Anket
Takvim
«    May 2012    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 
Terminator Salvation (2009)
Kategori: Janr Filmleri » Fantastik/Bilim-Kurgu | Haber ID: 2233 | Yazdır

 

Terminator Salvation Poster

 

James Cameron'ın biricik yadigarı, hemen hemen hepimizin çocukluğuna yön vermiş, hayalgücünü renklendirmiş, bilim-kurgu zevkini şekillendirmiş Terminator SAGA'sı, Terminatör 3'ten beri, gün yüzü görmedi. Maalesef McG yönetmenliğinde beyazperdeye gelen Terminator Salvation da bu makus talihi değiştiremiyor.

 

Film vizyona gireli henüz bir gün oldu. IMDB'nin kullanıcı sayısının artması ile, filmlerin gösterime girdiği ilk hafta içerisinde gözlenen tepkilerin rasyonelliğini yitirdiğini göz önüne alırsak, insanların Terminator Salvation hakkındaki düşüncelerini internetteki çeşitli bilim-kurgu, sinema sitelerinden gözlemleyebiliriz. Film henüz Türkiye'de gösterime girmediği için, birazdan yazacağım değerlendirmenin dışında, taraflı / tarafsız bir çok yoruma kısa bir arama neticesinde ulaşabilirsiniz.

 

Yönetmen McG'nin prodüksiyon geçmişine bakıp, yönetmenlik tarzının sinemadan çok TV'ye yatkın olduğunu ele aldığımda, Terminator serisi için O'nun seçilmesi bana her zaman ürperti verdi. McG bu süreçte iyi niyetiyle ne yapmış olursa olsun, filmin prodüksiyon aşamasında yaşananlar, karşılaşacağımız şeyin hiç de beklediğimiz gibi olmayacağının sinyallerini veriyordu.

 

Kısacası, filmin başına gelmeyen kalmadı. Terminator Salvation'ın yapım süreciyle belirli-belirsiz ilgilenenler bile Christian Bale'in Shane Hurlbut'la yaşadığı kavgayı bilir. Aslında bu, buz dağının görünen kısmıydı. Bu kaydın internete sızmasının asıl sebebi, sette yaşanan sorunların dayanılmaz boyutlara gelmesi sonucu, çekimlerin neredeyse iptal edilecek olmasıydı. Christian Bale'in çekimler boyunca defalarca sinir krizi geçirdiğini, sakatlandığını, Sam Worthington'ın belini incittiğini, kum fırtınası yüzünden çekim aletlerinin neredeyse kullanılmaz hale geldiğini ve senaryonun "defalarca" değiştiğini biliyoruz. Filmin sigorta masrafları için endişelenen yapımcılar, bir nevi emniyet sibobu olarak bu kaydı kullanmış olsa da, prodüktörler filmin hakları için mahkemelik olmaktan kurtulamadılar.



Sayfa 1-of-6 | Sonraki Sayfa | Son Sayfa
Yazar: Bilge | 19 Haziran 2009 | Okunma: 6158 Bookmark and Share
Benzer haberler:

yoruma ek yapayım dedim baştan aşağı sildim yanlışlıkla,

herneyse, tekrar özetlersem,

en azından chris bale belki kurtarır diyorduk, korktuğumuz da başımıza gelecek yani diyoruz.

neticede eleştiri üzerine filme gideyim gitmeyim diyen biri olmamakla beraber, terminator dünyasını en ince detaylarına kadar incelemiş birinin yazısı bu, o diyorsa doğrudur diyebileceğim kadar.

keyfim kaçmış olsa da gidip gözlerimle görmem lazım.

22 May 2009 13:19 |

böyle olucağını tahmin ediyodum ama aklımdan bu düşünceyi uzak tutmaya çalışıyodum fakat kaçınılmaz şey olmuş niye böyle oluyo anlamıyorum nasıl yani nasıl olupta eski efsaneleri rezil ediyolar 5 temmuz akşamı bende daha detaylı bi yorum yazıcam ama bende üzüldüm baya açıkcası.
22 May 2009 14:23 |

Beşinci film olucak çünkü Christian Bale 3 film için imzayı attı ama Sam Worthington olmiycak sanırım filmde hem imzayı atmamış hemde Salvation ın finali doğruysa olmasıda saçma olurdu bence.

