Anket
Takvim
«    May 2012    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 
Joey (Making Contact) (1985)
Kategori: Kült Ablası » Geniş Vizör | Haber ID: 1974 | Yazdır

alt

İşin aslı Roland Emmerich kimdir, necidir hiç bilmezdim. Ancak bu muhterem şahsa ait ''Making Contact'' diğer adıyla ''Joey'' filminin açılış jeneriğinde ''Bir Roland Emmerich Filmi'' ifadesiyle karşılaşınca ister istemez güzel bir seyirliğin tam karşısında oturduğum hissine kapılmıştım. Ne de olsa sadece kendi sinemasını yaratabilmiş zatlar için böyle bir terim ya da etiket normal anlamda kullanılmakta... Bu pozitif önyargı şahsımda şiddetli bir yanılgıya dönüştü, maalesef.

Herşeye filmin konusunu (ancak bir porno film kadar derli toplu hikayesi olduğunu söylemek yanlış kaçmayacaktır) anlatmakla başlamalı. Bütün olaylar zinciri(!) Joey'in babasını kaybetmesiyle başlıyor. Filmin minik kahramanı babasını o denli sevmektedir ki onun ölümünü bir türlü kabullenemez. Geceleri (sadece bir gece) babasının fotoğrafıyla konuşmaya başlar Joey. O kadar büyük bir acı içerisindedir ki, Joey ile birlikte adeta seyirci de kahrından ölür(?). Emmerich, bırakın eleştirmenin gözünü ortalamanın altı bir sinema seyircisini bile bu konuda tatmin edemiyor, küçük çocuğun acısını zerre kadar batıramıyor izleyenine. Hem Joey de kimdir ki? Seyircinin aklında henüz böylesi bir soru işareti varsa o çocuğun neyine üzülmeli?

Neyse ki olaylar Joey'in açısından daha güzel bir hal almaya başlıyor: Filmin adında da belirtildiği gibi Joey babasıyla iletişim kurmanın daha teknolojik bir yolunu buluyor. Böylelikle Joey ve ölü babası arasında odasındaki küçük, kırmızı, oyuncak telefonu aracılığıyla iletişim sağlanıyor. Öncelikle baba-oğul güzel bir dertleşiyorlar telefonda, alelade. Sonra da oyuncaklar canlanmaya başlıyor ve akabinde de kulağa bile korkunç gelemeyecek kadar absürd olaylar silsilesi... Star Wars'un unutulmaz robot ikilisinden R2-D2 oyuncağıyla tanışıyoruz çok geçmeden ancak bu robot canlı ve canlı olmama arasında bir konumda yer edinmiş kendine. Bu konunun ucunu açık bırakarak yorumu seyircisine bırakmış Emmerich. Henüz bu konu açıklığa kavuşmadan (beklemeyin de zaten çünkü asla kavuşmayacak) R2-D2'nun kötü ruhlu, Yoda bozması bir kuklanın dirilmesine sebep oluşu gösteriliyor ki R2-D2 hikaye, kötülük şahane diyerekten bir diriliş söz konusu bu noktada. Filmdeki kuklanın komikliği Chucky'i hatırlatsa da B filmi sınırları dahilinde bile tabiri caizse insanın elinde kalıyor zira görünüşüyle bile taklit olduğu gün gibi sırıtan bu yaratığın hanesine daha en baştan bir eksi yazmamak insanın elinde değil. Sizin de tahmin edeceğiniz üzere bundan sonraki anlarda da olur olmaz her türlü Star Wars öğesiyle karşı karşıya kalmaya devam edeceğiz. Filmin hikayesi (Joey'in telekinetik güçlere kavuşmasından, okuldaki arkadaşları tarafından nefret edilen kişi konumuna düşmesi tekabülünde çocukların oyuncak tanklarıyla R2-D2'ya saldırı düzenleyerek intikamlarını almalarına kadar oldukça zengin bir hikaye bu) böyle kendi halinde uzayıp gidiyor.

Peki bu seyirliğin amacı nedir?

Bir hikaye anlatmak?
Eğlendirmek?
Heyecanlandırmak?
Güldürmek?
Anlamsız da olsa birşeyler göstermek?

Hayır, hayır! Bu film olsa olsa bir filmde yapılmaması gereken en ölümcül hataların biraraya getirilmesidir. Kötü filmin tanımını yapmak, ne menem birşey olduğunu tüm cümle aleme göstermek için biraraya gelmiş insanların projesi olmalı! Bu kadar kötüsünü ''bilmeden'' başarmak hiçbir insanoğlunun tekelindeki kudret değildir. Bu kadar kötüsünün yanlışlıkla yapılma ihtimali bile çok düşük. Hangi yapımcı böylesi bir ''şey''e içi rahat para yatırabilir ki. Para sahibi kaç insan bu denli saf olabilir?.. Filmin üzerine yaptığım varsayımlarda bu hataların bilinçli yapıldığını düşünerek pozitif olmaya çalışıyorum ama kaş yapayım derken göz çıkarıldığı her halinden belli olan bir istem dışı komedi var bu filmde. Bunu görmemek hatta görmezden gelmek bile akıl karı değil! Olumlu olmaya devam edip Joey'in çocuk filmi olduğunu ileri sürmek de fayda etmiyor çünkü çocuk filmleri janrının gereklerini de tam anlamıyla yerine getiremiyor, başka yönlere kayıyor bilinçsizce ve nedensizce.


Yazar: Deniz Akcadogan | 11 Şubat 2009 | Okunma: 529 Bookmark and Share
Benzer haberler:

Yazıdaki alaycılığa bayıldım! Kötü filmlerden de iyi yazılar çıkabiliyor demek ki. İzlesem bu kadar keyif alacağımı sanmıyorum. Yaşasın Joey (!)
12 Şubat 2009 02:01 |
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.