Anket
Takvim
«    May 2012    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 
Michael Jackson'un Ardından...
Kategori: Müzik | Haber ID: 2339 | Yazdır

Michael Jackson

Michael Jackson bizim kuşağımız için herhangi bir şarkıcıdan ya da şöhretten biri değildi hiçbir zaman. Yediden yetmişine herkesin tanıdığı, kiminin idolleştirdiği, kimininse birazdan benim de yazacağım üzere, insani yönüyle takdir ettiği, her şekilde kendini harcayan ve safiyane sömürten çocuk kalmış bir adamdı, belki de geç kavuştuğu imkanlarla bunu yaşamaya çalışan. "Neverland"inde rahat bırakılmadı, zirveye ulaşan herkesin paçasından tutulduğu üzere, onunkine de yapışıldı, yerlerde sürünene kadar rahat bırakmadılar. Sırtından kazanmak üzere, mezarında da bırakmayacaklar. Yıllar önce kaybettiği şöhreti ve müzikalitesi beni ziyadesiyle üzmüş iken, bu kaybın üstüne bir şeyler yazmak istedim. Hepimizin yaşadığı bir döneme damgasını vuran bir adama son saygı duruşuydu bu. En azından, kendi adıma, minnettarlıkla, bunu borçlu olduğumu düşünüyorum. İyi ki doğmuş, hayatlarımıza girmiş ve daha fazla kukla edilmeden, vicdanlarda deprem yaratarak, sessizce gitmiş...

Tek kanallı dönemde tanıdık biz onu. Blendax reklamlarında Billie Jean çalardı. Bad çıktığında olay olmuştu, çocuktuk, bir yılbaşı gecesi TRT Michael Jackson'u çıkarıyoruz deyip bir zibidiye playback yaptırdığında şöhretinin boyutlarını kavramıştık. Daha sonra Martin Scorsese'nin yönettiğini öğreneceğimiz Bad ile ilk kısa metraj film deneyimlerimizden birini yaşadık. Diana Ross'a benzemek istiyor dendi (Dirty Diana), her klibi, her şarkısı kendine özgüydü, Liberian Girl'den I Just Can't Stop Loving You'ya kadar. 1983'te Grammy Ödülleri'nde gerçekleştirdiği Billie Jean şovu, daha sonra Smooth Criminal ve ötesiyle çokça tanık olacağımız "illüzyonist" yönünü ortaya koyuyordu: Korku literatürünü dansla birleştiren (Thriller) bu adam, Houdini tarzı numaraları müziğine yedirip eşsiz performanslar sunmasını ve seyirciyi memnun etmesini biliyordu. Beyaz eldivenlerinden şovunun bir parçası olan şapkasına, gözlüklerinden bilek hareketlerine kadar hayranlıkla izlediğimiz "gizemli" ayakkabılarına tam bir ikona dönüşmüştü. Geleceğe Dönüş'ten Seinfeld'e, yıllar boyunca pek çok yapımda izleri hayranlıkla görülecekti. Bu kadarla kalmadı. Black or White'tan Remember the Time'a, Ghosts'tan Spike Lee imzalı They Don't Care About Us'a, klip görselliğini üst seviyelere taşıyordu, bu arada Give in to Me gibi hitlerle rockseverleri de memnun ederek. Elbette bunlar gelip geçici zevklerdi, takdir edip unutup giderdik. Onu hafızalarımızda kalıcı kılan kazandığı şöhret değil, bu imkanlarla dünyanın geleceği adına, çocuklarla bezediği Man in the Mirror, Heal the World, Will You Be There, Earth Song gibi klipleriydi; yıllar önce Lionel Richie'nin We are the World projesiyle başlattığını tek elden sürdürüyor gibiydi. Benim için ayrı bir önemi daha vardır; karışık kasetlerin revaçta olduğu dönemde Heal the World'u ısrarla bu toplama yerleştiren, sonradan kaybettiğim kuzenim de, hepimiz gibi, bu "çocuk-adam"ın samimiyetinden etkilenmişti. Hangimiz etkilenmedik? Smile'ı söylerken sanki Chaplin'e geri selam çakan The Kid oluvermişti. Zaten (Katharine) Hepburn biyografisinde ondan "hayran olduğu ünlülerle tanışmak için can atan bir çocuk" olarak bahsetmişti. Hepburn'den Garbo için yüz bulamayan M.J., daha sonra bildiğimiz üzere, Liz Taylor ile yakınlaştı. Cildinin neden beyazladığı, -özellikle Maradona, Zeki Müren, Mickey Rourke ve nicelerini daha gördükten sonra- neye dönüştüğü veya pek çok 80ler yıldızı gibi nereye kaybolduğu mühim değil. Onu kalıcı kılan etkenler hemen burada ve daima var olacak. Çünkü orası kalbimizin orta yeri ve bu küçük adam şarkılarıyla, samimiyetiyle, ruha dokunan gözyaşlarıyla hep bizimle olacak. I'll Be There'de gülen çocuğu Will You Be There'de ağlatan dünyanın onun ardından gerçekten gözyaşı dökmesini umarım. Kendi görüntüleri eşliğinde hatırlayarak...


Heal the World (Konser)



Will You Be There (Konser)



Earth Song



Man in the Mirror




Smile (Chaplin görüntüleri ile)



I'll Be There (sürpriz konuğuyla...)




Mariah Carey - I'll Be There (MTV Unplugged)




The Way You Make Me Feel (Konser)



Man in the Mirror (Konser)



Heal the World




Sayfa 1-of-3 | Sonraki Sayfa | Son Sayfa
Yazar: Sinemaestro | 27 Haziran 2009 | Okunma: 907 Bookmark and Share
Benzer haberler:
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.