Bu arada cast açıklandığında fanların Christian Bale in John Connor olmasına tepki vericeklerine zannediyolardı heralde ama heralde "The Dark Knight" patlaması sonucunda Salvation ın da bi TDK havası yaratıcağına onun gibi iyi bir film olucağına inanıyolardı ama şimdi berbat olduğunu söyleyen çok kişi var hayret Christian en sevdiğim 10 aktör arasındadır ama o kadar kötü bi performans çıkardığını senaryoya bağlıyorum ben çünkü ana karakterin o olması gerekirken Marcus Wright diye bir elaman çıkıyo neyse buna sonra değinicem zaten.

Artı olarak da şöyle bişey vardıki yönetmen McG idi sanırım bunu hesaba katmayan fanlar(veya kattılarda adamımı desteklediler bilmiyorum) filmi izleyince üzüntüyle çıktıklarını söylediler yani herkesin beklediği o büyük savaşı tamamen bahsedildiği gibi anlatmıyomuş açıkcası benim hikayeyle ilgili beklentilerim düşüncelerim hikayenin tamamen John Connor çevresinde dönücek olmasıydı çünkü 3 filmdir buna hazırlamıyolarmıydı bizi ? ee nerden çıktı bu Marcus denilen adam üstüne bide adam filan dediler ona zaten anladım yani John Connor filan yalan direnişin maceraları yalan liderlik yalan yine bir efsanenin batırılışı neyse yapıcak bişey yok tebrikler McG koskoca destanı mahvettin gerçekten çok iyi iş.
22 May 2009 19:25 |

The Player ve Barton Fink izlenmeli, yapımcılar dünyasının ne denli aptallarla dolu olduğu görülmeli ve McG gibi ne idüğü belirsiz tiplere bu derece büyük projeleri stüdyoların nasıl verdiği daha iyi anlaşılmalı. Sam Raimi, Brett Ratner, Michael Bay ve daha nicelerini de buna katıyorum: sektörün sevdiği isimler bunlar, çevresi geniş. Ürünlerinin kaliteleriyle değil, bu sayede bir yerlere geliyorlar, arka buluyorlar. McG'ye ise tek lafım var: Bari kendine bir isim bulsaydın be adam, Terminator yönetmeye soyunmuşsun, sahneye çıkıp rap yapmaya değil! Fresh Prince (Will Smith) paklasın seni...
26 May 2009 18:28 |

Spoilera girmeden T4 yorumu:
T3'ü sıradan ama izlenebilitesi yüksek bir film olarak hatırlıyorum. Sonuçta Cameron'un yarattığı Terminator serisinden hiçbir farkı yoktu,içerik hariç. Kaçma kovalama belki biraz daha az heyecanlı ama genelde güzeldi. Sadece T1 ve T2'deki o ince dokunuşlar eksikti, bu da filmin kalitesini ister istemez düşürüyordu....
Gelelim T4:Salvation'a. Çok ama çok kötü bir film. İnanın bana sadece efekt,aksiyon seven biriyseniz bile filmde esnemeniz ve "noluyor filmde???" demeniz olası. Bu sene hayalkırıklıkları arka arkaya geliyor ne yazıkki. Önce Wolverine,şimdide Terminator. T2 ve T1'de tasfir edilen gelecek ne, bu ne???(Hoş orayıda bu annemin tasfir ettiği gelecek değil diyerek aptalcana kurtarmaya çalışıyorlar)

Düşünülen hikaye bence çok güzel ama bu hikayenin senaryoya dökülme kısmı cidden rezalet. Film bir türlü ilerlemiyor. Hikaye bir adım öteye gidemiyor ilk 1 saat 15dk. Tam birşeyler olacak derkende abuk,gereksiz bir aksiyona giriliyor. Bazı aksiyon sahneleri,vs... çok mantıksız. Tamam bir bilimkurgu,fantazi filmindeyiz ama bu kadarınada pes. Ayrıca filmin bariz kesildiğini belli ettiği birkaç yeri var. İnsan biraz toparlamaya çalışır oraları. Ayıp bu seyirciye. Mostow bile T3'de böyle seyler yapmadı...

