Anket
Takvim
«    May 2012    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 
Avatar: Bir Set Elemanından Sözler
Kategori: Haberler » Haber Arşivi | Haber ID: 2379 | Yazdır

james cameron -avatar

 

Aslında bilgisayar başına ilk geçtiğimde amacım Ice Age 3: Dawn of the Dinosaurs ve RealD 3D tecrübesi üzerine bir yazı yazmaktı, hatta başlamıştım bile. Lakin içime bir kurt düştü, 3-4 gündür Avatar'ı takip etmemiştim ve bir bakınayım dedim. Daha evvel Amsterdam Cinema Expo'daki 24 dakikalık gösterim sonucu yayınlanan ve burada da tercümesi bulunan yorumları okumuş bir set çalışanından onlara bir karşılık gelmiş. Hemen Ice Age'i geri plana atıverdim.

 

Üzgünüm Sid! Seninle daha sonra ilgilenmem gerekecek, Ben Manny veya Diego değilim, kusura bakma!

 

Önemli not: Yazının anlaşılır olması için, önceden okumamış olanlar varsa, Avatar'ın 24 dakikalık Amsterdam Cinema Expo gösterimi hakkındaki yorumlar, burada ve burada, hatta burada.

 

Bir not daha: Bazı yorumları kırpmak zorunda kaldım, sebebi ise internet sitelerine yapılmış yorumlara toplu bir cevap niteliği taşımasıydı. 

 

 

 

Merhaba  Avatar Fanları,

 

Los Angeles'ta dört yıldır "Avatar'da" çalışıyorum. Bu inanılmaz setten bir fotoğraf bile çekmemek için çok büyük bir direnç gösteriyorum.

 

Biliyorum, hayranları çok fazla şey görememekten yakınıyorlar, ancak ben çok etkilenmiş durumdayım. Burada binlerce set çalışanından (evet, binlerce), on yıldan uzun süredir ve herkesin cep telefonunda kamera bulunduğu zamana kadar gelen bir çalışmadan bahsediyoruz. Jim ve Avatar, bu insanların filme olabildiğince en iyi şekilde kendilerini  adamaları için ilham verdi. Seyirci tarafından görülene dek, herhangi bir "spoiler", verilmemesi için büyük bir savaş veriliyor.

 

Buradaki bazı yorumları daha evvel yazpmıştım, ancak Amsterdam sonrası yenilerini de ekleyerek toparlamam gerektiğini düşündüm.

 

(Eski bir MoCap aşaması fotoğrafı hakkında)  Motion Capture Aşamasının fotoğrafını bir süre önce ilk gördüğümde (zemin gri renkteydi), gizemli varlığın olduğu kısmı aradım ilk olarak, ancak bulamadım. Bizim bir dişi Na'vi modelimiz vardı, ama insan boyutlarındaydı ve Na'vi vücuduna uyması için bir mankenden yola çıkılarak yapılmıştı. Zaman zaman değişiklikler gösterdi. En sonunda, Yeni Zelanda'da aynı amaca hizmet için yapılmış olanı aklıma geldi. Ancak sahnenin en büyük gizemi hala sürüyordu.

 

Yeni Zelanda'dan gelen, gerçek boyutlarda ampsuitler vardı, tıpkı diğer set ve dekor parçaları gibi. Gerçekten inanılmazlardı. Jim'in bu filmdeki herşeyi işe yarayacak gibi duruyordu. Kollar ve bacaklara pozisyon verilebiliyor, hatta parmaklara bile. Bir "Action Figure", gibi değildi, kendi başına ayakta duramıyordu. Kaidesinde büyük bir çelik desteği vardı ve bilgisayar işlemi ile görüntüden çıkarılması gerekiyordu. Kokpit camı açılıyor ve kapanıyordu, ışıkları yanıp sönüyordu. Ampsuitleri kontrol eden aktörler kontrolleri öğrenmek için çok çaba sarfettiler, ancak hareketler çok gerçekçi ve çok iyiydi.


Ampsuitlerin "hantal robot", görüntüsüne rağmen, kullanılmaları için mantıklı sebepler var. Şu an, ordu bunun gibi şeyleri geliştirmek için çalışıyor ve hala üstesinden gelmesi gereken çok şey var. Fonksiyonları ve güvenilirlikleri önemli, ayrıca onları kullanmanın büyük bütçelere malolma durumu da var. Hala B-52'ler ile uçuyor yarım yüzyıllık M-16'ları kullanıyoruz. Filmde kullandığımız silahlar, makineli tüfekler, hepsi ilerde üretilebilecek şeyler. Jim, filmdeki her çeşit mekanik öğe için makina mühendisliği gereklilikleri alanında çok kafa patlattı.


