Takvim
| « Şubat 2012 » |
|---|
| Pt | Sa | Çr | Pr | Cu | Ct | Pz |
|---|
| | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | | 27 | 28 | 29 | |
|
Public Enemies (2009)

1930'larda, Buhran Dönemi Amerikası'nın yarattığı,kendi kendine oluşturduğu tuhaf ahlak sistemiyle banka soygunları yapan (parasını alacak müşterilere "Biz senin değil,bankanın parasını çalıyoruz" diyerek parasını geri veriyor mesela) karizmatik suçlu John Dillinger'ın hikayesini izliyoruz filmde, kendi ekibiyle yaptığı dehşet verici soygunlar, silahlı çatışmalar, hapisten kaçmalar... Ve Dillinger'ın işine (!) paralel olarak anlatılan bir aşk hikayesi... İnanılmaz derecede başarılı bir film doğurabilecek düzeyde, değil mi ? Ancak belki de dizi olmaktan son anda kurtulduğundandır, Public Enemies'in her yerine dizi etkisi ve estetiği sinmiş durumda, bu da bu hikayeden sağlıklı bir filmin oluşmasını engelliyor. Orantısız zoom'lar,kötü ve yorucu kamera kullanımı ve bir BBC dizisini hatırlatan renk kullanımı, eldeki malzemeyi ziyan etmiş maalesef. Üstelik oyunculuk kanadında biraz olsun kurtarmasına rağmen...
Hikaye işlenişi açısından zaten kötü bir senaryodan beslenen türden gangster filmlerine pek alışık değiliz, malum. Bu janrın en iyi örneklerini ise kaliteli filmler olarak hatırlıyoruz, kendi görselliğini oluşturmakta çok rahat davranan ve işleniş açısından hiç de havada durmayan filmler- benim şimdilik hatırladıklarım The Godfather serisi, Scarface, Road to Perdition, Goodfellas, The Unctouchables, Donnie Brasco ve Gomorra- olarak. Ancak kesinlikle onların düzeyine ulaşamıyor "Public Enemies" ve bu "ulaşamama" olayındaki en büyük etken, kuşkusuz filmin kendine özgü ve özgün bir tarz oluştur(a)maması. Biyografik ve izleyeni yoran filmleri referans seçmese de o gruba dahil olmasının da, filmin düpedüz "kötü" olmasının da nedeni bu.
public enemies, michael mann, christian bale, marion cotillard, john dillinger, melvin purvis, channing tatum, johnny depp, 2009, for a few dollars more, cep saati, stephen dorff, david wenham, emilie de ravin, billy crudup, giovanni ribisi, leelee sobieski, manhattan melodrama, clark gable, william powell, myrna loy, angels with dirty faces, edgar hoover, federal bureau of investigation, fbi, mafya, soygun çetesi, suçla mücadele, büyük buhran
Benzer haberler:
 |
burada bazı detayları unutmuşum, filmin iki olumlu yanı daha var tabii. frida ile oscar'ı kucaklayan elliot goldenhal filmin müziklerini şahlandıran isim ki varsa etkileyici atmosferini bu müziklere borçlu film. ocean's 12,pirates of the carribean ve the dark knight'tan sonra, bir filmin daha müzikleri ülkemizdeki haber bültenlerinde kullanılabilir, filmin gidişatıyla doğru orantılı işlenmiş, çok iyi, kimi zaman çok tempolu ve kabına sığmayan müzikler bunlar. ayrıca yaratılması için epey para harcanan atmosfer var tabii. filmin atmosferi tek kelimeyle müthiş kurulmuş, harcanan paranın her kuruşuna değmiş doğrusu. kartpostalı andıran görüntüler izliyorsunuz, arabalar,binalar, giysiler... çok özen gösterilmiş, ama harcanmış işte... |
|
20 Temmuz 2009 18:30 |
|
 |
Sinemasal estetik yanı sıra yazınsal estetiği kaleminde barındırman, eğer bu işi parayla yapan bir yazar olsa idim ve yaşını da bilseydim, bana işimi bırakmam gerektiğini söylerdi. Eylem ile birlikte, kaleminizi günden güne güçlendirerek, çok iyi yerlere geleceğinizi ümit ediyorum. Sinemaya bakışınızdan ve özgür düşüncenizden ödün vermemeniz dileğiyle...
