Geçtiğimiz günlerde The Hurt Locker ve Moon'un galibiyetiyle sonlanan BAFTA 2010'un en iyi film adayları, Tavis Coburn'un poster art çalışmasında yeniden hayat buldu.
Empire Magazine nisan ayında yayımlanacak 250. sayısını 25. yılını kutlayan Back to the Future ekibine ayırdı. Özel bir kapakla piyasaya çıkacak olan sayıda Clint Eastwood'a da geniş yer verilmiş.
2000'ler ve '90lardan sonra, bir on yıl daha geriye dönüp, '80leri hatırlamanın zamanı gelmişti. Hepimizin kişisel sinemateğinde yer etmiş bilindik filmler yanı sıra, benim de izlemediğim onlarca film vardı ve bir isim havuzu oluşturmak adına, bu sefer dışarıda pek öğe bırakmadan, geniş bir liste hazırladım.
Tarihe hem Berlin’den Altın Ayı hem de Cannes’dan Altın Palmiye ödülünü bir arada kazanmış ilk film olarak geçen, Henri-Georges Clouzot yapımı Le Salaire De La Peur/Dehşet Yolcuları, çekildiği tarih itibariyle günün çok çok ilerisinde ilginç bir gerilim filmi. Georges Arnaud’un aynı adlı romanından uyarlanan film, bir Amerikan petrol şirketi adına 4 şoförün nitrogliserin yüklü kamyonlarla oldukça bozuk bir yolu korku içinde aşmalarını anlatır.
Karşımızda dönemin totaliter yönetim altında yaşayan ülkeleri; Almanya, İspanya, Sovyet Rusya ve İtalya'da gösterimi yasaklanmış bir film var. Filmin Frank Capra filmi olduğunu bilmek bile bu ülkelerde neden yasaklandığını açıklıyor aslında. Çünkü Capra, 2. Dünya Savaşı kendine yer açmaya başladığında bile demokrasinin, politik namusun yılmaz bekçisi olan bir yönetmendi. Resmi olmayan ikili bir seri olarak düşünülebilecek filmin öncesindeki Mr. Deeds Goes To Town'daki dürüst adam imajı bu filmde de devam ediyor.
Şifremi Unuttum?