Anket
En iyi Film Oscarını hangi film kucaklar?
The Artist
The Descendants
Extremely Loud & Incredibly Close
The Help
Hugo
Midnight in Paris
Moneyball
The Tree of Life
War Horse
Takvim
«    Şubat 2012    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
 
Avatar (2009)
Kategori: Kült Ablası » Geniş Vizör | Haber ID: 2606 | Yazdır

 

alt

 

DİKKAT: RÜYALAR DA BAĞIMLILIK YAPABİLİR


Her ne kadar  Terminator kadar ciddi ya da Aliens kadar tarz sahibi bir film olmasa da Avatar kendi içinde güzel noktalar yakalayabilen bir James Cameron filmi.

Avatar’da dikkate değer olarak niteleyebileceğimiz hususlardan en önemlisi ise ana karakterimiz Jake’in aslında bir kötürüm olması, bu yüzden kendi gerçekliğinden kaçtığı müddetçe mutluluğu bulabilmesi ve beraberinde yaşayabileceği ve kendini ait hissettiği bir ‘’hayat’’a sahip olmak istemesidir. Ve bu amaç doğrultusunda ilerlemeyi tercih eden Avatar gerçek ile olması gereken (bir nevi hayal) arasında ince bir çizgi tutturuyor... Öte yandan her ne kadar insanlığa dair yapılan özeleştiri biraz bayatlamış (bilhassa büyük bütçeli filmlerde) dahi olsa Avatar’da kullanılması iyi bir sonuç vermiş gibi görünüyor...

 

Bu iki hususun haricinde film görsel zenginliğinin altında boğulan son derece sığ ve de sevimsiz bir havaya sahip. Öyke ki yönetmen filmine ya da öyküsüne bir bütün olarak bakmayı başarabilememiş. Bu yüzden hikaye de kurgu da sarkık ve de tahmin edilebilir bir çizgide ilerliyor. Bu noktada zaten bütün klişelerin kullanıldığına beri yandan değinmeme gerek yok diye düşünüyorum. Hikayenin sevimsizliğinin öncelikle karakterlerin adeta elle arka plana itilmesinden dolayı husule geldiği öylesine bariz ki. Aliens’te severek izlediğimiz Sigourney Weaver de dahil olmak üzere iki karakter (Jake Sully ve Neytiri) dışında herkes adeta yok sayılmış öyküde ki bu da yönetmenin filmin ilerleyen sürelerinde o geri plana itilen karakterlere karşı üzülmememizi ‘’anlamsızca’’ istemesine sebep veriyor. Başta filmin ufak bir teferruat olarak bıraktığı figüranların bolluğu, hatta adeta hemen herkesin figüran olması Avatar’ın albenisini düşüren başka bir husus.

 

Daha sonra Avatar hakkında kullanılan ‘’dahiyane’’ gibi sıfatları gerçekten de filme yakıştırmak pek mümkün değil. Bir fantastik filmde ya da bilimkurguda başka ne beklenebilirdi ki? Üstelik ilk bir saati ‘’sebepsizce’’ sıkıcı olan ve hiçbir şeye faydası dokunmayan bir filmin başyapıt veyahutta kült olduğunu iddia etmek pek doğru olmasa gerek... Avatarın ne iyisi iyi, ne de kötüsü kötü, mutfakta ne malzeme varsa kulllanılmış bir türlüden pek farkı yok. Bu sebeplerden ötürü çabuk unutulan filmlerden biri olacağını düşünmek de olası...

 

1.  Bunlara ek olarak Avatar filmi bir kez daha bana eğer bir film en başından yanlış veyahutta eksikse –ki bu senaryo oluyor- hiçbir paranın filmin eksikliğini kapatmaya yetmeyeceğini hatırlattı. Şüphesiz sanatın ederi görüntü kalitesi ile biçilseydi şu anda M, Das Cabinet des Dr. Caligari ya da ne bileyim The 39 Steps tüm zamanların en kötü filmleri olarak anılırlardı.



Yazar: Deniz Akcadogan | 28 Aralık 2009 | Okunma: 782 Bookmark and Share
Benzer haberler:

filmi izlediğimizde zaten orjinalitesinin olmadığını görebiliyoruz, hikayenin ana temeli pocahontas üstüne oturtulmuş; asker çocuk, kabile reisinin kızına aşık ve olaylar gelişirin modern versiyonu diyebiliriz ama avatarı bir devrim yapan film unsuru haline getiren şey, bunlar değil tabikide, avatarı aklımdan çıkmayacak 3 saatlik bir şölene dönüştüren şey, filmi imax 3d de izlemiş olmamdır. Ki izleyenlerin de bana katılacağını düşünüyorum 16m X 20 m ekranda 3D gözlüklerle gelmiş geçmiş en iyi görsel efektli filmi izlerseniz, uzay gemisi görmüş, kabile üyesi gibi kalırsınız oturduğunuz yerde.

