Anket
Takvim
«    May 2012    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 
Juno ve Müzik
Kategori: Müzik | Haber ID: 2480 | Yazdır

Juno soundtrack albüm kapağı

 

Jason Reitman’ın yönettiği Juno, hiç kuşkusuz 2007 yılının en çok konuşulan filmlerinden biriydi. Bu küçük bütçeli Amerikan bağımsız filmi, kendisinden beklenmeyecek kadar büyük bir sansasyon yaratmış ve benzerlerinin aksine gişede de oldukça başarılı olmuştu. Bu başarı, önemli ödül törenlerinde de sürdü. Film, Oscar da dahil olmak üzere birçok ödül kazanmayı ve çeşitli adaylıklar elde etmeyi başardı.


Juno, aldığı ödüllerden sonra daha da konuşulur oldu. Kimi eleştirmenler filmi yılın en iyi birkaç filmi arasında gösterirken; kimileri ise yerden yere vurdu. Diablo Cody’nin En İyi Özgün Senaryo Oscar’ını kazanacak kadar “özgün” bir senaryo yazmamış olduğunu savunanlar, Ellen Page’in oyunculuğunun abartılacak bir yanı olmadığını düşünenler, filmin bu kadar fazla övgü kazanmasını haksız bulanlar… Bu eleştirilerden kimine katılıyor; kimine ise katılmıyor olabilirsiniz. Bu noktada ben de Jason Reitman’ın yönetmenlik başarısı olmasa bu senaryonun başka bir elde belki de vasat bir gençlik komedisine dönüşebileceğini, başta Ellen Page olmak üzere birçok oyuncunun iyi performansının da bu şekilde heba olabileceğini hatırlatmak isterim. Juno iyi bir film miydi? Kesinlikle evet. Amerikan gençliğine dair söylenebilecek ne varsa her şeyi söyleyen, gerçekçi, iddialı, sarsıcı bir film miydi? Kesinlikle hayır.


Diablo Cody’i ve gerçekten farklı bir bakış açısıyla yazdığı senaryoyu, oyunculardan özellikle Ellen Page’in harika karakter yorumunu ve Jason Reitman’ın tüm bu elementleri hatasız bir biçimde birleştirmesini bir kenara bırakalım. Bunlar hakkında birçok kişi birçok şey yazıp çizdi zaten. Tüm bunların da (benim gözümde) filmi “yılın olayı” yapmadığını az önce yazdım. Peki o zaman Juno’yu benim için özel kılan neydi? Daha genel bir soru sormamı isterseniz… Aradan 15-20 yıl geçtikten sonra bile insanların bu filmi hatırlatacak en önemli öge neydi?


Kuşkusuz zekice tasarlanmış repliklerin, incelikle yazılıp oynanmış Juno karakterinin ve Jason Reitman’ın elindeki malzemeyi iyi değerlendirmesinin bunda etkisi vardır. Ama bu bağımsız filmi unutulmaz kılan şey, bağımsız ruhlu film müzikleriydi tabii ki. Film için seçilen şarkılar birçok sinemasever için yalnızca filmde kalmadı; Kimya Dawson gibi indie müzikle uğraşan müzisyenlerin daha çok kişi tarafından tanınması ve dinlenmesi de film sayesinde gerçekleşti.


Şimdi, tüm diğer ayrıntıları değil; filmin Juno MacGuff’ı Juno MacGuff yapan o harika müzik kullanımını incelemede sıra… Soundtrack albümünde yer alan birçok müzisyeni yeni tanıyanlar ya da bu film vesilesiyle yeniden hatırlayanlara…


İlk sahneden başlayalım… Filmin sessiz saniyeleri uzun sürmüyor ve tek bir replikten sonra fonda bir müzikle karşı karşıya geliyoruz: “Once I Loved”… Juno ve Bleeker’ın birlikte olduğunu gösteren sahnede Astrud Gilberto’nun yorumuyla dinlediğimiz bu şarkı, aslında Juno’yla Bleeker arasındaki ilişkiye yönelik de ipuçları veriyor seyirciye. Filmin ilerleyen dakikalarındaki birçok sahnede Bleeker’a aşık olmadığını söyleyen Juno’nun bu sözlerinin doğru olmadığına dair bir ilk işaret “Once I Loved”. Filmin satışa çıkarılan soundtrack albümündeyse bu şarkıya yer verilmemiş. Aralarında Frank Sinatra’nın da bulunduğu pek çok sanatçı tarafından yorumlanmış şarkı, Brezilyalı caz bestecisi Antonio Carlos Jobim’e ait. Şarkının orijinal adı ise “O Amor Em Paz.”