McG açıkcası röportajlarında verdiği iddialı açıklamalarla beni ümitlendirmişti ama film izlediğimde kendisinin beş para etmez bir adam olduğunu daha iyi anladım. Cidden çok iyi çektiği sahneler var ama duygusal olması gereken sahneler yada diyalogların sürüklemesi gereken yerler hep düşe kalka ilerliyor...

Oyunculara gelelim. Christian Bale kendine yazık etmiş bana kalırsa. Yada bari bir efsanevi karakteri daha beyaz perdede oynayayım diye egosunu tatmin etmiş. Çok kötü çok. Filmin en iyisi Kyle Reese'i oynayan Anton Yelchin ve Markus Wright'la Sam Worthington ki senaryoya kurban gitmiş bir karakteri var,daha neler yapardı bu karakterle. Gelelim Helena Bonham Carter'a yada gelmiyim.Tüylerim diken diken oluyor...

Efektler çok iyi,robotları yine harika bir şekilde ekrana getirmişler.Müzikler ise tam rezalet...

Tahminimce Cameron bu filmi izlediyse k.çıyla gülmüştür. Ben hangi yılda neler yaptım,bunlar şu anda neler yapıyor diye dalgasını geçmeli bence. T5,T6 gelicekse gelmesin bence. Şu ekiple bir Terminator film daha rezil edilmesin...

imdb.com'da nasıl 7.4 puanda bu film anlayamıyorum. Herhalde artık 2-3 güzel efekt gören,hikaye yoksa bile filmi beğeniyor. Yazık....

Sarah Connors Chronickles çoğu bölümünde bu filmden daha iyi bir Terminator hikayesi sunabiliyordu...

3.5/10
29 May 2009 04:25 |

gelmedi daha kafir ül muazzama buraya.

ah ah, hep kullandığım bi sanat müziği sözü var,

gelse o şuh meclise
naz-ı tegafül eylese.


yalnız şuh değilmiş öyle derler.
gelsin de bi sazı ele alalım bakalım. birkaç türkü yakalım.
30 May 2009 09:09 |

yönetmene yapılan eleştirilerde haklısınız ama terminator serisinde önemli olan şey yönetmen değil hikayeyi yazanlardır.ilk iki filmi bilindiği gibi james cameron ve william wisher.son iki filme ise haliyle bunlar olmayınca başarısız sonuçlar alındı.filmin anlamı ve karanlık atmosferi gitti geriye ise yaz eğlencesinden başka bişey kalmadı...
5 Haziran 2009 19:18 |

Iyi de isterse senaryo iyi olsun kötü yönetmenlikle asla birşeye benzemez bir film. Sonuçta artık aksiyon sahnesi çekemeyeni falakaya yatırdıkları bir dönemdeyiz,efektli film çekmek çok kolaylaştı, ilk filmdeki morph teknolojisini evde bile kullanbiliyoruz az çok; işin espirisi iyi hikaye anlatmaya dayanmaya başladı ve Hollywood uzun süredir iyi hikaye anlatamıyor. Eskiden kötüde olsa "aaa aksiyon iyi" diye izleyebiliyorduk ama şu anda her filmdeki aksiyon çok iyi. Dediğin gibi yine dönüp olaşıp senaryoya geliyoruz ama senaryoyu anlatmak ve ekrana yansıtmakda yönetmenlikden geçiyor...