 

Diğerleri gibi, ben de Na'vileri Alien gibi görmek istiyorum. Ancak bir de gerçek var ki, Titanic filminin başarısının arkasında sadece geminin batışı değil, bir aşk hikayesinin batan bir gemide verilmesi yatıyordu. Aslında Avatar da bir aşk hikayesi, lakin gelecekte, bir yaratık dünyasında geçiyor. Seyirci, bir insan ile insan benzeri, kuyruklu ve mavi bir yaratığın aşkını kabul etmek zorunda. Bu durumda o yaratık insan güzelliğinin cezbedici yanlarına sahip oluyor.Diğer yandan, Titanic'tekinin aksine, Avatar'da hikaye görüntülerin ve dünyanın arkasında duruyor.

Pandora'nın bitkileri ve hayvanları ile uğraşmak ve onların  o yaratık dünyasına ait olmalarına çalışmak, Na'viler ile uğraşmaktan daha fazla zaman aldı. Hareketler için gerçek atlar koşturuldu ve hareketleri alındı. Pandora hayvanları için onlarca kuş videosu kaydedildi, incelendi, izlendi ve uygulandı.Ne yazık ki, resimlerde görünenler ve yorumlarda bahsedilenlerden fazla bir şey ekleyemem. Yorumlarda köpek benzeri olarak geçen yaratıklar ki isimleri Viperwolves'tur, onlardan çok daha kötü hayvanlar var Pandora'da. Panter, kurt veya yaratık denilen ise Thanator'dur ve bir Viperwolf'u öğün niyetine yiyebilir. Boynuzlu yaratıkların adı Sturmbeast olup dünyadaki buffalolara benziyorlar. Tıpkı mekaniklerde olduğu  gibi, yaratıklarda da biyomühendislik üzerinde çalışıldı. Onların kesinlikle evrenin bir köşesinde yaşadıklarına rahatlıkla inanabilirsiniz. (Aslında Jim onları yaratmadı, sadece daha önce gördüklerini hatırladı, çünkü o yaratıklar gerçekten var!)



CGI olarak yaratılan ve uçan yaratıklar olan Banshees, aslında ne oyunun görüntülerindeki gibi, ne de konsept çalışmalardakine benziyor.  Tam bir hava akrobatları ve yakından çok çok daha görkemliler. Ve evet, Na'viler onları kullanıyor. Leonopteryx yakıştırmasından daha çok güvercin gibiler.



Thanator'a gelince, senaryo konseptinden biraz daha ufak tasarlandı. Bunun nedeni, bir Ampsuit'i tek darbeyle indirebilecek kadar güçlü yapılmasının seyircinin de bunu bilmesi sebebiyle, dramatik bir etki yaratamayacak olmasıydı. Belki bir Ampsuit Thanator'u yenebilir, ancak yaşlı ise. Belki de  en azından oyunda.

Pandora bitkilerine sıra gelince, her birinin ayrı karakteristikleri var. Gündüz renkleri pek değişken değil (hepsi yeşil değil tabii ki). Ancak gece sahnelerinde hepsi yaşayan ışıklar saçıyorlar. Gece sahneleri kesinlikle gündüz sahnelerini gölgede bırakıyor.


Unutmamak gereken bir şey var ise, o da Avatar bir filmden çok daha fazlası. Bir mit, bir evren, bir masal. Bunun sonucu olarak haliyle modern bilimin açıklayamadığı öğeler de içeriyor. Bu demek değil ki Jim bilimi görmezlikten geldi. Uzay ile ilgili tüm konularda onun için çalışan NASA bilimadamları var. Unobitanium kullanıyor ve onu oda sıcaklığında süper iletken olarak gösterip ve bir fenomeni göz önüne koyuyor. Avatar'ı görsel ve spekteküler bir epik bilim kurgu yapan şey ise gerçekle çok iyi kurduğu temas. Warp Speed ve Hiperuzay kısayolları gibi kestirmeler kullanmıyor. Onun uzay gemileri ışık hızından daha düşük süratlerde ilerliyor, mürettebat uzun yıllar süren yolculuklar yapıyorlar ve bir yolculuğun 10 yıldan fazla sürdüğü bir lojistik ve izole bir sistemi var.


Avatar'da seyirciyi gereksiz bir şekilde rahatsız edecek öğeler de yok. Bundan yüzyıllar sonra İngilizce bize şimdikinden daha anlaşılmaz gelebilecek şekilde evrim geçirebilir(veya yazılı kültür süreceğinden bu gerçekleşmez). Sonuçta bu filmde günümüz İngilizcesi var. Diğer yandan (Dört parmaklı) Na'viler kendi dillerini konuşuyorlar. Bir üniversitenin dilbilim profesörü tarafından oluşturulmuş bir dil. Çok inandırıcı çünkü yalnızca rasgele seslerden kurulmuş değil (klaatu barada nikto) ve kendine ait sentaks ve kelime kuralları olan bir dil. Ayrıca Na'vilerin gelişmiş bir düşünce sistemleri, müzikleri, kültürleri vb. var.