Sahne bitiyor ve animasyon şeklinde tasarlanmış jeneriğe geliyoruz. Bu jenerikten birkaç saniye önce başlayan ve jenerik süresince bizi bırakmayan şarkı, “All I Want Is You” … Juno’yu markete doğru yürürken görüyoruz jenerikte, “All i want is you, will you be my bride? Take me by the hand and stand by my side?” sözleri eşliğinde…  Bu sözler de seyircide açılışla beraber Juno MacGuff’ın oldukça kendine özgü bir karakter olduğu izlenimini pekiştiriyor ve seyircinin daha filmin ilk dakikalarından itibaren Juno’ya bir çeşit hayranlık duymaya başlamasını sağlıyor. Aynı zamanda soundtrack albümünün de açılış şarkısı olan “All I Want Is You” , müzisyen olduğu gibi bir de çocuk kitabı yazarı olan Barry Louis Polisar’a ait ve onun tarafından yorumlanmış. Barry Louis Polisar’ın TV’deki çeşitli çocuk programlarına müzik bestelediğini ve Emmy ödüllü olduğunu belirtmekte fayda var.


Juno’nun hamilelik testini son kez uyguladığı sahnede ise “Up the Spout” u duyuyoruz. “Up the Spout”, Juno’nun tema müziklerinden. “Up the Spout” un sözlük anlamının “yolunda olmayan, ters giden şeyler” olduğunu ve eskiden de hamileliği tanımlayan bir deyim olarak kullanıldığını düşünecek olursak, bu hemen hemen bir dakika süren parçanın filme ne kadar uyduğunu görebiliriz. Parçanın uyumu sadece adında kalmıyor tabii; filmde de Juno’nun olumsuzluklarla karşılaştığında korumayı başarabildiği serinkanlılığını, olayların gelişmeye başladığı sahnede çalan “Up the Spout” un verdiği huzur hissiyle bağdaştırabiliriz. Parça, film müzikleri bestecisi Mateo Messina’nın Juno için yapmış olduğu bir beste ve soundtrack albümünde de beşinci sırada yer alıyor. Mateo Messina’nın şimdiye kadar besteleriyle katıldığı en ünlü proje Juno olmuş. Şimdilik bestecinin kariyerinin büyük çoğunluğunu kısa filmler ve belgeseller oluşturuyor.

 

Kimya Dawson


Artık hamileliğinden emin olan Juno MacGuff’a, marketten çıkıp yolda ne yapacağını bilemez bir halde yürürken, inişli çıkışlı bir ruh halini yansıtan “Tire Swing” eşlik ediyor. Şarkının çaldığı süre boyunca Juno’nun kararsız hallerine şahit oluyoruz. Kırmızı kapüşonunu başına geçiriyor, depresif takılıyor, intihar etmeye karar veriyor ve en sonunda astığı ipi dişleriyle koparıp saçmalamayı bırakarak arkadaşını arıyor. “Tire Swing” in, Juno soundtrack albümü içerisindeki favorilerimden olduğunu söylemeliyim. Kimya Dawson’ı keşfettiğim şarkıdır ayrıca. Soundtrack albümüne damgasını vuran Kimya Dawson’a ait olan ve onun yorumladığı şarkı, albümde altıncı sırada. Bu yazının geri kalanında da adı sık sık geçecek Kimya Dawson’ın. The Moldy Peaches ve Antsy Pants gibi indie müzik yapan gruplarda yer alan, ayrıca kendi solo kariyeri de olan Kimya Dawson, vokal tarzı ve eğlenceli şarkı sözleriyle Juno soundtrack albümüne en çok uyan isim belki de.


Juno’nun, arkadaşına Bleeker’la İspanyolca sınıfında yaşadığı bir anıdan bahsederken birkaç saniyeliğine de olsa duyabildiğimiz “Besame Mucho”  var bir de…  Consuelo Velazquez’in bu efsane şarkısının Los Panchos yorumu, filmde sadece çok az bir kısmı yer aldığı için soundtrack albümüne dahil edilmemiş; ancak bu, şarkıyı az da olsa duyabildiğinde seyircinin yüzünde oluşan gülümsemeyi engellemiyor tabii.