McG'nin meziyetleri Charlies Angel için yeterli ama bu film yada seri için asla....
5 Haziran 2009 20:43 |

gel de sinir olma, şu filme ayıracak bi 3-4 saat bulamamak çok kötüymüş.
5 Haziran 2009 23:09 |

charlies angels neree terminator neree.. smile güzel açıklamışsın terminator öle cameron diaz ın kalçalarına özel kamera tutmaya benzemez...
6 Haziran 2009 03:10 |

John Connor'la bir yere varamayacağını düşünen ekip, belli ki anti-kahraman konsepti üzerinden ilk halkayı kotarmaya çalışmış. bir derece başarılı da olmuş, öyle ki, sonraki filmlerde Marcus olmaksızın geriye bir miras kalmıyor. Üçüncü filmden kesinlikle daha iyi bir film var karşımızda. Dediğim gibi, bir katili alıp güçlü yönleriyle iyi adamların hizmetine sunuyorsanız, o dünyanın en kötü filmi bile olsa, bu klişe filmi kurtarır. Kenarda bekleyen anti-kahraman dosyamın bir uzantısı olarak ele alıyorum Marcus ve macerasını, bunun haricinde zaten Cameron'un dediği gibi, anlatacak pek bir şey kalmamıştı. Mad Max hikayesine daha yakın bu bağlamda bu atmosfer, distopik örgüsüyle. McG Cameron'dan çalmış fakat ilgili seriden değil, Aliens ile yapmış bunu. Küçük kız Star ve T-800'lerin üretim hattına dalan John Connor, direkt Aliens'ı çağrıştırdı bana. Ve atlanmış, T-2'ye bir selam çakılmış: Connor moto-terminatore tuzak kurarken çalan parça, Edward Furlong'u T2'de ilk gördüğümüz sahnede çalan parçayla aynı: Guns N' Roses - You Could Be Mine. Buruk bir nostalji oldu eni sonu, gereksizdi. Sonuç olarak, Marcus, Sam Worthington; karakterin adı veya yüzü kim olursa olsun, kim çekerse çeksin, seyirciye alışık olduğu o duygu zaten geçecekti. Bu da filmi izlenir kılıyor, T1 ve T2 ile kıyaslama zaten anlamsız: Bu film umutsuz bir gelecekte geçiyor, post apokaliptik, distopik, ne derseniz deyin. İlk on dakikası video oyunu havasında ilerleyen film (ve seri) zaten bu "hile" olmaksızın ayakta duramayacağını rahatça gösteriyor. Devam filmleri çekilir ise bunu görürüz. Anti-kahramanımız seyirciye sempatik kılınırken Connor aynı derecede antipatik olmuş. Bryce Dallas Howard'ı oldum olası sevmem. Babasından ötürü (Ron Howard) torpilli gelir. Moon Bloodgood, Summer Glau'nun geliştirilmiş versiyonu gibi duruyor. Ve star yüzüne sahip olmamasına rağmen Sam Worthington, Avatar öncesi burada oldukça başarılı bir referans sunuyor. Rogue'de bu derece parlamamıştı. Christian Bale, üçüncü Batman filminde oynamak istemediğini beyan etmişti, Nolan olmaksızın. Bu filmle her rolün adamı olmadığını dosta düşmana ispatladı. "vazgeçilmez" aktör olmaktan çok uzakta. Özellikle de bu sesle. Özel hayatında da dağıtıp sürekli kanunla başı derde giren aktörün kendine çeki düzen vermesini umalım. Worthington'a da büyükler ligine hoşgeldin diyelim. Kısa bir süre için.

Ayrıca daha sonra değineceğim Wolverine and the X-Men serisi bu karanlık dünyayı bu seriden daha iyi ele alırken, Marcus'un yaratım süreci de Wolverine'in geçmişiyle aynı derecede benzeşmiş. X-Men: First Class ile "mutant güçlerini yeni kazanmaya başlayan" yeni yetmeleri salonlara getirmeye hazırlanan stüdyolara da ayrıca en argosundan selam ederim.
6 Haziran 2009 21:59 |

Ya ben Fragmanınıda izledim tam bir fiyasko olarak nitelendiriyorum bu filmi gerçi ben filmden pek bişe beklemiyordumda ama olsun filmin hayranlarına yazık olmuş diye düşünüyorum.
7 Haziran 2009 00:31 |

