Anket
En iyi Film Oscarını hangi film kucaklar?
The Artist
The Descendants
Extremely Loud & Incredibly Close
The Help
Hugo
Midnight in Paris
Moneyball
The Tree of Life
War Horse
Takvim
«    Şubat 2012    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
 
Mary and Max (2009)
Kategori: Janr Filmleri » Animasyon | Haber ID: 2569 | Yazdır

Mary and Max (2009)

 

Teknoloji ilerledikçe ve bilgisayar efektleri işin içine daha çok girmeye başladıkça doğallığın kaybolduğu ve animasyon filmlerinin içeriğinin boşalmaya başladığı su götürmez bir gerçek. Yıl içerisinde vizyona giren animasyon filmlerinde, özellikle de 3D animasyonlarda övgüye değer tek özellik milyonlarca dolar harcanarak oluşturulmuş efektler oluyor genellikle. Bu sayısız filmin içinde gerçekten de derli toplu bir senaryoya sahip ve hedef kitlesi yalnızca çocuklar olmayan yapımlara nadir rastlanıyor artık. Böyle yapımlar da daha çok 3D şeklinde değil de stop motion tekniğiyle oluşturulmuş animasyonlar oluyor. Zira yapaylığın bütüne tamamıyla nüfuz edemediği bir tekniktir stop motion. İşte Adam Elliot'ın bir ilk uzun metrajlı animasyon filmi olarak son derece başarılı çalışması da stop motion tekniğiyle oluşturulmuş.

 

Adam Elliot adına, yönetmen henüz ilk uzun metrajlı filmini çekmesine karşın, sinemaseverler pek de yabancı sayılmaz. Avustralyalı yönetmen daha önce Harvie Krumpet adlı kısa metraj animasyon filmiyle Oscar'ı evine götürmüştü. Mary and Max'te, genç sinemacının çektiği kısa filmlerde haşır neşir olduğu temalara eğilmiş ve sinema anlayışını uzun metrajlı filmine de taşımış olduğunu görüyoruz. Karmaşık karakterler ve mekanın hikaye üzerindeki etkisi, son yılların animasyon filmlerinde pek sık göremediğimiz unsurlar olarak Adam Elliot'ın sinemacılığında göze çarpıyor. Mary and Max'i yılın (bence) en iyi animasyon filmleri arasına sokan da tam bu unsurlar. 

 

Mary and Max (2009)

 

Toni Collette'in seslendirdiği 8 yaşındaki Mary Daisy Dinkle ve Philip Seymour Hoffman'ın seslendirdiği 40'lı yaşlardaki Max Jerry Horovitz'in arkadaşlığının yıllara yayılan öyküsünü anlatıyor film. Elliot'ın hikayenin merkezine aldığı bu iki karakterin dostluğu dışarıdan bakan bir göz için imkansız görünebilir; ancak film gerçekten özümsenmeye başlandığında bu dostluğun sıradışı yollardan da olsa nasıl bu kadar doğal gelişebildiği anlaşılacaktır. Dünyanın iki ayrı ucundaki Mary ve Max, onları ayıran mesafeye karşın aynı çizgi filmi izleyebilmekte, aynı şeyleri yemekten hoşlanabilmekte ve aynı sorunlarla uğraşabilmektedir. Her iki karakter de yalnızdır ve yaşadıkları psikolojik sorunların temelinde çevreleri vardır. Yollarının kesiştiği andan itibaren kah destek olurlar birbirlerine; kah köstek, tabii hiçbir zaman diğerinin hikayesini bir biçimde etkilemeyi atlamadan.

 

Mary and Max'i sıradışı yollarla gelişen bir arkadaşlık öyküsünden öte melankoliyle "kendini iyi hisset" ögelerinin bir çarpışması ve bu çarpışma sonucunda melankolinin mutlak galibiyetinin söz konusu ögeleri soğurması olarak okumak da mümkün. Arka fondaki neşeli müzikle ekrandaki kasvetli kasaba görüntülerinin iç içe geçtiği açılış sahnesinde film bize bu yöndeki sinyalleri vermeye başlıyor, bu sahnenin seyirci üzerinde bıraktığı garip etki filmin bütününe nüfuz ediyor ardından. Bu bakımdan Mary and Max'i Adam Elliot'ın filmografisi boyunca melankolik üslubunu her daim yanında taşıyacağının bir göstergesi olarak kabul edebiliriz. (İşte bu noktada kafama takılan soru, animasyon tekniğinde melankolik bir üslup takınmadan esaslı bir dram yaratılıp yaratılamayacağı oldu ama yazının geneliyle tamamen alakasız olduğu için bunu sorgulamayı yarıda kesmenin daha iyi olacağına karar verdim hemen.)    

 

Filmin geneline yayılan "arada kalmışlık" atmosferinin en büyük sorumlularından biri karakterler. Film Ink sitesindeki eleştiri yazısında da belirtildiği üzere, senenin filmleri arasında görüp görebileceğiniz en ilginç ve karmaşık karakterlere Mary and Max'te rastlayacaksınız belki de. Alkolik bir annenin, hayattan elini eteğini çekmiş bir babanın ve hiçbir zaman gerçekten dahil olamadığı arkadaş ortamının etkisi altında büyümekte olan Mary ve asperger sendromunun yanı sıra hayatının başlangıcından beri türlü çeşit ayrımcılıktan muzdarip olmuş Max'in etrafında dönen olaylarla onların bu olaylara kendi kişisel özellikleriyle yön vermelerini izlemek bahsedilen "arada kalmışlık" atmosferinin oluşmasına ilk elden yardımcı oluyor. Toni Collette'in ve Philip Seymour Hoffman'ın yorumları ise bu atmosferi daha bir cilalıyor sanki. Burada ayrıca Philip Seymour Hoffman'ın seslendirme performansının altı çizilmeli. Max gibi zorlu bir animasyon karakterine ruh vermekle cebelleşmesi için daha doğru bir aktör seçilemezdi herhalde.

 

 

Mary and Max (2009)

 

Son kertede, Mary and Max, son yıllarda "animasyon filmi" dendiğinde zihinlerde oluşan belli bir kalıbı yıkan bir dramatik örgüye sahip olduğu için izlenmeyi, Adam Elliot da bundan sonraki projelerinde daha yakın takibe alınmayı hak ediyor. Animasyon film tutkunlarının, özellikle de stop motion severlerin ise kaçırmaması gereken bir yapım "Mary and Max."      



Yazar: immortal_eva | 27 Kasım 2009 | Okunma: 756 Bookmark and Share
Benzer haberler:

son yıllarda içi boşaltılan animasyonlar konusunda çok haklısınız.
27 Kasım 2009 22:47 |

içi boşaltılmış animasyonlar var olmasına da, adam elliot denen adamın harvie krumpet isimli kısası beni pek açmamıştı. bunu da bulup izleyelim bakalım, hakikaten merak ediyorum.
27 Kasım 2009 23:10 |
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.