 

The Kinks


Sıra geliyor Paulie Bleeker’ı Juno’nun gözünden görmemize ve bu sahnede de İngiliz rock’n’roll grubu The Kinks’ten “A Well Respected Man” i dinliyoruz. “A Well Respected Man” , kullanıldığı sahneyle kusursuz bir uyum yakalayan şarkılardan yalnızca bir tanesi. Şarkıdaki ironi, sahnenin genelinde de kendisini fazlasıyla hissettiriyor. Juno MacGuff’ın Paulie Bleeker’a bakışıyla etrafındakilerin Paulie Bleeker’a bakışının ne kadar farklı olduğunun seyirciye açık biçimde gösterildiği ilk sahne bu; bu yüzden de filmi anlamak adına oldukça önem taşıdığını söylemek mümkün. Şarkı, Juno soundtrack albümünde üçüncü sırada yer alıyor. Şarkının sahibi The Kinks grubu ise 1960’lardan günümüze kadar ulaşabilmiş bir efsane; zira yeniden bir araya gelmişler son zamanlarda.


Juno’nun okuluna gittiği sıradan gibi görünen bir günde etrafı sıradan insanlarla çevriliyken fonda “My Rollercoaster” duyuluyor. Tüm o okulun gürültüsü içinde Kimya Dawson’ın mırıltılarını duymaksa Juno’nun filmin ilerleyen dakikalarında etrafındakilere aldırmadan tamamen kendi kendine vereceği kararı müjdeliyor sanki. Kimya Dawson’a ait olan bu şarkının sözlü versiyonunu filmde ve soundtrack albümünde dinleyemiyoruz; ancak filmde çalan versiyonu albümde ikinci sırada yer alıyor.


Juno’nun babasını ve üvey annesini onun gözünden tanıdığımız sahnede ise arkada duyulan fon müziği Mateo Messina’nın film için bestelediği “Meet the MacGuffs” . Soundtrack albümünde yer almayan “Meet the MacGuffs” la, Juno’nun en az onun kadar kendine özgü ailesini ilk kez görme şansı buluyor ve aile bireyleriyle ilgili küçük bilgiler alıyoruz.


 Juno’nun, bebeğini evlat edinecek Vanessa - Mark Loring çiftiyle tanışmaya giderken de başka bir Mateo Messina bestesi çıkıyor karşımıza: “The Lorings” . Soundtrack albümüne dahil edilmeyen bu parça, Loring çiftinin zenginliğine ve Vanessa’nın gösteriş merakına gönderme yaparcasına önceki Mateo Messina besteleri aksine mütevazilikten uzak. Daha şaşaalı bir havası var. Bu arada yeri gelmişken Jennifer Garner’ın performansını beğendiğim tek filmin Juno olduğunu da belirteyim. Jason Reitman’ın oyuncu yönetimi gerçekten de harika.


Mark Loring’i oynayan, Arrested Development’tan tanıdığımız Jason Bateman’le Juno’muz Ellen Page’i, Courtney Love’lı Hole grubunun şarkısı “Doll Parts” ı icra ederken görüyoruz birkaç saniye. Ancak bu güzel an Vanessa’nın gelmesi ve onlara aşağıda hepsini bekleyen sorumluluğu hatırlatmasıyla bitiyor. Bu sahne, aslında Vanessa ve Mark’ın çatırdayan evliliğine dair bir işaret. Bu oldukça kısa süren düetin soundtrack albümünde yer almadığını söylememe gerek yok sanırım. Hole’un Live Through This adlı ikinci albümünün ikinci single’ı olan bu şarkıyı Courtney Love, Kurt Cobain’le tanıştıktan sonra yazmış.

 

Velvet Underground


Derken mevsim değişiyor ve “I’m Sticking With You” şarkısıyla beraber kışa merhaba diyoruz. Juno’nun hamile kalmasıyla hızla gelişen olayların üzerine ne yapacağını bilemeyen şaşkın Bleeker’ı tek başına koşarken gördüğümüz sahneyle, birçok sanatçıya ve akıma ilham kaynağı olmuş The Velvet Underground’un bu eseri gerçekten çok güzel bir uyum yakalamış. Filmde Bleeker’ın, Juno’nun kendisine şarkıda anlatılana benzer bir şekilde yaklaşmaya başlayacağı düşüncesinden tedirgin olduğu ana denk gelmiş “I’m Sticking Wilth You” … Şarkı, soundtrack albümünde on altıncı sırada yer alıyor. “Pop art” denince akla gelen ilk isimlerden biri olan Andy Warhol tarafından keşfedilmiş The Velvet Underground’un eserlerinin ne kadar çok yorumlandığını ve grubun ne kadar çok sanatçıyı etkilediğini anlatmak ise başka bir yazının konusu olabilir.