Haliyle Avatar'ın bir salonda gösterimi 4 veya 5 saati alamayacağı için, senaryodan çıkarmalar, hatta senaryoya eklemeler yapmak zorunda kaldık. Birçok büyük sahne editör odasının yerlerine atıldı. Ancak hepsi harddisklerimizde duruyor ve günün birinde belki DVDlerde yayınlanabilir.


Film ve oyunu arasında güçlü bir bağ var. Tahmin edebileceğiniz gibi, oyunun filmdeki detayları, CGI karakterlerin hareketlerini vermesi imkansız. Filmde saatlerce render yapılan bir sahnenin oynanması imkansız. Oyun ancak filmin ambiyansını kullanabiliyor. Yine de şu haliyle bile diğer oyunlardan bir Pandora Mili ilerde, lakin asla filmin yanına yaklaşabilecek görüntüler sunamıyor.



Yapım çalışanları olarak bizim işimiz artık bitti. Jim 7/24 bu filmi Aralık 18'e yetiştirmeye çalışıyor. Yıllardır şov dünyasındayım ve bu kadar büyük, fantastik bir olayda daha önce çalışmadım.


Not: Ben yapım çalışanlarındanım. Fox'un halkla ilişkiler kısmında değilim. Lakin bu projede yer alan herkesin, hepimizin şevki sınır tanımıyor. Avatar salonları dağıtmaya başladığında, hiçkimse memnuniyetsizlik belirtisi gösteremeyecek, beklentileri ne kadar yüksek olursa olsun. ASLA BÖYLE BİR ŞEY GÖRMEDİNİZ!



Yazar: asturquemandele | 5 Temmuz 2009 | Okunma: 770 Bookmark and Share
Benzer haberler:

ice age'i dün(dün değil önceki gün oldu 25 dakika evvel)seyrettim, ve açıkçası 3D olayının türkiyede bu kadar geliştiğini bilmiyordum- gri renkli real-d gözlükleri hiç çıkarmadan izledik filmi, ön sıralarda olduğumuz için de göz ağrısı yaşadık- ama normalde 3D gözlüklerle yaşayacağınız o korkunç baş ağrısından eser yoktu.ilk kez real d seyrettim evet, filmde de müthiş göndermeler ve espriler vardı(salonu dolduran yaş grubunun anlayamadığı "bitkisel hayat" esprisine arkadaşlarımla tabiri caizse "anırarak" güldük mesela).her şey önümüzde olup bitti, sinemada "şahit olma" duygusunu bu kadar net yaşadığım bir an daha hatırlamıyorum, üstelik film animasyondu ve "konuşan mamutlar" barındırıyordu.

avatar zaten aşmış, kayseri'de real-d olursa yine, üstelik o kadar iyi grafiklerle motorlu taşıt hızıyla giderim. öyle olmazsa, hikaye netliğiyle falan ilgilenir belki geciktiririm, ama bekliyorum merakla.şu sezonda bu film iyi gelecek gibi geliyor.

yazı da iyi geldi tabii, gelişmeleri olabildiğince takip ediyorum, hem buradan hem de buraya aktarmak üzere girdiğim başka kaynaklardan,tebrikler.
6 Temmuz 2009 00:25 |

nihayetinde ice age yazısının sonunda bahsettim ama, reald 3d, sineması dahi olmayan illerimiz olduğunu düşününce, özellikle büyükşehirlerin çoğunda var, gerek afm, gerek cinebonus bunu sunuyor.

imax reald 3d ise istanbul ve ankarada bulunuyor afm bünyesinde.

neticede bir aksilik çıkmazsa ankara imax de, çıkarsa, kayseri cinebonus da avatarı art arda 3 seans izlemeyi planlamaktayım, aşağısı kurtarmaz ...
6 Temmuz 2009 12:23 |

@asturquemandele yazı için teşekkürler , acaba yazıyı alıntı yapabilir miyim?
6 Temmuz 2009 18:55 |

@xander, nezaketiniz için başta olmak üzere,
efendim teşekkür ederim evvela, size öm ile bildirdim, yeri yine gelmişken buradan da belirteyim, sitemizin en altında yazdığı gibi, kaynak gösteriniz, beni bile alınız...

zaten haberlerde çok gizli, aman aman bir kaynağımız yok, biraz uğraşan herkesin bulabileceği şeyler. empire, total film vs gibi ejnebi sitelerin dosyalarını da kaynak belirterek yayınlıyoruz. isteyen ordan da alabilir tabii.

lakin çeviriler veya kendi derlemelerimizde özellikle kaynak belirtilmesini temenni ediyoruz haliyle...

bir de başımızdan böyle bir kaynak belirtmeden alıntılama durumu geçmişti, hatırlayanlar olacaktır...

saygılarımla
7 Temmuz 2009 01:02 |

Ben teşekkür ederim bu güncel haberler için.
Kolay gelsin.
7 Temmuz 2009 16:53 |
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.