Anket
Takvim
«    Temmuz 2010    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 
Linkler

(500) Days of Summer (2009)
Kategori: Janr Filmleri » Romantik Komedi | Haber ID: 2529 | Yazdır

(500) Days of Summer (2009)

 

Bu yılın hakkında en çok yaygara kopartılan filmlerinden biri olan (500) Days of Summer içinde bulunduğumuz ayın başında Türkiye'deki sinema izleyicileriyle buluşmadan önce, yazılmış sayısız övgü dolu kritik tarafından etrafına koruyucu bir duvar örülmüştü. "Romantik komedi kalıplarını ters yüz ediyor." demişti birileri. Birileri de, "2009 yılının Eternal Sunshine of the Spotless Mind'ı" gibi akıllara zarar bir yakıştırma yapmıştı. Tüm bu övgü bombardımanına ilaveten, "Yılın en iyi bağımsız filmi" yaftasını iliştirmeyi de unutmamışlardı daha yılın hatırı sayılır bir bölümü dolmadan. Bu arada çeşitli listelerde de üst sıralara yükselip ait olduğu türün takipçilerinin yoğun ilgisine mahzar olan film, şık fragmanının da yardımıyla birçok seyirciyi umutlu bekleyişlere sürüklemişti. Gelelim can alıcı soruya: (500) Days of Summer mütevazi ve samimi bir bağımsız film olmasının dışında, seyircinin gösterdiği derin alakayı hak edecek herhangi bir artı değer taşıyor mu? İşte tam burada büyük bir soru işareti var.

 

(500) Days of Summer, bir ilişkinin 500 gününü anlatıyor kısacası. Tom adlı adamımız, Summer ismindeki aşka inanmayan esas kızımıza aşık olur ve olaylar gelişir. Bu çıkış noktasından yola çıkan film bir ilişkiyi kronolojik olmayan bir biçimde anlatma derdiyle hareket ediyor, böylece biz de zamanda sürekli ileri-geri giderek ve özellikle Tom'un bakış açısından faydalanarak öyküde ele alınan iki karakterin iç dünyalarını anlamaya çalışıyoruz. Ana hatları bu rotada seyreden filmin az önce sıralamış olduğum övgüleri taşıyacak düzeyde olup olmadığına ve bir bağımsız filme göre oldukça iyi işleyen pazarlama stratejisinin hangi noktalarda elinde patladığına hep birlikte göz atalım.

 

alt


"Romantik komedi kalıplarını ters yüz ediyor." iddiasından ne anlamamız gerektiğini sorgulamalıyız önce. Sizleri bilmem ama benim bu laftan anladığım, söz konusu filmin yer aldığı janrı yeniden tanımlayabilecek güçte olduğu ve bir devrim yaptığı; ya da o janrda sık sık ele alınan temaları bambaşka şekilde işleyerek türe bir tazelik kazandırdığıdır. (500) Days of Summer ise kurgusal başarısını ve merkezine aldığı çiftin yakaladığı uyumu hesaba katmadan düşündüğünüzde adından "devrimci" olarak söz ettirebilecek tek bir yenilikçi özelliğe sahip değil. Her şeyden önce film, romantik komedi denen türde yıllar önce de var olan "tesadüf" temasını adeta yüceltiyor, özellikle de son dakikalarında. Evet, sözün burasında "Amelie" gibi bir başyapıtın da "tesadüf" temasından beslendiğini örnek gösterebilirsiniz. Benim de bu teze cevabım, Amelie'nin bu temayı tamamen fantastik bir bağlama taşıdığı ve kendine özgü bir dünya yaratarak bu dünyada bu temanın yer almasını gayet gerçekçi kıldığıdır. Fakat "This is not a love story, this is a story about love."  cümlesiyle yola çıkarak daha yolun başından gerçekçi olma iddiasını taşıyan (500) Days of Summer'a baktığınızda, gerçekçilik üstüne kurulmuş modern peri masalı kalıbının iğretiliğini göreceksiniz. Bu yüzden (500) Days of Summer'dan filmin taşıdığı belli başlı olumlu nitelikleri göz önüne alarak incelikli bir romantik komedi denemesi olarak bahsedebilirsiniz; ama filmi "devrimci" mertebesine taşımak, "Groundhog Day" gibi türün esaslı yenilikçi filmlerinin anısına saygısızlık olur doğrusu.  

