Anket
Takvim
«    Temmuz 2010    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 
Linkler

Uygarlık Tarihi Kehanetleri: Suç ve Ceza
Kategori: Literatür » Kültür Mantarı | Haber ID: 2381 | Yazdır

Uygarlık Tarihi Kehanetleri: Suç ve Ceza

 

 

"Rabbitin adıyla oku!"


"O tüyden ve topaktan yaratıldı. Her kim ki onu görürse, bil ki, sıdkı sıyrılmıştır." 

"...Sonra döndü ve ümmetine beyaz tavşanı takip etmelerini söyledi. O günden beridir ki, insanoğlu beyaz tavşanı arar durur."


Gerçekten de Donnie Darko'dan The Matrix'e, Alice in Wonderland'dan tavşanların büyük babası Harvey'e, daima edebi ve görsel külliyatın gizem odaklarından biri olmuştur tavşanlar. Neden aradığını unutan insanoğlu, Martin Luther King'in ağzından çıkan şu güzel cümle ile kendi öz eleştirisini yapar:

"Tavşanlar gibi koşmayı, tavşanlar gibi -birbirimizi- kemirmeyi, tavşanlar gibi sevişmeyi öğrendik. Ama bu arada en önemli şeyi unuttuk: Tavşanlar gibi korkmayı!"

"O, sonsuz topak sahibidir."


Roger ve Jessica'nın yaşadığı cennetten, Roger'in üzerine kalan cinayet nedeniyle (Who Framed Roger Rabbit) atılan tavşan atalarımız, bize nesiller boyu sürecek bir efsanenin kalıntılarını bıraktılar, öyle ki bu efsanenin boyutları kimi filmlerde üstü kapalı şekilde verilecekti (Wallace and Gromit in the Curse of the Were Rabbit).

 

"Rabbitin adıyla oku" şeklinde ilk tavşana inen vahiy, tavşan atalarımız lanetlenip insan bedenine bürününce "rabbinin adıyla oku" olarak değişmiş ve Adem ile Havva efsanesi ortaya atılmıştır. Oysa ki Habil ile Kabil de Habit (daha sonra habitat) ile Rabbit'ten başka bir şey değildir. Evet, acı gerçek bu. Hepiniz düşünen, sevişen ve birbirini kemiren tavşanlarsınız.

Uygarlık Tarihi Kehanetleri: Suç ve Ceza

 

Eski Ahit ömrünü tamamladığında topak savaşları başladı. Topak en mühim hazineydi, kutsal topaklar ise paylaşılamıyordu. Topak ağaları halka zulmetmekteydi. Daha sonra İsa-Mesih olarak resmedilecek Beyaz Tavşan, yine Maria Magdalena olarak anılacak Alice'nin gözü önünde çarmıha gerildi. Roma İmparatorluğu'nun kanlı geçmişi daha sonra tarih yapraklarından silinecek, kendisinden "Harikalar Diyarı" olarak söz edilecekti.


Kutsal kitap ELeCTrO için şöyle der: "O nicedir ki, pek çok kez ölür, pek çok kez doğar. Çeşitli zamanlarda ortaya çıkar ve göz açıp kapayıncaya kadar insanları kandırır. Hiç var olmadığına inanmak, ikna gücünü inkar demektir. ...Ve O arkasını döndü, öfkeyle dolu sesiyle ümmetine gürledi: "Rabbitin adıyla oku! ...Daha sonra hepsi beyaz tavşanı takip ettiler."


rabbit fikirli mahlukat


"Oysa biz onu Alienlere rahmet olsun diye göndermedik mi? İçtiler, seviştiler, türlü günahlara girdiler. Alacakaranlıkta pusuya yatmış baykuşlardı her biri, gecenin zifirinde efendilerine ruhlarını sundular. 'Biz seni alemlere akasın diye yarattık!'  Bir ağızdan inliyorlardı. Sonra bir şimşek çaktı. Kükürt kokusu. Her yer ete ve kana büründü. Hepsi gitmişti. Ezeli iki rakip yine karşı karşıyaydı. Yeni piyonlar sürüldü. Kimi kilden, kimi topraktandı. "Ateşle oynama" dedi , heybetli olan. Beriki sindi. Sırası gelecekti. Hamlesini yaptı. Mahşerin Dört Atlısı'nı karşısında bulacaktı. Oyun yeniden başlamıştı."

...Gece tüm aydınlığıyla önünde uzanıyordu. Yaklaştı... Ölü yıldızların taze anıları üzerine sinmişti. Bulutları dağıtmak için bir içki koydu. Alacakaranlığın koynundaydı. Zifiri karanlığın kör eden zarafeti, endamını gölgeliyordu. Bir şarkı mırıldandı. Gece çoktan uykuya dalmıştı. Uzaklardan tekinsiz bir gölge belirdi. Donuk ay ışığında raks ediyordu...

Amadeus


...Neden sonra arkasını döndü, kapı açıktı. Eli tokmağa uzandı, yüzünü aydınlatıyordu. Kafasını kaldırdı, O'nu gördü.
"Gene mi sen?"
"Evet, ben."
"Uzun zaman olmuştu. Nerelerdeydin?"
"Eserlerini izliyordum. Hayran olduğumu söyleyemeyeceğim."
Utanır gibi kafasını çevirdi. Kızmıştı. Bozuntuya vermedi.
"Kendini hesaba katmıyorsun. Bir paradoksun içine düştün sanırım."
"Hayır," dedi. "Rakibine benzemeye başlıyorsun. Her bir parçanı nakşederken düşünecektin."
Homurdadı... "O nasıl? Hâlâ arkamdan işler çeviriyor mu?"
"O mu...? Yani sen.. hâlâ bilmiyorsun, değil mi? Bizler anladık. Bazılarımız delirdi. Hayat o yüzden komik geliyor. HİÇ YARATTIĞIN AYNALARA BAKTIN MI? O ruhların her birinde yansımanı göreceksin. Aslında sadece sen vardın. Sen ve diğer yarın. ÖTEKİ HİÇ OLMADI."
"Şimdi gitmem gerek," dedi. Arkasına baktı, efendisinin yüzü düşmüştü. Toplamaya yeltendi, boşverdi. Hayat akışına devam ediyordu. Son bir kez gülümsedi. Kapı aralandı. Artık ışık sızmıyordu. "Hoşçakal", dedi. "Hoşçakalın..."


Magnus

 

Tanımlanamayan Uçan Lemur


"O bir keş, hayır o bir uçuk, hayır hayır, o kertenkele kral!"

 "Her kim ki gülümsemeni senden alır, ELeCTrO'nun laneti kanatlanarak ona gelecektir. Her kim ki seni gülümsetir, o bizdendir, başımızın üstünde yeri vardır. Gene de öfkesinden sakınınız: Biz onu size kol kanat germesi için gönderdik. O sizden değildir. Sabrını S|Namayınız." Necronomicon, 777, Electrus.

Electrus

 



Yazar: Lostoyevski | 9 Temmuz 2009 | Okunma: 1057 Bookmark and Share
Benzer haberler:

sinema mı, mitten mi besleniyor, alternatif evren mi, metaforlar birer basamak mı kestiremedim tam. ancak yaratıcı olmuş tabii . smile
12 Temmuz 2009 22:58 |

Güzel yazı.
19 Temmuz 2009 04:31 |
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.