Be filmin detaylarına kafayı taktım açıkcası. Detay derkende bahsettiğim şeyler neler:
(Başka bir yaımdan alıntıdır)
Hele bir Skynet üssü var ki evlere şenlik. Masalar,koltuklar bembeyaz,pırıl pırıl ve herşey var. Bi tek fiskos masası eksiktiTabure bile var yahu. Ulan bu skynet insan işçimi çalıştırıyorda biz bilmiyoruz? Bunun gibi bin tane abuk ayrıntı var filmde insanı rahatsız eden. Hatta bir sahne Connor USB Driverla motorsikleti overdrive etti, iPod bağlıyacak zannettim yolda dinleriz diye "Bu detaylara mı taktın?" diyiceksiniz,zaman yolculuğuna falan inandın dıyip kontor çekerek ama evet taktım diyorum. Sonuçta belli bir mantık aramak haksızlık değil. Zaman yolculuğunu geliştirmişsin insanların kullanamayacağı bir plug-in drive yapamışın,hala odalara numeric keypadlerle giriliyor...

Skynetiın bu kadar gerzek tasfir dilmesi koydu bana en çok...

Ayrıca gelecek tasarımında nerde Cameron yaratımı nerde McG.... Bu yüzden ben filmi itin götüne soktum. Yoksa standart bır aksıyon filminde gçrebileceğimiz herşey var ama sen Terminator ismini kulanıyorsan ayağını denk alacaksın yoksa seyirciden böyle tekmeyi yersin gişede...
10 Haziran 2009 19:15 |

abi herkez birgün günah çıkarır ve bugün sıra bende galiba...
film güzeldi be abi yani istediğimiz ben hem aksiyonu tattım hem görkemli sahneleri hem de bol bol terminatörleri..

inkar etmeyelim birçoğumuz t2 de senaryoya değil aksiyon sahnelerine hayran kalmıştık çocuktuk sonuçta e bu filmde de şimdiye kadar yapılmamış sahneler var oldukça etkileyici..

sonuç olarak kimse cameron tarzı bir haikaye beklemesin bu hem saçmalık ve idda ediyorum öyle oluncada bu sefer taklitçi damgası yerdi yönetmen..
BEN İSTEDİĞİMİ ALDIM VE BİLİYORUM ÇOĞUMUZDA AYNI TADI ALDI HER NE KADAR BUNU İTİRAF EDEMESEKTE!! laughing
11 Haziran 2009 02:31 |

BEN İSTEDİĞİMİ ALDIM VE BİLİYORUM ÇOĞUMUZDA AYNI TADI ALDI HER NE KADAR BUNU İTİRAF EDEMESEKTE!!


Valla ilk helikopter sahnesi dışında bır kere heyecanlanmadımçç Bırde Arnoldu görünce içim kıpır kıpır etti o kadar... Dediğim gibi bu filmdeki aksiyonu çekemeyeni zaten falakaya yatırdıkları bör dönemdeyiz...
11 Haziran 2009 18:36 |

geçen hafta, bi alay gereksiz arkadaşımı satıp 3 yıldır falan gelişmelerini takip ettiğim terminator salvation'a girdim. malum sınavlar falan, 1 aydır ilk defa sinemaya girdim. film başladı, helena bonham carter çıktı, kanser bi bilim insanıyla bi cyborg'un öpüşmesi derken, inanılmaz başarılı bir gelecek tasviri gördüm açılışta. çok sağlam çekimler, iştah açıcı ses efektleri, neredeyse ikinci terminator'ün düzeyine ulaşacak efektler, patlamalar, (carter dışında)iyi performanslar... ilk 20 dakika böyle gitti, hele john connor'ın denizaltına girmek için suya atladığı sahne falan derken kalkıp bağırasım geldi "budur!" diye .bi de o kadar kötülemişlerdi falan dedim, kınadım . film önümde aktı gitti, 2 dakika sonraysa tam bir şok yaşadım ...

