Anket
Takvim
«    May 2012    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 
La Belle et La Bête (1946)
Kategori: Janr Filmleri » Fantastik/Bilim-Kurgu | Haber ID: 228 | Yazdır

alt

 

 

"Aşk, bir insanı canavara dönüştürebilir. Ama aşk, çirkin bir insanı güzel de yapabilir."


alt

 

Güzel ve Çirkin'in hikayesi, "düşlerimizin aynası" olan beyaz perdenin en çok başvurduğu masallardan biri. Sinema bu klasik masalı King Kong'a kadar uzanan çeşitlemelerde kullandı fakat kendisine "şair" sıfatı yakıştırılan Jean Cocteau ipleri eline alana kadar hiçbir masal bu denli gerçek olamamıştı. Muazzam bir görsellik ve iliklerinize işleyen bir müziğin eşliğinde tek bir kare boşa harcanmaksızın aktarılan masalı seyirci olmaktan çıkıp içine dahil olarak izlerken, Jean Cocteau'nun başta tutmanızı istediği "çocuk gözüyle bakmak" sözünü büyük bir zevkle yerine getirirsiniz.


alt

 

Gayet sade ve akılcı biçimde (oyuncuların adı kara tahtaya yazılır ve kendileri tarafından silinir) başlayan ve yönetmenin önsözü ile açılan film, yenilenmiş versiyonuyla beraber görselliğinin cazibesine opera seslendirmesini de katar. Hep tiyatro uyarlaması izleyecek değiliz ya! Operanın büyülü dünyasına bir şair hassasiyetiyle yaklaşılmış ve sinemanın gücü tüm olanaklarıyla kullanılmış. Özellikle Çirkin'in şatosundaki büyülü görsellik filmin kalitesini taçlandırır vaziyette. Şamdanları tutan, yol gösteren ve yemek servisi yapan bağımsız kollar, hareket eden heykel başları (ve Güzel'i izleyen gözleri), Çirkin'in "az önce bir şey öldürdüm" itirafındaki tüten pençeleri, bol duman ve elbette şato koridorlarında uzun elbisesiyle prenses misali kayan Güzel...

 

alt

 

Bu estetiğe şapka çıkarmak lazım ama yine de sizi büyüleyen Çirkin'in "güzel" makyajı değil, ruhunuza işleyen Philip Glass imzalı müzik. Jean Marais'i filmin galasında Greta Garbo'nun (bazı kaynaklarca Marlene Dietrich) haykırdığı gibi "Nerede benim güzel Çirkinim?" diyerek pas geçiyor ve Josette Day'in duru güzelliğini filmin casting'inde en doğru tercih olarak görüyorum. Asaleti ve sıradanlığı birleştiren mükemmel bir seçim olmuş. Marais'in Çirkin haricinde (ki bu kostüm altında sadece gözleriyle çok daha etkileyicidir) filmde iki karakteri daha- Avenant ve prens- canlandırdığını da belirtmiş olalım.

 

alt

 

Rüzgar Gibi Geçti'deki üstü kapalı cinsellik göndermeleri, bu filmin yorumlarında da mevcut. Bunu Çirkin'e karşı sevgi besleyen fakat bunu tenselliğe dökemeyen Güzel'in bıçaklarla oynamasının metafor olarak algılanmasında görüyoruz. Açıkçası bu tür alt metinlerin hangi amaca hizmet arandığından emin değilim. Üst metin kimilerini yeteri kadar tatmin etmemiş olacak ki daha başka arayışlara girmişler... Çirkin'in en büyük silahı beş sihirli objeyi de atlamamak gerek: Gül, anahtar, at, ayna ve eldiven... Her birinin ayrı bir gücü olan nesnelerin hepsi Güzel'in hizmetine sunuluyor, "zenginliğimin anahtarı" diye verdiği altın anahtar, Çirkin'in kalbine açılan bir metafordur aslında, aynı bizim masallarımızdaki tılsımlar gibi. Odaya anahtarı kullanmaksızın, zorla giren Avenant'ı bekleyen ise Çirkin ile yer değiştirmek ve fiziğiyle ona hizmet ederek Güzel ile izdivaçlarına yol hazırlamaktır. Dumanlar içinde uçarak yükselen Güzel ve Çirkin'i şatoda nasıl bir hayatın beklediğini alt metin yorumcularına bırakıyorum.

 

alt

 

Yönetmenin ayna ile tersten yaptığı çekimler ve yakın planlar, masalın büyülü dünyasına dahil olmanızı sağladığı kadar, henüz ikinci uzun metrajlı filminde (1946) ne kadar ustalaştığını da gösterir nitelikte. Daha sonra Orphée (1950) ve Les Enfants Terribles (1950) filmleri de elden geçirilip (Georges Auric'in yerine) Philip Glass'ın opera müziğiyle yenilenen Cocteau, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Fransız Sineması'na bu büyük filmi armağan ederken, geride biz sinemaseverleri ve her yaştan masalseveri memnun edecek bir başyapıt bıraktı. Belki bir daha gelmeyecek, eşine az rastlanır bu görkemli ve sadeliğiyle baş döndüren sine-masalı bulup arşivinizin baş köşesine koymanızı öneriyor, her akşam saat yedide görüşmek üzere ormana doğru yola koyuluyoruz.

 

de la bête avec amour...



Sayfa 1-of-2 | Sonraki Sayfa | Son Sayfa
Yazar: Sinemaestro | 9 Nisan 2008 | Okunma: 931 Bookmark and Share
Benzer haberler:
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.