 

Buddy Holly


Juno vesilesiyle andığımız efsanelerden biri de Buddy Holly. Filmde, yorumladığı “Dearest” şarkısı Juno karnı epey büyümüş bir halde bebeğin ilk “fotoğrafına” bakarken duyuluyor genç yaşında ölen müzisyenin. Rock'n'roll türünün öncüsü olan ve daha yirmi iki yaşındayken hayata veda eden Buddy Holly’i yine bir filmle, “Big Fish” teki “Everyday” şarkısıyla tanımıştım. Hakkında çekilen biyografik film The Buddy Holly Story’i de izlemek istiyorum ne zamandır. Umarım en yakın zamanda izleme fırsatı bulur ve hem filmle ilgili bir yazı yazar; hem de bu şekilde müziği ve tarzıyla birçok müzisyenin kendisine örnek aldığı Buddy Holly’e de daha ayrıntılı değinme şansını elde ederim. “Dearest” parçası, soundtrack albümünde dördüncü sırada yer alıyor.

 

Mark ve Juno’nun müzik sohbetlerinden birinde ise Sonic Youth yorumuyla “Superstar” ı dinliyoruz. Günümüzdeki birçok indie rock grubunu etkilemiş ve hala varlığını sürdürerek “yaşayan efsane” konumuna gelmiş Sonic Youth, filmin soundtrack albümünün derinliğini de gösteriyor aslında. Zira ortada birbirini etkilemiş, tarzları iç içe geçmiş müzisyenler var. Mesela daha önce bahsettiğimiz The Velvet Underground’un Sonic Youth’u; Sonic Youth’un da albümde yer alan indie rock’ın genç temsilcilerini etkilediğini düşünecek olursak, Juno’da bir müzik akımının tarihsel sürecini de izlediğimizi kabul edebiliriz aynı zamanda. “Superstar”, albümde dokuzuncu sırada.


“Go Fly A Kite” Bren’in, Juno’nun sorumsuzluğuna işaret ettiği bir sahneden sonra çalan, Mateo Messina imzalı bir parça. “Go Fly A Kite” ın gerçekten de Juno’nun zıvanadan çıktığı anlarla müthiş bir uyum sağladığını söylemişken, Allison Janney’nin canlandırdığı Brenda karakterinin filmlerde görmeye alıştığımız üvey anne tiplemeleriyle uzaktan yakından alakası olmadığını da belirtmek isterim. Kendisi de bir üvey anne olan Diablo Cody’nin yazdığı senaryonun orijinalliğini gösteren bir detay bu tabii.

 

Belle and Sebastian


Müzik bakımından dolu dolu geçen filmin kış sürecinden sonra ilkbahar geliyor karşımıza ve o da Belle and Sebastian’la başlayarak yine bir müzik ziyafetini garanti ediyor. 90’ların ortalarında kurulan İskoçyalı bu indie pop grubunun “Piazza, New York Catcher” isimli şarkısı, genel tarzlarını tamamen yansıtıyor ve filmdeki geçiş sürecini anlatmak için de oldukça uygun bir seçim. Bu dinleyene huzur veren Belle and Sebastian parçası, albümde yedinci sırada. Belle and Sebastian’ın filme konukluğu sadece tek şarkıyla sınırlı değil; bir de alışılmış Belle and Sebastian şarkılarına göre tempolu bir havası olan “Expectations” var. “Expectations” da albümde kendisine on birinci sıradan yer bulmuş.


Mark ve Juno’nun arasındaki ilişkinin sadece müzik ve film tutkularını paylaşmaktan ibaret olmadığı açıktı ve iki karakterin aralarındaki bu garip etkileşim de Juno’nun en çok tartışılan noktalarından biriydi. Juno ve Mark’ın beraber vakit geçirdiği zamanlardan birinde; iki karakter için de oldukça önemli sayılabilecek bir sahnede duyuyoruz “All the Young Dudes” u Mott the Hoople’dan. David Bowie’ye ait olan bu şarkı, önümüzdeki aylarda bir dizi konser için tekrar bir araya gelen İngiliz rock grubu Mott the Hoople yorumuyla soundtrack albümünde on ikinci sırada.


