Anket
Takvim
«    May 2012    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 
En İyi ve En Kötü Yeniden Çevrimler
Kategori: Listeler | Haber ID: 2351 | Yazdır

En İyi ve En Kötü Yeniden Çevrimler

 

Entertainment Weekly 23 filmlik, en iyi ve en kötü filmlerin yer aldığı bir liste yayınladı. Dilerseniz konuya kısa bir giriş yapıp, daha sonra listeye geçelim.

 

Yeniden çevrimler, risk almaktan çekinen yapımcılar yüzünden senaryo sıkıntısı çeken Hollywood'da her daim moda olan, genellikle de kötü sonuçlanan projeler. Kimi zaman aynı yönetmenin tekrar ele aldığı (Michael Haneke, Funny Games; George Sluizer, The Vanishing; Tobe Hooper, The Texas Chain Saw Massacre) yeniden çevrimler bazen selefinin üstüne çıkabiliyor. Bunu The Ten Commandments (Cecil B. De Mille; 1923, 1956) ve The Man Who Knew Too Much (Alfred Hitchcock; 1934, 1956) örneklerinde görüyoruz. Başarıyı yakalamış olanların da görece eski olduğu muhakkak: The Thief of Bagdad (1940, Ludwig Berger ve Michael Powell), aynı isimli 1924 tarihli Raoul Walsh filminin yeniden çevrimidir. Grace Kelly'nin son filmi olan High Society (1956), selefi The Philadelphia Story'nin (1940) aksine müzikal olarak çevrilmiştir. Film Bing Crosby & Grace Kelly düeti True Love düetiyle hala hatırlanıyor. Louis Armstrong ve Frank Sinatra'nın da filmde yer aldığını belirtelim. Yine Kelly'nin son filmlerinden The Swan (1956), 1930 tarihli, Lillian Gish'in başrolünde olduğu One Romantic Night'ın yeniden çevrimdir. Brando ve David Niven'i buluşturan Bedtime Story (1964) ise sonraları bir komedi klasiği olarak anılacak Dirty Rotten Scoundrels (Kirli, Çürük ve Adi, 1988) ile yeniden hayat bulacaktır. Mel Gibson'un filmografisini zenginleştiren Ransom ve Payback de 1956 ve 67 tarihli Ransom ve Point Blank filmlerinin çeşitlemeleridir. Bu alanda görece başarı kazanmış filmlerin bazıları:

The Blue Lagoon (1980), Paradise (1982), orijini The Blue Lagoon (1923,1949)
Breathless (1983), orijini A Bout de Souffle (1960)
Cat People (1982), orijini Cat People (1942)
The Champ (1979), orijini The Champ (1931)
The Mummy (1999), The Mummy (1932)
Nosferatu (1979), orijini Nosferatu (1922)

İlkinin başarısını aşmış kimileri:

Scarface (1983, Brian De Palma), Scarface (1932, Howard Hawks)
Scent of a Woman (1992, Martin Brest), Profumo di donna (1974, Dino Risi)
The Thing (1982, John Carpenter), The Thing from Another World (1951, Christian Nyby & Howard Hawks)

Bunlar haricinde, eş kıvamda giden yahut fazla öne çıkmamış yeniden çevrimlerin dışında, ilkinin başarısına yaklaşamayan kimi yapımlar şunlar oldu:

Diabolique (1996), Les Diaboliques (1955)
The Nutty Professor (1996), The Nutty Professor (1963)
The Island of Dr. Moreau (1996), Island of Lost Souls (1933)
A Perfect Murder (1998), Dial M for Murder (1954)
Anna and the King (1999), The King and I (1956)
Mr. Deeds (2002), Mr. Deeds Goes to Town (1936)
The Fog (2005), The Fog (1980)
The Omen (2006), The Omen (1976)
My Sassy Girl (2008), Yeopgijeogin geunyeo (2001)
The Day the Earth Stood Still (2008), The Day the Earth Stood Still (1951)

A Fistful of Dollars tam ortadadır: Yojimbo (1961) gibi başarılı bir öncülü ve Last Man Standing (1996) gibi görece başarısız bir çeşitlemesi vardır. The Postman Always Rings Twice (1946) ise defalarca uyarlanmıştır. 1981 tarihli yeniden çevrimi ve o filmi aşan cinsellik dozuyla Joan Severance'li Payback (1995)'i başarısız sayarsak, en başarılı uyarlama 1981 tarihli Body Heat'tir. Madonna'lı Body of Evidence, Sharon Stone'lu Basic Instinct yine bu formülü uygulamışlardır. Bir başka klasik Double Indemnity'i de (1944) bu kara film temasına öncü sayabiliriz.

Şimdi Entertainment Weekly'nin hazırladığı 21 filmlik iyiler-kötüler listesine geçebiliriz.