ama arkadaşlar ne yaptınız siz ya ! o zamana kadar tıkır tıkır işleyen senaryo ve iyi bir gelecek tasviri falan görüyordum ben, bir film bu kadar mı çıtasını düşürür ? aniden temposu düştü, dehşet verici bir kofluk aldı adrenalinin yerini . gördüğümüz numaralar, inişler çıkışlar... filmin son 100 dakikasında sevdiğim ve heyecanlandığım sahnelerin sayısı 9'u, bilemedin 10'u geçmez. e ben izlediğim en feci aksiyon filminde bile son 100 dakikada 20-30 kere heyecana kapılmıştım ! hele terminator'ü düşünürsek, heyecandan yerimden kalkamamak istiyordum, öyle bir şoka girdim ki, şaşkınlıktan oturduğum yerden kalkamadım. öylece kalakaldım, arnie'nin cgi kopyası ve anton yelchin ile sam worthington'ın oyunculukları dışında kayda değer sahne çarpmadı gözüme. son 20 dakikada ise hadi artık bitsin diyordum, mcg'nin iyi ve tempolu kamera kullanımı bile moralimi düzeltemedi. ne oldu filme de, son 100 dakikada kopuverdi ? eğer film ilk 20 dakika gibi devam etseydi olacakları düşündüm. önümden kapanış jeneriği aktı, filmin hikayesinin tadına bir türlü varamadım. jenerik bitince bir süpürgeyle uyandım, salon temizlenecekmiş .gözlerim doluk doluk salondan ayrıldım ... yeni üçlemenin ilk ayağı olarak belki şansı olur filmin .. ama bu kafayla malesef zor. senaristler ilk 20 dakikaya baksınlar, mcg kamera kullanımında çok iyiydi mesela, öyle şeyler yapmaya çalışsınlar diye dua ediyorum hala . keşke kaçırsaydım bu filmi, ya da dakika 21'de işim çıksaydı,salondan ayrılmak zorunda kalsaydım. inanın daha bir keyifli olurdum .

not: filme girerken beklentimi ayarlamadım, ne yerlerdeydi ne tavandaydı. nötr bir tutumla izledim ve cameron filmlerinin havasını hiç aramadım. bu yorumu da o kafayla yazdım, haberiniz olsun ...
15 Haziran 2009 16:25 |

sonunda izleyebildim... izlemeyenler için keyif kaçırıcı şeyler olabilir.

bir direniş vardır. bir de direnişe gizlice sokulan ama bunu yaptığının farkında olmayan, direnişin liderini kendi elleriyle teslim eden biri.

otoritenin lideri ona senaryosundan birebir aldığımda, aynen şöyle diyor:


did you really think we'd be so stupid?
as not you know you were feeling preston?
did you forget?
i'm everywhere...
thank you preston. you've consolitaded my power, given me the resistance...

her neyse, chris bale'in bugünlere gelmesinde bir payı olan bir filmdendi bu, equilibrium. hissettiğini kendisi bile bilmeyen grammaton cleric john preston (bir t-800'ü bile döverek altedebileceğine neredeyse eminim) farkında olmadan direnişe sızmış ve direnişin liderini, dupont'un yönettiği otoriteye teslim etmişti.


amacım aha senaryoyu buradan apartmışlar demek değil, yapmak da huyum değildir zaten, sadece zihnimde canlandı birden.

bu filmin evvela şanssızlıklarından birisi, bir miras devralıyor oluşu, sanırım hepimiz bunda hemfikiriz. hem de ne miras.

şu yoruma katılıyorum, aksiyon sahnesi çekemeyeni artık ıslak odunla dövüyorlar.

senaryo zayıf mı? evet zayıf kalıyor, şu an senaryo değerlendirmesi yapacak değilim, film zaten delik deşik irdelendi.

ama sam worthington müthiş bir adam.filmi daha sıcak seyretmiş olduğum için, bazı yorumlar üzerinden giderek tekrar birşeyler karalamam gerektiğini hissediyorum...


yahu bir de allah aşkına filmin başındaki yazıda, john connor'a kimisi "false prophet" diyor, dediniz , hadi bunun üzerine bir dramatik bişeyler kurgulayın be adamlar! filmde o kadar çok iyi malzeme varken, bu kadar abuk yemek pişmez ki, pişmiş aşa su bile katmışlar yahu.