Gecenin bir vaktinde evine dönerek aradığı huzuru bir parça da olsa bulabilmiş Juno’yu gözlerimizle takip ederken kulaklarımızda da Kimya Dawson’ın “Sleep” şarkısının enstrümental versiyonunu duymak gerçekten çok güzel. Şarkının sözlü halini de dinlemiş biri olarak sözsüz haline tercih etsem de, o sahneye sözlü versiyonu pek yakışmazdı sanırım. Şarkı, soundtrack albümünde onuncu sırada yer alıyor.


Kimya Dawson’ın bu filme ve soundtrack albümüne damgasını vurduğunu, adının bu yazıda oldukça fazla geçeceğini birkaç sayfa önce belirtmiştim. Yine bir Kimya Dawson parçasıylayız işte; ancak bu sefer kendisi Antsy Pants çatısı altında. Bir ilkbahar görüntüsü var karşımızda ve bu görüntüye en çok uyacak şarkılardan biri de herhalde “Tree Hugger” . Şarkı, albümde on beşinci sırada.


Tıpkı Ellen Page’in oynadığı Juno MacGuff ve Michael Cera tarafından canlandırılan Bleeker örneğinde olduğu gibi sıkı arkadaş olan iki insan arasındaki aşka ve bunun doğuracağı karışık duygulara değinen “So Nice So Smart” şarkısı da filmdeki ve albümdeki Kimya Dawson parçalarından biri. Şarkı, filmin soundtrack albümüne on üçüncü sıradan dahil edilmiş.

 

Film için oldukça önemli sahnelerden birinde yine Kimya Dawson karşımızda; bu kez de The Moldy Peaches’le. “Anyone Else But You” , soundtrack albümünde belki de en sevdiğim parça; ancak bu haliyle değil. Tabii ki The Moldy Peaches yorumu çok daha profesyonelce; ama Ellen Page ve Michael Cera’lı versiyonu filmde gerçekten çok daha ayrı bir anlam ifade ediyor. İki versiyonu da soundtrack albümünde bulabilmek mümkün. The Moldy Peaches yorumu, albümdeki on yedinci parça.

 

Cat Power


Filmde ve albümde kullanılan bir şarkı daha var ki, Cat Power’ı çok seven biri olarak öylece bahsedip geçmem mümkün değil. Filmin sonlarına doğru duyduğumuz ve filmdeki birçok sevgi çeşidi üzerine yazılmış olduğu hissine kapıldığımız “Sea of Love” , aslen birçok sanatçı tarafından yıllarca yorumlanmış bir şarkı. Aralarında Tom Waits’in de bulunduğu bu geniş yelpazeden dinleyebildiklerim arasında ben kesinlikle Cat Power yorumunu tercih ediyorum. Albümde on dördüncü sırada gördüğümüz “Sea of Love” , kesinlikle mükemmel bir cover. Cat Power’ı ise daha önce dinlemediyseniz bir an önce albümlerini edinip dinlemeye başlamanızı şiddetle tavsiye ederim.


Filmin belki de en sıcak, en mutlu bölümü olan yaz mevsimini ilk dakikalarda da çalan “Tire Swing” le açıyoruz ve tabii meşhur Ellen Page-Michael Cera düeti “Anyone Else But You” yu da bu mevsimde dinliyoruz. Dediğim gibi, The Moldy Peaches versiyonuna göre daha amatörce olsa da; ikilinin yorumu bu şarkıya çok ayrı bir hava katıyor. “Anyone Else But You” nun bu versiyonu, soundtrack albümünün son şarkısı.
Film, kapanışta da bizi sadece siyah bir ekran ve beyaz yazılarla baş başa bırakmıyor. Antsy Pants’ten “Loose-Lips” ve “Vampire”, Mateo Messina’dan ise filmde de çalmış olan “Meet the MacGuffs” parçaları kapanışa eşlik ediyor. Bu parçalardan “Loose-Lips” ve “Vampire” da soundtrack albümünde kendisine yer bulmuş.

 

Michael Cera ve Ellen Page


Bu tabii ki tamamen benim görüşüm ama şu 2000’li yıllara girdiğimizden beri gösterime giren filmler arasında en özenli hazırlanmış soundtrack albümlerinden birine sahip Juno bence. Ve, içinde sakladığı birbirinden değerli gömülü hazinelerle yıllar sonra bile sinema izleyicilerinin ilgisini çekecek. İşte bu düşünceler içinde, not aldığım kadarıyla Juno’daki baştan sona indie müzik ziyafetini sizlere de aktarmaya çalıştım. Hatalarım olduysa affola…
 



Yazar: immortal_eva | 21 Ağustos 2009 | Okunma: 518 Bookmark and Share
Benzer haberler:
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.