 

alt



Sayfa 1-of-3 | Sonraki Sayfa | Son Sayfa
Yazar: Sinemaestro | 29 Haziran 2009 | Okunma: 1242 Bookmark and Share
Benzer haberler:

the magnificent seven en iyileridir efendim.
29 Haziran 2009 18:58 |

En Kötü çevrimler listesi gerçekten de olması gerwektiği gibi.
29 Temmuz 2009 12:45 |

Listeler çok iyi hazırlanmış. Pembe Panter'in henüz selefini izleyemesem de yeniden çevrimi rezaletti. Beyonce kadrodaydı.

Bunun dışında Scorsese iyiler listesine iki filmle dalmış. Cape Fear oldukça iyiydi. Scorsese'nin tarzı burada da belli oluyor, bu da zaten onu iyi bir yeniden çevrim yapıyor. The Departed da öyle.

Listede izlemediğim bir iki film var ama en çok The Fly filmini merak ediyorum. Bir türlü izleyemedim gitti.
2 Ağustos 2009 14:28 |

the fly'ın ilk versiyonunu izleyemedim, çok uğraştım bulamadım zamanında.
genetik portakal yazımda yazmıştım onun için bişeyler, nedense, hala en beğendiğim filmler listesi yapsam en üstlerde yer vereceğim bir film the fly.

bir de ingilizce altyazılı izlediğim fransız la totale'in yeniden çevrimi sayılmayı gözden geçirtecek bir james cameron yorumu var ki, o da true lies olup, sırf meraktan izlemiştim la totale'i...
2 Ağustos 2009 19:17 |

The Fly'ı ben de buralarda çok aradım, bulamadım. Netten de aradım, tükenmiş. Artık Tiglon'ın yeniden çıkarmasını bekleyeceğiz, bu da çok bekleyeceğiz anlamına gelir. Kanal D sayesinde pazarın yarısından çoğunu kaybettiler. Nereden biliyorum? Aslında bilmiyorum, ama son zamanlarda çok az dvd-vcd çıkarır oldular. Onun yerine eldeki filmlerin blue-raylerini çıkarıyorlar. Umarım KDHome çıkarır da bu harika remake'i izlerim. Bu filmi izlemeden ölürsem kötü olacak. :)
2 Ağustos 2009 20:08 |

o değil de, ilginç bir akrabam vardı, shichinin no samurai isimli kurosawa klasiğini de, the magnificent seven isimli muhteşem remake'ini de onun evinde izlemiştim. şu an kurosawa'nın filminin dvdsi bulunuyor, tabi 50 lira kadar bir parayı gözden çıkarırsanız. o ilginç bir deneyim tabii, ayrıca sinema sanatını değiştiren filmler arasında. ancak bu filmin bir yeniden çevrimi var ki, orjinalliğin dibine vurup, kılıçlar yerine silahlarını konuşturup, orijinal filmin uyarlandığı senaryoyu kesip biçip tam bir klasiğe dönüşüyor. 4 saati bulan orijinal kurgusuyla öne çıkan kurosawa filmine nazaran bu film sadece iki saat sürüyor, selefini de resmen aşıyor, benim gözümde. resmen aşıyor, her yönden, gerek senaryodaki ustalık, gerek sinema vizyonu açısından. hollywood'da remake'ler para için çekilmiyorken ne işler çıkıyormuş görmeniz için bu film lazım. kesinlikle seyrettiğim en iyi 3 filmden biridir bu, the fly'dan ziyade bu filmin görülmesi gerekir bence. zira cronenberg videodrome'u ile muhteşem numaralar yapıp falsolarla dönmüştü, bir de naked lunch iyiydi, ancak onun kadar olamadı. yeniden çevrim tarzının açık arayla en iyi filmi olan the magnificent seven sinemada da gözden kaçan bir kilometretaşıdır, esas edinilmesi gereken bence budur, bilginize.
2 Ağustos 2009 23:21 |

burada kişisel zevkler söz konusu olduğunda, bilgiye değil ilgimize servis görmek istiyoruz.

zira, kurosawa nın filmlerini/hikayelerini uzun uzun bölümlerden oluşan anime versiyonlarına kadar izlemişimdir, ilgimi çekmez nedense.

o nedenle de fly her zaman daha makbuldür,
bu da ilginize...
3 Ağustos 2009 03:48 |

hop, bi saniye bi saniye . :) "bence" kelimesini sık sık kullanmaya çalıştım, yani sizi görüşüme inandırma gibi bir derdim yok. düşünmüştüm anlatamamış olabilirim ya da yanlış anlaşılabilir diye, olmuş işte, neyse.
3 Ağustos 2009 11:32 |

ahaha, bu şekilde eğlenceli atışmaları hep severim, biraz da kıllık yapmıyor değilim, devam edeyim adamın asabını bozmaya, kaçıramam bunu,
hiç bence kelimesi yok yahu,
ahahah,

benim gözümde kelimeleri var bir yerde,

ahaha.

tamam kızma dur,

o da iyi filmdir tabii, reddetmiyorum wink
3 Ağustos 2009 19:50 |
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.