 

"2009 yılının Eternal Sunshine of the Spotless Mind'ı" iddiasının üzerine birkaç satır karalamak bile saçma aslında; tıpkı "Eternal Sunshine of the Spotless Mind" ı bir romantik komedi olarak algılamak gibi. Marc Webb'in (500) Days of Summer'da kullandığı parçalı anlatım tekniğiyle Michel Gondry'nin tarzına özendiğini ve bu şekilde bir ilişkinin 500 gününü olabildiğince başarılı anlattığını söylemek mümkün tabii. Filmdeki karakter tasvirlerinin de etkileyici olduğunu ve Joseph Gordon-Levitt'le Zooey Deschanel'in de özen gösterilmese klasik romantik komedi tiplemelerine dönüşebilecek karakterlerinde var olan tüm malzemeyi sonuna kadar kullandıklarını teslim ettikten sonra (bu yazının bir yerlerinde Joseph Gordon-Levitt'e özellikle değinmek lazım, gerçekten de müthiş bir karakter oyuncusuymuş kendileri, bir kere daha test edildi ve onaylandı) Charlie Kaufman gibi belli başlı tür kalıplarına sığdırılamayacak senaryolara imza atan bir senaristin elinden çıkma Eternal Sunshine of the Spotless Mind'ın muhteva ettiği temasal zenginlik ve izleyiciyi farklı noktalarda derin çelişkiler içinde bırakarak birçok şekilde okunmaya müsaitliğiyle, (500) Days of Summer'ın mütevazi ve belli ki eğlenceli bir ilk uzun metrajlı film denemesi olmaktan öte bir iddia taşımayan yapısını karşılaştırmamanın gerekliliğinin altını çizmeliyim. 

 

(500) Days of Summer (2009)

 

Amerikan bağımsız sinemasını sevdiğimi ve özellikle Sundance hitlerine bariz derecede zaafım olduğunu itiraf ediyorum; ama tüm bunlar ve filme karşı duyduğum sempati, (500) Days of Summer'ı "yılın en iyi bağımsız filmi" ilan etmeme yetmiyor ne yazık ki. Aslında, (500) Days of Summer'ın ait olduğu janrın içinde bu derecede ilgi görmesini de önceki yıllarda çıkan ve geçtiğimiz haftalarda kritiğini yazarak bir kez daha anmış olduğum Conversations with Other Women gibi incelikli bir Amerikan bağımsız sineması örneğine haksızlık olarak görüyorum. Ya da yine birkaç yıl öncesinin yapımı olan Yeni Zelanda bağımsız sinemasından Eagle vs. Shark gibi (500) Days of Summer'ın taşıdığı birçok olumlu niteliği içinde barındıran eğlenceli bir kendini-iyi-hisset filminin, ele aldığımız film kadar ses getirememiş olması üzücü. İşte bu noktada devreye "Fox Searchlight" ismi giriyor sanırım. Daha önce "Juno", "Slumdog Millionaire" gibi filmleri birer hite dönüştürmüş şirket bu yıl da dağıtımcılığını yaptığı (500) Days of Summer'ı bir "hit" e dönüştürme peşinde anlaşılan. Bir bağımsız filmin yapım şirketi isminden güç alması son derece sevimsiz bir olay bana göre...  

 

Her ne kadar (500) Days of Summer'ın bir balon gibi şişirilmesi beni öfkenin son hadlerine ulaştırsa da normal şartlarda, değerinin olduğundan çok daha fazla gösterilmediği bir gerçeklikte filmden oldukça memnun ayrılabilir, hakkında çok daha olumlu bir kritik yazabilirdim. Muhtemelen en çok değindiğim noktalar da Joseph Gordon-Levitt'in kusursuz oyunu, sağlam kurgu ve filmle iyi bir uyum yakalayan soundtrackler olurdu. Ama şimdilik filmin şişirilmesine duyduğum kızgınlık bunlara hakkıyla değinmemi engelliyor. İleride DVD'si piyasaya sürüldüğünde ve belki bir soundtrack yazısı vesilesiyle (500) Days of Summer'la barışabilirim; şu an aramız biraz limoni.

 

(500) Days of Summer (2009)

 

Yapılan reklamların sevimsizliğine ve bu denli parlatılıp cilalanmasına rağmen (500) Days of Summer yine de kendine özgü bir cazibe barındırıyor içinde ve izlenmeye değer bir film haline geliyor. Ayrıca, hangi romantik komedide "Persona" ya gönderme yapıldığını görebilirsiniz ki?  



Yazar: immortal_eva | 24 Ekim 2009 | Okunma: 576 Bookmark and Share
Benzer haberler:
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.