Yazı için not: Gangster filmleri konu edildiğinde altın döneme inip Paul Muni, Edward G. Robinson, James Cagney, Humphrey Bogart'lı klasikleri evvela ele almalı. Scarface için 2 kere (1932, 1983) düşünmeli. Bu filmlerde kötü adam daima öldürülür, suç işleyenin toplum nezdinde her daim cezalandırılacağının altı çizilirdi. Filmin finalinde geçen Manhattan Melodrama, kendisinden 4 sene sonra çekilecek Angels with Dirty Faces'ten çok farklı bir gidişat izlemiyor bu yüzden, bu aktörlerin hepsi başrolünde oldukları bu filmlerin sonunda ölmüşlerdir. Marion'u 2 sahnede, siyah beyaz fotoğrafıyla, Johnny'nin elindeki cep saatinde görünce aklıma For a Few Dollars More geldi. Bu senaryo ile bu film hiçbir yönetmenin elinde çorbadan öteye gitmezdi, bu da bir gerçek. Verilecek örnek çok fakat sonucu değiştiren yok. Olmamış bir film ve reklam ile kalitenin tezat gidişine bir halka daha. Beklentiler bir kere daha evde kaldı. Bunu salona taşıyan son film The Dark Knight olmuştu, bu derece yüksek beklenti yaratan ve bunu hakkıyla seyirciye iade eden başka bir film de olmayacak. "Harry Potter ile 2010 Oscarları"nda görüşmek üzere... |
|
20 Temmuz 2009 19:28 |
|
 |
ara ara uğrayabildiğim için herkese özürlerimi sunarak başlayım evvela, umarım birkaç güne düzelecek bu durum.
zaten arada bir göz atabilsem de pek kayda değecek haber yok, şu günler durgun, perşembe günkü comic con sonrası ise şov olacak, perşembe ve cumayı boş bıraktım bu hafta, sırf oraya odaklanıyorum haberler için.
herneyse, zamanında öngösterim haberinin acayip insanı gazladığı bir filmdi public enemies, malum, izlenimleri çevirip koymuştum.
haliyle birçok sinema veya film yazılan platformda raslıyorum yorumlara. izleme şansını elde edemediğim bir film daha böylece geçip gidecek.
heryerde yorum görüyorum demiştim, bu şekilde kısa ama doyurucusuna pek raslamadım.
teşekkür ediyorum ayrıca.
zira bir çok eleştirmenimiz, oturup da kullanılan kamera niteliğine bile bakmıyor... hatta kameranın filmi nasıl etkilediğine de...eminim önümüzdeki günlerde izlenecek devrimsel filmlerde de söyleyecek pek söz bulamayacaklar var aralarında.
geçen birini tv de gördüm, IMAX olayının arka planından bihaber. neyse çenem fazla düşmeden.
güzel yazı.
filmi izleyebilme umudunu taşıyarak... |
|
20 Temmuz 2009 22:42 |
|
 |
daaha güzel bir film bekliyorduk . |
|
22 Temmuz 2009 01:56 |
|
 |
Heat kadar iyi değildi. Açıkçası Heat kadar muhteşem bir film bekliyordum. Ama olmadı. Depp, Bale ve Cotillard oldukça iyiydi. Cotillard'ın harcandığına ben de katılıyorum. Filmin zaten Depp üzerinden ilerleyeceğini tahmin ediyordum ama Bale ve Cotillard'ın köşeye atılacağını düşünmemiştim. Heat filminde neredeyse her karakter önemliydi, yan karakterler bile hikayeyi etkileyen işlevlere sahipti. Ama burada öyle olmuyor. Film, Dillinger üzerine yoğunlaşmış, kalanları pek önemsemiyor sanki. Cotillard harcanmış. En önemli sahnesi sorgu sahnesiydi, ki orada muhteşemdi. Yazık oldu. Bale'den çok şey beklemiyordum. Fakat beni şaşırttı, Dillinger'ın gölgesinde kalan bir karakteri canlandırmış olsa da başarılıydı, en azından beklemediğim kadar. Bir de Baby Face Nelson'ı canlandıran oyuncu da oldukça iyiydi, ki o da harcanmış, doğru dürüst görünmüyor bile. Müziklere gelirsek hakikaten çok iyiydiler. Döneme uygun, ters düşmeyen müzikler yaratılmış. "Black Bird" şarkısı da oldukça iyi gitmiş filme. Şimdiye kadar Kanlı Elmas'ın, K.Korsanları'nın, Ocean's'ın, TDK'nın, Leon'un (ve aklıma gelmeyen filmlerin) müziklerini çok beğenmişimdir. Zaten bunlar hemen (arkadaşın da belirttiği gibi) anahaberlerde kullanılmıştır. Bu filmin müzikleri de bir hayli iyiydi. En azından mest etmekte. Son olarak... Keşke Mann, filmi çekmeden şöyle bir Heat'e göz atsaydı. Eminim o zaman daha iyi bir film çekerdi. Heat'le benzerlikleri mevcut ama film olarak onun kalitesine ulaşamıyor maalesef.
Sonuç: Gene de bana zevk verdi film, bunu inkar edemem. Belki de sizin gibi bazı şeylere dikkat etmediğimden olsa gerek. Fakat şundan eminim ki Heat'le yarışamaz bu film. |
|
7 Ağustos 2009 23:43 |
|
 |
film, avatar da kullanılan kameranın 2d versiyonu ile çekilmiş, onu yeni öğrendim. gamer, crank gibi filmler de öyle çekilmişti.
