Anket
Takvim
«    May 2012    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 
Alice in Wonderland'den İlk Fotoğraflar Yayınlandı
Kategori: Haberler » Haber Arşivi | Haber ID: 2321 | Yazdır

 

 

                                        zz1b202482

 

Tim Burton'ın merakla beklenen Alice in Wonderland'inden ilk fotoğraflar yayınlandı.

 



Sayfa 1-of-5 | Sonraki Sayfa | Son Sayfa
Yazar: berat bayer | 22 Haziran 2009 | Okunma: 2264 Bookmark and Share
Benzer haberler:

çok yaratıcı tasarımlar, burton yine hayalkırıklığına uğratmayacak gibi.
22 Haziran 2009 21:14 |

Helena Bonham Carter'ı asla sevmedim, sevemedim. Eski ve sıkı bir Lisa Marie (Ed Wood, Sleepy Hollow, Mars Attacks) fanı olarak, özel hayatına dahil ettiği aktrisi filmlerinde oynatma(ma) raconunu Martin Scorsese (Isabella Rossellini) ve Quentin Tarantino (Mira Sorvino)'dan öğrenmesi gerektiğini düşünüyorum Burton'umuzun. Bir insan bu kadar antipatik olabilir. Marla Singer olarak bile sinir bozucuydu bu kadın, kendisini daha fazla görmek istemiyoruz.

Filmin sequel olduğunu ancak şimdi açıklamaları da biraz tatsız kaçmış. 2 yıla yakındır bu yapımı bekliyorduk zira. İkinci bir Hook rezilliği olmaz umarım. Jack and the Beanstalk: The Real Story'i de bu manada seyredilir bir yapım olarak yorum sonuna iliştirelim.
22 Haziran 2009 21:32 |

burton hakkında tamamen kişisel beğenilerim ile konuşursam:

bir dönem tabii ki ilgimi çekmiş idi, ancak kendisi ile şu aralar aram pek iyi değildir.

yine de atmosfer yaratma hususunda değişik bir vizyonu olan bir zat, anlattığı hikayesi atmosferi kadar güçlü olmadı hiç...
ancak nedense görünen köye göre, alice'de atmosfer bazında geri kalmış gibi duruyor.

açıkçası ben daha daha daha dahasını - fotoğraflarda bile - bekliyor idim. ciddi ciddi zayıf gördüm - genel olarak değil, kendisine kıyasla.

tabii ki bu sadece gagasını görüp tavus kuşunu yargılamaya da varabilir, henüz ne gördük, orası da var.

velhasıl, tim burton üzerine yorumlarımı yazmamak için kendimi zor tutuyorum. bir nevi underground ikonu haline gelmiş olup, sadece cnbc - e yayınladığı için ordakileri sevmek zorundaymış gibi davranan insanların tapındığı biri haline dönüşüyor olması (en azından ülkemiz için), kendinden dolayı değil, sevenlerinden bir kesimin tavırlarından dolayı burton'dan uzaklaşmama neden oluyor diye kısa bir özet geçeyim. bu konuda ne yazık ki daha fazla açığa kavuşturma için yazmam gereken şeylerin yeri en azından burası değil, kişisel blogumda olur en fazla.

velhasıl, filme gelince, alice ve tim iyi bir ikili hamuruna sahip. birbirleri için büyük potansiyelleri var.

göreceğiz...
22 Haziran 2009 22:25 |

burton yaratıcı bir yönetmen, yaratıcı bir tasarımcı, iyi bir hikaye yazarı ve uygulayıcısı, ayrıca yetenekli de. ama popüler kültür yüzünden che guevara gibi oldu adam. bi "naytmayr bifor kırismıs"a kendi yorumunuzu katın da öyle izleyin ya ! belay hoş film tamam da, o cnbc-e yüzünden beğenenlerin arasından burun kıvıranlar muhakkak çıkacaktır. sinemanın yozlaşmasına önayak olanlardan biri işte, popüler kültür. böğk !

not: söz konseptten açılmışken, yarın tim burton'ın eliyle çizdiği konsept tasarımlarını buraya koymayı düşünüyorum, sinemaestro sağolsun. ancak malesef şimdi vaktim yok. feci ilham verici çizimler hakkaten, bu adamı bir kez daha gözden geçirmenizi gerektirebilir, o derece güzeller.
22 Haziran 2009 22:44 |

Tim Burton'u CNBC-E kuşağı ile ilişkilendirmek, popüler kültür ikonu olarak ticari metaya dönüştürülmesine ürünleri satın alarak katkıda bulunmak kadar abes. Sinemasal açıdan baktığımızda, önümüzde Frankenweenie'den başlayarak, kendi hayal gücünü perdeye yansıtmış ve esin aldığı türleri, Tarantino'nun kaba üslubunun aksine, kendine özgü bir naiflikle sentezleyebilmiş bir sanatçı var karşımızda. Kompozitör seçiminden birlikte çalıştığı oyunculara, bu dünyayı besleyen diğer önemli öğeleri de yoruma katmak lazım. Benim için yönetmenin zirvesi hâlâ Ed Wood ve sadece bu filmle bile adını kilometre taşları arasına yazdırmayı hak ediyor Burton.

Hepimizin aşina olduğu üzere, sinemada ve müzikte kronoloji ile ürün kalitesi ters yönlüdür, bunda marjinal fayda teorisi ve kazandıkça yok olan yaratım süreci baş etkenlerdir. Edward Scissorhands ve Beetle Juice görece "hafif" filmler olsalar da, gerek Batman Returns ile Alman dışavurumculuğuna çaktığı selamı gerekse Ed Wood ile en kötü yönetmenin öyküsünden en güzel hikayelerden birini yaratmış olması, Burton'u "bir sonraki hamlesinde ne yapacak?" merakıyla izlenmeye değer kılıyor.

Eldeki 15 filminden 13'ünü (Big Fish ve Sweeney Todd beklemekte) izlediğim Burton'un gelecekteki projeleri içinde Dark Shadows ve Frankenweenie'yi görmek beni heyecanlandırıyor. Arada falsolar verse de verimli bir süreç içinde daha nice güzel yapımlar ortaya çıkarabilir bu beyin. Dehasının önünde şapka çıkarmak lazım, batırdığı filmler kıstas alınarak değil, kendi özgün yaratımından sinemalaştırdığı hikayelere yönelerek.
22 Haziran 2009 22:51 |

efendim,
aslında demek istediklerimi burada daha fazla açacak değilim.
sadece bu kadarı kafi.

ancak madem saçmalamakla suçlanıyorum, açık açık şunu söyleyim, tim burton'ın kendisine yönelik bir eleştirim yok. tüm filmlerini izlemiş olarak, vincent dahil, kendine bir kulvar açmış olsa da, beğenme zorunluluğunda olduğumu düşünmüyorum.

tıpkı beğenmediğim, ama saygı duyduğum rock müzisyenleri gibi. kimse bana dinletemez. ancak akım rock olduğu zaman dinleyenlerden nefret etmek gibi, burton'dan değil, evet, cnbc temelli bir kültür üzerinde kendi beğenisini konumlandırmış tim burton hayranı bir kısım zerzevattan da nefret ederim.

tim burton'ın bir nevi, mahalledeki itilmiş sezercik yansıması olduğunu da ciddi ciddi düşünmekteyim.
22 Haziran 2009 23:05 |
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.