Anket
Takvim
«    Haziran 2009    »
PtSaÇrPrCuCtPz
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
 
Linkler

Konuları Sırala: Tarihe Göre | Ratinge göre | Okunma Sayısına Göre | Yorum Sayısına Göre | Alfabetik

Kategori: Haberler » Sinema Haberleri | Haber ID: 2343  
  • 85

avatar - james cameron & sam worthington

 

 

 

Görüşlerden sonra, genel olarak Cinema Expo sonrası James Cameron'ın Avatar'ı hakkında kimi yazılar, yorumlar, detaylar ortaya çıkıyor. Hollywood Reporter'dan Carl DiOrio'yu dinliyoruz...

 

Yazar: asturquemandele, 27 Haziran 2009

Okunma: 592 | Yorumlar: 17

  Devamı..
Kategori: Janr Filmleri » Romantik Komedi | Haber ID: 2342  
  • 85

"(kapanış jeneriğinden saniyeler önce) So...Here we go!"

 

Punch-Drunk Love (2002)


Paul Thomas Anderson'ın,"Kubrick romantik komedi çekse nasıl olurdu?" sorusuna cevap aradığı başyapıtı Punch-Drunk Love'ı incelemek istiyorum şimdi de.Bu filmi seçmemin sebebi de epey ilginç kurgusuyla (en klasik tabirle) izleyeni sersemletmesi ve sonu ve başı belli olmayan tuhaf yapısı.Ne var ki,Anderson'ın Magnolia gibi sıkıcı ancak bittiğinde ağızda iyi bir tat bırakan tuhaf bir epikten sonra böyle bir işe kalkışmasının nedeni halen güç...Hadi başlayalım.

 

Yazar: berat bayer, 27 Haziran 2009

Okunma: 846 | Yorumlar: 1

  Devamı..
Kategori: Müzik | Haber ID: 2340  
  • 85

Pussycat Dolls - Hush Hush, Hush Hush


Pussycat Dolls'un adını bilmediğim (muhtemelen de son olacak) albümünden çıkan Hush Hush, aslında bir ballad iken içine I Will Survive sample'ı atılarak hareketlendirilmiş ve melodisi dile takılan bir parça çıkmış ortaya. Kızlar da Nicole Scherzinger'in aşırı derecede ön plana alınmasından şikayetçi ki, grubun dağılması gündeme gelmiş. Hepsi dans edebilen ve şarkı söyleyebilen kızların neden tekini bu denli kayırmışlar, anlayabilmiş değilim. Her neyse, klibi izleyelim ve '70ler ruhuna geri dönelim.

 

Yazar: Sinemaestro, 27 Haziran 2009

Okunma: 1382 | Yorumlar: 1

  Devamı..
Kategori: Müzik | Haber ID: 2339  
  • 85

Michael Jackson

Michael Jackson bizim kuşağımız için herhangi bir şarkıcıdan ya da şöhretten biri değildi hiçbir zaman. Yediden yetmişine herkesin tanıdığı, kiminin idolleştirdiği, kimininse birazdan benim de yazacağım üzere, insani yönüyle takdir ettiği, her şekilde kendini harcayan ve safiyane sömürten çocuk kalmış bir adamdı, belki de geç kavuştuğu imkanlarla bunu yaşamaya çalışan. "Neverland"inde rahat bırakılmadı, zirveye ulaşan herkesin paçasından tutulduğu üzere, onunkine de yapışıldı, yerlerde sürünene kadar rahat bırakmadılar. Sırtından kazanmak üzere, mezarında da bırakmayacaklar. Yıllar önce kaybettiği şöhreti ve müzikalitesi beni ziyadesiyle üzmüş iken, bu kaybın üstüne bir şeyler yazmak istedim. Hepimizin yaşadığı bir döneme damgasını vuran bir adama son saygı duruşuydu bu. En azından, kendi adıma, minnettarlıkla, bunu borçlu olduğumu düşünüyorum. İyi ki doğmuş, hayatlarımıza girmiş ve daha fazla kukla edilmeden, vicdanlarda deprem yaratarak, sessizce gitmiş...

 

Yazar: Sinemaestro, 27 Haziran 2009

Okunma: 921 | Yorumlar: 0

  Devamı..