Vizyona yakında girecek final destination 4 de daha evvelden belirtmiştik, 3d olarak cameron/pace ile çekilmişti, hatırlatalım, avatar ın 3d ekibi de resident evil 4 için kiralandı, james amcam dediğini yaptı ve endüstriye yeni bir standart getirmeye başladı.
|
|
8 Ağustos 2009 01:15 |
|
 |
crank çok iyiydi, kamera kullanımı filme bir kimlik kazandırıyordu ve görselliğinden bir parçaydı . sunduğu dünyayı çok iyi sunan bir yapıdaydı, sönük, çizgileri belli karakterler, sınırları olan ve seyircinin gözüne oyun oynayan sahneler... filmin en özgün detaylarından biri de kamera kullanımıydı. public enemies ise bunu niteler bir yapıyı desteklemiyor, yani atmosfer kurma işi sadece elle tutulur şeylerle sınırlandırılmış, araba, kıyafetler gibi detaylarla ortam uyumu sağlanmış ama kamera günümüz temposunda kullanıldığı için olmamış.
cameron abimiz filmini mahvetmez diye düşünüyorum, friedkin documentary havasını yansıtması için the french connection'ı çekip çevirmiş mesela, renkleriyle ve dolayısıyla kurgusuyla - temposuyla oynamış filmin. bu versiyon filmin bildik atmosferini kötü etkiliyor diye duymuştum, hatta görüntü yönetmeni bu versiyonu unutmak istediğini söylemiş falan filan. cameron gibi özgün bir yönetmen bu tür detaylardan ibret almasını bilir. neyse yahu, avatar avatar, beynim sıkıldı. avatar gününe 4 gün kaldı onu da atlatmayı bilmemiz lazım artık. cameron bu film gibi orantısız zoom'larla o kadar özeni mahvetmez diye umuyorum. |
|
17 Ağustos 2009 10:52 |
|
 |
Çok cesur bir eleştiri olmuş bak ben yeni gördüm :) Ama Michael Mann dijital kamerayı ilk defa kullanmıyor, yanlış hatırlamıyorsam Collateral gibi bir başyapıt ve Miami Vice'ı (bence en kötü filmidir) da neredeyse aynı estetikle çekmişti. Filmi sinemada izledin umarım, evet kamera açıları da renkler de çok farklıydı herhangi bir anaakım filme göre, ama bu benim çok hoşuma gitti açıkçası (biraz da biyografik bir belgesel havası da katmak istemiş yönetmen aslında filme).
Oyunculuklara ise söyleyecek lafım yok Johnny Depp, Christian Bale ve özellikle Stephen Lang'ın performansları inanılmazdı. Çoğu kişinin filmi beğenmemesine de şaşırmıyorum aslında ki Heat de bana göre çok sıkıcı bir filmdir ama teknik olarak bence ikisi de muazzamdır.
Ellerine sağlık diyor her zaman gönlünden geçenleri yazmaya devam etmeni diliyorum. |
|
9 Aralık 2011 00:05 |
|
 |
sonunda biri heat'e sıkıcı dedi ya, bugünü de gördüm ya, artık gözüm arkada kalmaz. hele o final öyle "geliyorum" diyor ki... iyi film dersiniz tamam, fakat hak ettiğinden fazla paye verildiğinde işte "overrated" kavramı çıkıyor ortaya. o filmin suç dünyasının "geniş aile" profiline istinaden goodfellas ve casino ile benzerlikleri hoşuma gitmişti renkleri ve kazandırdığı yeni oyuncuları haricinde. de niro ve pacino rolleri değişmişler ve biz o zaman "keşke yapmasalardı" demiştik. righteous kill'de gördük ki değişmeleri iyi olmuş. o filmin elle tutulur hiçbir yanı yoktu fakat orda da twist geliyorum diye bağırıyordu. hollywood, artık şaşırt bizi. |
|
9 Aralık 2011 01:58 |
|
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.
|
Etiket Bulutu
2007, 2008, 2009, al pacino, alfred hitchcock, alice in wonderland, alien, amy adams, angelina jolie, anne hathaway, avatar, batman, blake lively, brad pitt, cate blanchett, charlie chaplin, charlize theron, christian bale, christina hendricks, christopher nolan, clint eastwood, cosplay, dc comics, deniz akçadoğan, diane kruger, eleştiri, emmanuelle chriqui, fragman, gary oldman, gişe, gossip girl, hayden panettiere, heath ledger, inglourious basterds, iron man, iron man 2, james cameron, jessica alba, jessica biel, johnny depp, joker, kamera arkası, kate winslet, keira knightley, kristen stewart, kritik, kült ablası, kısa film, leighton meester, lost, marilyn monroe, marion cotillard, marlon brando, marvel, megan fox, mickey rourke, mila kunis, mischa barton, natalie portman, oscar, oscar 2009, parodi, penelope cruz, poster, poster art, quentin tarantino, ridley scott, robert de niro, robert downey jr, sam worthington, scarlett johansson, sinema, slumdog millionaire, soundtrack, spider-man, star trek, star wars, steven spielberg, superman, terminator salvation, the avengers, the curious case of benjamin button, the dark knight, the godfather, the godfather part 2, the incredible hulk, the spirit, the terminator, thor, tim burton, up, vanessa hudgens, vanity fair, video, video klip, wall-e, watchmen, web site, x-men origins wolverine, zoe saldanaTüm etiketler
|
Şifremi Unuttum?