Ki Filmi Devrimsel yapan unsurlara değinecek olursak, film james cameronun 16 yıl boyunca teknolojinin gelişip, sonunda hayallerini gerçeğe aktarmasına imkan verecek seviyeye gelmesiyle oluşmaya başlamıştır, ki burda düşünülmesi gereken " film çekmek için 16 yıl teknolojinin gelişmesini beklemek" yada " hayalini anlatmak için teknolojinin gelişmesini beklemek" fiilleridir. Çoğumuzun ne rüyaları vardır, gerçek olması için neler yapacağı, yada gerçek halini görmek için değil 16, 32 yıl bekleyebileceği.

Filmi bu mottolardan yola çıkarak ele alırsak, öyle müthiş, öyle harika bir görsel dünya kurmuş ki james cameron, sadece rüyalarımızda görebileceğimiz cinste ve bu dünya materyal boyutla öyle uyumlu ve öyle düzgün gözüküyor ki, insanın bu yapılanları gerçek olarak görmemesi için hiçbir neden yok, uzayın herhangi bir köşesinde bir yerlerde böyle dünyalar var olabilirler bile. Ve bu eşsiz hayal dünyasını, gelişmesini beklediği öyle büyük bir teknolojiyle aktardığı için bu film benim gözümde eşsizdir, tabiki filmi gidip normal sinemada izlediğinizde bir etki bırakmayacaktır üstünüzde, ama en azından bir 3D de izleseniz bile bu yeterli olacaktır ki james cameron filmi İMAX 3D de izlenmesi gerektiğini kendisi söylüyor.

Ayrıca Bu İnanılmaz gerçeklikteki, hayal dünyası, 237 $ milyon dolar gibi dev bir bütçeyle yaratılmıştır ki bu parayı en son kuruşuna kadar harcaması normaldir, Sinema Dünyasında öyle bir devrim yaratmıştır ki filmin en büyük etkilerinden biri de şudur ki:

Gelecekte çekilecek filmler, avatarın yolunu izleyecekler ve muhteşem bilgisayar grafikleriyle, insanoğlunun sonsuz hayal gücü gerçeğe ulaşabilecek. Ayrıca "CGI Acting" mesleği artık yavaş yavaş heryerde kullanılmaya başlayacak, ve drama dallarında okuyan tüm öğrencilerin gelecekte canlandıracakları roller CGI Acting üzerinden olacak. En azından bir 15- 20 sene sonra gerçekten kamera karşısına geçip oynayan çok az blockbuster filminde gerçek oyuncu göreceğimizi düşünüyorum.

İşte Avatar, tüm bu süreci başlatan film olmuş ve Teknik ve Görsel Yönden Ve CGI Acting bir devrim yaratarak, sinema tarihinde yeni bir dönem başlatmıştır.

Ayrıca dünya çapında konuşmak gerekirse, izleyiciyi yeniden sinemalara çekmiş (3D, IMAX) ve sinema sektörünü de canlandırmıştır.

Ve üzerindeki tüm övgüleri hakeden bir filmidir. Hayatımda Geçirdiğim En tatmin edici, En harika 3 Sinema saatini geçimemi sağlamıştır.
29 Aralık 2009 06:02 |

Bende bazı kişilerin Avatar'dan beklenen devrimi yanlış algıladıklarını düşünüyorum. Bir filmin devrim yaratması senaryosuyla yada kullandığı kamera açılarıyla olmaz. Evet bunlar önemli etkenler ama filmi devrimsel hale getirmez. İyi bir film haline getirir.

Matrix sinemada devrimdi. Acaba neden? Sokaktaki adama yada herhangi bir sinema severe sorsanız direk olarak efektleri der. Evet kameranın açısı vs.. üst seviyedeydi ama bunlar hep bilgisayar efekti sayesinde gerçekleşti. Sonuçta matrix o efektlere sahip olmayan bir film olsa şu anda bu kadar anılıyor olmazdı. Özünde görselliğin ve CGI'ın yattığı gerçeğini unutmayız. Ha hikaye çok iyiydi o ayrı. Bu yüzden klasik oldu.

Avatar'a gelirsek, konunun zaten klişe olduğunu biliyorduk daha yıllar öncesinden ama klişe kötü müdür? Ne filmler var ki o klişe hikayeyi izlerken öfff dedirtiyor. Ama Avatar'da kötüleyen,klişe diyenler bile saatin nasıl geçtiğini anlamamıştır. Bu da ayrı bir meziyet. Klişe espiriler,klişe olaylar Transformers serisinde her filmde artan dozda devam ediyor ama filmi çekilmez kılıyor(özellikle 2.filmde). Şimdi gidip Cameron'u klişe hikaye çekiyor diye suçlamak anlamsız. Adam klişede olsa yüreğini koyuyor ortaya ve keyifli bir film çıkarıyor.

