü Anıl Kapoor kapmış. Khan'ın Altın Küre Ödül Töreni'nde "Bollywood'un Kralı" olarak takdim edildiğini Wikipedia'dan öğreniyoruz. Film, Vikas Swarup'un Q&A isimli eserinden uyarlanmış. Yapımcı şirket Celador Company henüz yeni ve en büyük atılımları bu romanın haklarını satın almak ve elbette Slumdog'u yaratmak olmuş. 90'ların Miramax mucizesini tekrarlar mı bilinmez ama, küçüklerin ayakta kalamadığı bir dünyada, eni sonu büyük şirketlerin bünyesine girecekleri kesin.
BAFTA'da adaylık kazanan "Latika" Freida Pinto, 2 yıllık modellik kariyerinden sonra, Catalina Sandino Moreno'nun Maria Full of Grace ile gerçekleştirdiği çıkışı yakalamış. Dev Patel'in Jamal'den önce kısa bir TV tecrübesi var. Fakat filmin en önemli karakteri, Tanrıkent'in Li'l Zé'sinin bir başka sureti, Salim olarak, 3 farklı zamanda ortaya çıkıyor. Her yaşın oyuncusu karakterin hakkını veriyor ve Li'l Zé ile Benny arasında Tanrıkent'te gördüğümüz yakın ilişki, burada iki kardeşin arasında, güç dengesi Jamal aleyhine yitirilmiş olarak, karşımıza çıkıyor. Jamal'ın, (ağabeyinin) tüm yaptıklarına karşın, elinden domine edilmekten başka bir şey gelmiyor. Bu denli "tepkisizleştirilmiş" birinin tüm ülke karşısında Kumar'ı afişe edeceğini düşünmezsiniz herhalde. Jamal ile Latika son danslarını yaparken, Kumar'dan hıncını almak Quiz Show'un seyircisine kalıyor.
Filmin Oscar şansına gelince... Akademi iyi filmleri seçer, kötüsüne ödül verir. Slumdog'u seçmiş olması, kendi prestjidir. Fakat filme en büyük ödülü vereceklerini sanmıyorum. Almamalı da. Nedense bu ödülü kazanmak, İngiltere'nin Eurovision için güttüğü politika ile bana aynı manada geliyor. En iyi filmler bu ödülü çok az keresinde almıştır. Benjamin Button'un Akademi için daha uygun bir aday olduğunu, fakat Danny Boyle'un Yönetmen, Simon Beaufoy'un da Uyarlama Senaryo dalında, A.R. Rahman'ın muhteşem müzikleri ile birlikte, ödülü kazanacaklarını düşünüyorum. Ses efekti ve ses miksajı dallarında bonus alır mı bilmem ama kurgu dalında aynı derecede şanslı görmüyorum. Sinematografi (Görüntü Yönetmenliği) de garanti olmayan son kategori. Filmin 9 adaylığından en az 4 ödül koparması muhtemel görünüyor, Senaryo bile başlı başına yetecektir "kenar mahalle iti" (Hindista bu ada tepki göstermiş) için. Hindistan demişken, adı Mumbai'ye dönen Bombay'ın da hızlı kentleşmeye, yabancı sermayeye teslim oluşunu, fakiri daha da fakirleştirmesini, kendi geçtiğimiz sürecin de bir tanığı olarak, ibretle ve üzülerek izliyoruz. "Gerçek Hindistan-Gerçek Amerika" karşılaştırması gibi "özgür dünya" mesajları yok değil, fakat İngiliz sömürgesi haline gelmiş Hindistan'a en güzel öz eleştiri Jamal'ın ağzından verilmiş: "1000 rupilik banknotun üstünde kimin resmi var?" "Bilmiyorum" "Gandhi!" "Adını duymuştum!". Jamal'ın 'yaşayarak' cevaplarını çoktan öğrendiği yarışma soruları içinde "100 dolarlık banknot" vardır ve ülkede elden ele dolaşan para maalesef rupi değildir.
Sonsöz olarak, İngiliz yapımı olsa da, mekanından konu edindiği sorunlara kadar evrensel bir yapıt olmayı Dünya Sineması'nın nadide örneklerinden biri olmayı başarmış bir film Slumdog Millionaire. Yerleştiği locaya bir üçüncü film gelir mi bilinmez fakat gerek çocukluk döneminin başarılı bir panoramasını çıkaran filmlerden olması (Once Upon a Time in America, It, Stand by Me, Cidade de Deus) gerekse kapitalist düzenin yarattığı canavarların evrenselliğini her bireye yeniden, en uç tecrübelerle hatırlatması, filmi sanatsal olduğu kadar tinsel olarak da unutulmaz kılıyor. Kendi yaratısı sanat ürününde ruh araması, elbette insanın tinsel yolculuğunda ona ömür boyu eşlik edecek ve başyapıt tanımlamasını sonuca erdirecek bir çaba. Bu çabaya katılmak ve saygı göstermek her sinemaseverin borcu. Elbette bu başyapıtı keyifle, tekrar tekrar izlemek de. 5 yılda bir de olsa böyle filmler izleyebilmek, sinemadan ve dünyevi hayattan umudu kesmemenizi sağlıyor. Umarız bir beş yıl daha beklemeyiz. Herkesin bu filmden ayrılmış ödülünü alarak çıkması dileği ile...
Jai Ho
Aramis'ten Sevgilerle...
Yazar: Sinemaestro | 24 Ocak 2009 | Okunma: 1367
Benzer haberler:
mkymen |
Spicoli |
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.
|
Login
Translate
Facebook
Etiket Bulutu
2007, 2008, 2009, al pacino, alfred hitchcock, alice in wonderland, alien, amy adams, angelina jolie, anne hathaway, avatar, batman, blake lively, brad pitt, cate blanchett, charlie chaplin, charlize theron, christian bale, christina hendricks, christopher nolan, clint eastwood, cosplay, dc comics, deniz akçadoğan, diane kruger, eleştiri, emmanuelle chriqui, fragman, gary oldman, gişe, gossip girl, hayden panettiere, heath ledger, inglourious basterds, iron man, iron man 2, james cameron, jessica alba, jessica biel, johnny depp, joker, kamera arkası, kate winslet, keira knightley, kristen stewart, kritik, kült ablası, kısa film, leighton meester, lost, marilyn monroe, marion cotillard, marlon brando, marvel, megan fox, mickey rourke, mila kunis, mischa barton, natalie portman, oscar 2009, parodi, penelope cruz, poster, poster art, quentin tarantino, ridley scott, robert de niro, robert downey jr, sam worthington, scarlett johansson, sinema, slumdog millionaire, soundtrack, spider-man, star trek, star wars, steven spielberg, superman, terminator 2 judgment day, terminator salvation, the avengers, the curious case of benjamin button, the dark knight, the godfather, the godfather part 2, the incredible hulk, the spirit, the terminator, thor, tim burton, up, vanessa hudgens, vanity fair, video, video klip, wall-e, watchmen, web site, x-men origins wolverine, zoe saldana
Tüm etiketler Popüler
Arşiv
Reklam
|
Şifremi Unuttum?