Anket
Takvim
«    Temmuz 2010    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 
Linkler

Butch Cassidy And The Sundance Kid(1969)
Kategori: Janr Filmleri » Western | Haber ID: 2519 | Yazdır

 

Butch Cassidy And The Sundance Kid(1969)

 

 

Duvardaki delik çetesinin beyin gücü Butch Cassidy (Paul Newman) ve vurucu gücü Sundance Kid'in (Robert Redford) dostluğu üstüne kurulu 1969 yapımı bir western olan Butch Cassidy and the Sundance Kid'de, bu iki büyük ismin yanında Katharine Ross'u da unutmamak gerek ve de tabii ki yönetmen George Hill'i. En nihayetinde Newman ve Redford'u biraraya getiren de Hill'den başkası değil. Kendisi Steve Mcqueen'in de adının geçtiği bu rolü Newman'a vermiştir. İlk başta yönetmen Butch rolü için Redford'u düşünmüş fakat Redford ne yapıp edip Sundance'i oynamayı yönetmene kabul ettirmiş. Herneyse, sonuç olarak ben bundan hiç şikayetci değilim çünkü öyle uyum içinde gözüküyorlar ki insan bu filmden sonra keşke ikisinin oynadığı daha çok film olsa diye iç geçirmeden edemiyor.

Filme gelirsek, 1900 lü yıllarının başlarında geçen, dönemin efsane olmuş iki soyguncusunun hayatını anlatan bir başyapıt. Senaryo çok nüktedan diyaloglarla işlenmiş. İkilinin konuşmaları o kadar eğlenceli ki filmin sonuna ne zaman gelmişsiniz anlamak mümkün değil. Zıt karakteristik özellikleri can sıkmak yerine bu diyaloglar yoluyla eğlenceye dönüşmüş gibi. Belki de dostluklarının sırları budur. Müzikler mükemmel. ( Raindrops Keep Fallin' On My Head). Eklemeden geçmeyeyim filmin müzikleri Burt Bacharach'a ait. Tüm bunların yanında beni en çok etkileyen görüntü yönetmenliği ve kurgu oldu. Filmin bazı bölümlerinin fotoroman havasında işlenmesi ve unutulmaz sonu akıllardan çıkacak gibi değil. Ama benim favori sahnem Butch'un Etta'yı bisiklet gezintisine çıkardığı sahnedir. Çitlerin arkasından yapılan bu çekimde, çitlerin arasından güneşin parıltısı eşliğinde bisikleti takip eder kamera. İzlediğim an en sevdiğim sahnelere dahil oldu bu sahne. O kadar ki insana keşke ben de bir film yapabilsem dedirtiyor.

Filmin espri dozu bir hayli yüksek ama aynı zamanda çok da hüzünlü bir film. Aslında bir devrin kapanışını anlatıyor. At üstünde gezen adamların bitişini... Bunu da en belirgin şekilde sembolize ettiği şey ise bisiklet. Bir satıcı bisikleti gelecek bu diye tanımlıyor. Butch bir bisiklet alıp Etta'yı ''gelecekle tanış'' diyerek gezmeye çıkarıyor. Ama daha sonraki bir sahnede Butch bisikleti atıyor ve ''geleceğiniz sizin olsun'' diyor. Belki yeniliğe ayak uydurmak istiyor ama olmuyor işte ya da belki de yaşadığı gibi ölmek istiyor. Ben ikincisi gibi olduğunu hissediyorum. Belki de bu yüzden bu filme modern-western yakıştırılması yapılıyor.

Yukarıda bahsettim ama filmin sonu gerçekten harika. İkilinin, Bolivya'ya giderken onlarla gelmesi için Etta'yı çağırdıklarında kız onlara tek bir şart koşar. ''Asla sizin ölümünüzü izlemeyeceğim'' der ve filmin sonu da bize filmdeki her diyaloğun ne kadar ince eleyip sık dokunduğunu gösterir.

Filmle ilgili farklı olarak bahsetmek istediğim iki nokta daha var;
1.Robert Redford, filmdeki karakterinin ismini kullanak Sundance Film Festivalini Kurmuş.
2.Paul Newman da filmdeki karakterinin ismini kullanarak hasta çocuklara destek için bir organizasyona imza atmış.http://www.holeinthewallcamps.org

Bu film bir western filmi çünkü bir westernde olması gereken herşey bu filmde mevcut: iyi adamlar, kötü adamlar, at üstünde takipler, aşk, macera, banka soygunları... Bu film muhteşem bir western filmi çünkü bir westernde olması gerekenden fazlası da bu filmde mevcut: bu dozda bir eğlence, bu denli sıkı bir dostluk ve gücünü karakterlerden alması.

David Fincher'ın en sevdiği filmmiş ''Butch Cassidy And The Sundance Kid''. Onun bu film için söylediklerini de şöyledir:
Butch Cassidy And The Sundance Kid herşeyiyle kusursuz. Görüntü yönetmeni Conrad Hall'dan kostüm tasarımcısı Edith Head'e, yönetmeninden Paul Newman, Robert Redford ve Katharine Ross'a kadar! Hepsi yeteneklerinin doruğunda. Film hem eğlenceli hem de nefis çekilmiş.
Geçenlerde yetenekli, titiz, detaycı bir yönetmen arkadaşımla laflıyorduk. Bana ''Niye bu filmi bu kadar çok seviyorsun?'' diye sordu. Ona filmi izlemesini söyledim. Çok geçmemişti ki ''Aman Yarabbim, ne şahane filmmiş'' diye bir e-posta aldım. Birçok insan Raindrops Keep Falling On My Head çalan bölüme burun kıvırıyor, ama bence o kısım çok hoş çekilmiş. New York sekansı ve kahramanların vurulduklarını saklayan sonu, belirgin bir şekilde filmin geri kalanından ayrılıyor. Film orta yaş krizinden, bir yaşam tarzının adım adım sona erişinden, buhar devrinin başlangıcından bahsediyor. At üstündeki kanun dışı yaşamın bittiğinden... Ve bütün bunlar öyle ince, öyle güzel anlatılıyor ki... Çok ince bir işcilik söz konusu.


Yazar: hest | 5 Ekim 2009 | Okunma: 132 Bookmark and Share
Benzer haberler:
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.