şu fikirlerin hepsi çok hoş, ama uygulama felaket kötü. daha senaryo dinamiklerine gelmeden (onlara sonra değineceğim kısmetse):

kendini insan sanan bir cyborg(bak bu da bir filmi çağrıştırdı, acaba nedir nedir?)
gelecekten gelen şeyleri gördüğü için ne olacağını bilen, ancak diğerleri şahit olmadığı için kıçını yırtmak zorunda kalan bir connor (bunu işleyebilmişler mi?)
haliyle insanoğlunun otorite savaşı (bu kadar yüzeysel geçilir mi be?)
direniş ve diğerleri (direnişten olmayıp rasgele yaşayanlar, insanların vahşi yaşam kanunlarına tabii olması , ne kadar var bundan, bir tecavüze yeltenme sahnesi veya yakıt bizim yakıtımız hacı lafı ile mi?).
yapay zekası espritüel çalışan bir skynet mi?( iyi hoş, bence connor'a t800 salmak gayet ironik kaçmış, ancak bu da arada kaynamış.)
vs vs vs...

ayrıca en temel abukluk şudur ki filmin inşaa edildiği noktalardan biridir:

evvelki seride, terminatorlerin, insan kılığında direnişe katılmaları için üretilmiş olan bir nevi casus yokediciler olduklarını öğreniyoruz. reese ilk olanların kauçuk olduğundan, sonraki serinin ise t 800 olduğundan bahsediyor ve filmde franco columbu'yu insanlar arasına sızan, itlerin farkettiği bir t 800 olarak görüyoruz ve sağlam katliam yapıyor. burda ise bu iş terminatorlere verilmemiş, ilk paragraftaki gibi ne olduğunu bilmeyen birine verilmiş. benim bildiğim, terminatorler ilk elden insan gibi davranması için üretilmiş, yoksa uçan kaçan makineler varken, hantal ve bir halt beceremeyen yürüyen robotlar üretmek, yapay zekanın bile yapamayacağı bir hata olurdu. madem öyle, en azından, skynet daha insanların kontrolündeyken üretilmiş prototipler gibi yaklaşsaydınız onlara da biz de mantıklı bulsaydık azizim! bunu t3 teki t-1 modelinde görüyoruz.

yahu rezalet miydi?
hayır değildi, ancak bu izlediğim endoskeletonlar, skynet ve john connor ve kyle reese ismi dışında terminator değildi.

üstelik en sonundaki insan şudur budur, biz makine değiliz lafları falan biraz ne bileyim, yüzeysel kaçıyor, böyle şeyler söylenmez, bunları söylüyorsan, söyleme gereği duyduğun içindir.

james cameron hakkındaki yazımda burada, aynen şu ifadeyi kullanmıştım:

"...Linda Hamilton bu sefer epeyce sertleşmiş olarak karşımıza çıkarken, Cyberdine System Series 800 Model 101 metal iskelet Arnold "The Endoskeleton" Schwarzenegger yumuşatılmış bir yazılımla geldi..."

burda cameron sadece filmin sonunda "insanların neden ağladığını anlıyorum", dedirtmişti bir yokediciye. araya bir baba figürü olarak bir terminator bile yerleştirilmişti.

devamında ne gördük? insanın kalbi, biz makine değiliz vırt zırtı gördük, sinirlendim ama şimdi bak!...

en başta senin bilmen lazım aziz connor efendi bunları... "biz makine değiliz, onlara dönüşüyoruz", falan filan.

yani dayandıracak felsefe olarak bula bula bunu mu buldunuz bir tek eeeeey senaristler (bunu ahmet çakar söylüyor gibi hayal ediniz)

neyse fazla uzatmayım gece gece. bu son derece kopuk yazım için özürlerimi sunarak...

saygılarımla,
Sir IV. Astur Quemandele

* bahsettiğim terminator casus olayını detaylandırırım, üstüne gaz gelip sabaha kadar bi t1 bir de t2 izledim, sıcak sıcak yazarım sonra....
17 Haziran 2009 01:09 |
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.