Sonuçta devriminide yaptı ve gene görsel manada çıtayı tepeye çekti kim ne derse desin...
30 Aralık 2009 09:17 |

Ben görselliğinin dışında tutmadım filmi. Belirtmeliyim ki kesinlikle üç saat nasıl geçti anlayamadım. Çok keyif aldım. Ama anlattığı hiç bir konuyu samimi bulmadım. Hemen hemen benzer noktalar barındıran (yabacıya dönüşüm, taraf değiştirme) "District 9"u anlatımda bu filmden çok daha başarılı buldum. Bir nokta daha var takıldığım, Avatar'da herkes o sert, beton kafalı asker tipini çok eleştirmiş. Ama en başarılı şeylerden biri de oydu filmde. Hayatını orduda kazanan insanların duygu, mantık çerçevesi içinde hareket etmesi de pek beklenemez zaten.
2 Ocak 2010 16:47 |

Bir filmin dolby dijital ses sistemine sahip olması, HD kamerayla çekilmesi, bilmem kaç tane efekt kullanması, grensiz olması vs. sinemanın kalitesini belirlemez. Belirlese belirse teknolojinin kalitesini belirler. Sinema sanatında aranan şartlar bunlar olamaz...

Ben şimdiye dek kimsenin The Jazz Singer adlı filmi, sinemada sesi ilk kullanan film olması gerekçesiyle ''en iyiler listesi''ne aldığını görmedim şahsen. Amiyane tabirle bu tarz gazlara gelmemek gerektiğini düşünüyorum. Yoksa bundan sonra filmin hangi marka kamera ile çekildiğini öğrenip ona göre değerlendirelim!
3 Ocak 2010 05:40 |

Yanlış bilmiyorsam Sinema Bir Sanattır. "GÖRSEL" ve İşitsel bir sanat. Bu yüzden Sinemanın kalitesini belirleyen şeylerden biri de Görselliktir.

Yani insanların algı bakımından bir filmi anlayabilmeleri ve eleştirebilmeleri için, görmeleri ve işitmeleri gerekir. Bu yüzden Görselliği değerlendirmeye almadan yada önemsemeden bir filmi eleştirmek; Sinemanın bağlı olduğu ve sanatın bağlı olduğu algısal ve eleştirel kuralları hiçe saymaktır.

Tabikide Bir filmi oluşturan başka öğeler de vardır ve eleştiri sanatında bunlar da dikkate alınır ama Görsel açıdan devrim niteliğinde olan bir film, bu devrimsel yönden kümenin içinden çıkarılarak diğer sadece diğer yönlerle eleştrilmeye çalışıldığında ortaya oldukça saçma bir sonuç çıkacaktır.

"Görsellik beni ilgilendirmiyor, ben diğer unsurlara bakarım" mottosuyla yaklaşmak pek doğru olmayacaktır sonuç olarak. Sonuçta sinema Görsel bir sanattır ve eleştiri yaparken bu unsur da göz önünde bulundurulmalıdır.

Ayrıca filmde kullanılan teknoloji de bir sanattır, siz sanıyormusunuz ki o bilgisayarlar bütün işleri kendileri yapıyor, otomatik çekim alıyor. O bilgisayarların başındaki tüm "Sanatçılar" da emek sarfediyor, bilgileriyle ve yaratıcılıklarıyla birşeyler ortaya çıkarıyorlar ve bu sinemaya dönüşüyor ve sanat oluyor. O kişilere de bir sanatçı olarak bakılması gerektiğini düşünüyorum. Ki O efektlerin herbirinde parmağı olan insanlar var orada. (Ki tüm bu insanlara "Digital Artist" deniliyor). Yani bu filmde ki görsel efekleri teknolojinin bir sonucu olabilir fakat burada kullanılan digital görsel öğeler Digital Artist lerin başarılarını belirler ve bu başarılar, zaten gişe başarısıyla kendini gösteriyor.

Yani olay, manuel makine fotoğraf makinesi kullanan gerçek fotoğrafçı (gerçek sanatçı) , digital makine kullanıp fotoşop yapan Hazırcı fotoğrafçı muhabbetine doğru dönse de. Artık Manuel Kullananların Yeni Çağa Ayak Uydurması Gerektiğini Düşünüyorum.

Sonuç Olarak: Sinema Sanatının Bugüne Kadar ki en iyi görsel örneğini verdiği için avatar, devrimsel bir filmdir. Filmle İlgili geri kalan öğeler tartışılabilir tabi ama bu avatarın devrimsel bir film olduğunu değiştirmez.
4 Ocak 2010 04:26 |

''Görsel''likten ne anladığınızı gerçekten merak ettim. Siz görüntü kalitesi ile görselliği birbirine karıştırmamayı becerebildiğinizde tekrar cevap yazacağım. Görüntü ve sanat yönetimini de bilahare araştırmak gerekebilir diye düşünüyorum!
11 Şubat 2010 23:16 |
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.