Bu filmi bilmeyen pek azdır. Televizyon kanallarımızda bolca yayınlandı, hem müzikleri de haber bültenlerinin vazgeçilmezi olmuş, diğer kaliteli film müzikleri gibi. James Fenimore Cooper'ın aynı isimli romanının uyarlaması bu Michael Mann filmi, romanın tek uyarlaması değil. Aslına bakarsak belki de en çok uyarlanan romanlardan birisi bu. Anlattığı; "Amerika'nın ilk kahramanı" hikayesinden olsa gerek çok rağbet görmüş.
Hikayenin roman uyarlaması olduğunu belirttikten sonra yönetmen ve görüntü yönetmeni ikilisine bakalım. Michael Mann zaten kalitesiyle bilinen yönetmenlerden. Dante Spinotti de görüntü yönetmenliğini üstlenmiş filmin, ikilinin diğer ortaklıklarına bakarsak nasıl uyumlu olduklarını ve sinemanın etkileyicilik tarafını kullandıklarını fark edebiliriz. İkili bu filmden başka; Manhunter (1986), Heat (1995) ve The Insider (1999) filmlerinde beraber çalışmış, devam eden de Public Enemies oyuncu kadrosuna da bakarsak iyi bir film olacağına umutlarımız katlanıyor- isimli projeleri var. Filmimiz müzikleri ile kulaklarımızı nasıl bayram ettiriyorsa, görsel açıdan da gözlerimiz güzelliğe doyuyor.
1992 yılı yapımı film, çeşitli ödüller almış. Bunlardan en popüler olanı şüphesiz En İyi Müzik dalında Akademi Ödülü. Trevor Jones ve Randy Edelman'ın müzikleri insanın kalbini yerinden sökecek derecede etkili oluyor kimi vurucu sahnelerde. Yanılmıyorsam baskın olan gayda sesi ve çoğumuzun bildiği o tını, filme de mükemmel uyumlu.(Gitar ile çalınan) (Orijinal müzik)
Hikayeye girmeden evvel de belirtelim; film, romanın tam uyarlaması değil. Bazı olaylar/karakterler arası ilişkiler değiştirilmiş.
Konuya genel bir giriş yaparsak: 1757 yılındayız, bakir toprakları ele geçirip sömürme üzerine savaş var Amerika'da. Fransızlar ve İngilizler savaşırken, kıtanın yerlileri de herhangi bir tarafın yanında savaşmanın ya da savaşa müdâhil olmamanın muhasebesi içindeler. Bilindiği gibi Kızılderililer tek bir devletin himayesinde yaşayan yerleşik bir hayat sürmüyorlar. Fazla sayıda -şimdi tabii sayılı kaldı- ve birbirleriyle savaşan kabilelere bölünmüşler. Ana karakterlerimiz Mohikan; herhangi bir taraf adına savaşmayı reddeden Hawkeye, Chingachgook ve Uncas. Bu üçlü ve yolları kesişen İngiliz albayının iki kızı Cora ile Alice, Huron kabilesinden Magua ve yine İngiliz ordusundan Duncan, hikayemizdeki öne çıkan karakterler. Bu karakterler etrafında dönen kahramanlık, aşk ve intikam üzerine bir anlatım diyebiliriz.
Karakterlere bir bakış atmakta fayda var:
Hawkeye: Türkçede "Şahin Gözü" anlamına geliyor ismi. Yeteneği tartışmasız ve film seçiminde fazlaca titiz olması ile ayrıca takdir ettiğim Daniel Day Lewis'in canlandırdığı karakter esasen Mohikan kanı taşımıyor. Ama onu bulan Chingachgook tarafından yetiştirildiği için bu bir sorun değil. Romandakinin aksine, aşık bir Hawkeye izliyoruz. Filmde kendisi aşkın güçlü ve korumacı yönünü gösteriyor karakteri ile.
Cora Munro: 1995 yapımı Twelve Monkeys filmiyle de tanınan güzel gözlü ve sesine hayran olduğum Madeleine Stowe, İngiliz albayının büyük kızı rolünde. Benim gözümde sinemanın en romantik sahnelerinden biri olan -arka planda "The Kiss" çalarken- Hawkeye ile sadece bakışarak çok şeyler anlattıkları sahnede ikiliye helâl olsun demekten başka bir şey yapamadık.
Binbaşı Duncan Heyward: Hikayede pek öne çıkmasa da filmin final bölümündeki hamlesiyle bize aşkın fedakâr yüzünü gösteren karakteri anmak boynumuzun borcu.
Uncas: Into the West'te Oturan Boğa'yı canlandıran Eric Schweig'in karakteri, filmin finalinin herkesin aklına kazınmasının, o sahneleri izlerken nefesimizi tutmamızın sebebidir. Duncan gibi, fedakârlık ve gözü karalığın timsali olan karakter, cesareti ile filmin romantik kompozisyonuna önemli katkı sağlar.
Alice Munro: Albayın küçük kızı Alice de final bölümünde parlayanlardandır. Tek kelime etmeden, Uncas'a olan bağlılığını göstermesi de kendisini özel kılar.
Chingachgook: "Büyük Yılan" gibi bir anlam içeren isme sahip bu karakter, Russell Means tarafından canlandırılmıştır. Uncas ile Hawkeye gibi kahramanları yetiştirmiş olan baba, savaştaki maharetini ve özel silahını da filmde bol bol gösterir. Ayrıca filmin muhtelif sahnelerinde sarf ettiği güzel sözler de not edilesidir.
Magua: Dances With Wolves'ten da aşina olduğumuz Wes Studi'nin canlandırdığı karakter bu filmde de çetin bir Huron savaşçısıdır. İntikam ateşiyle yanıp tutuşan Magua, filmin bütünlüğüne de kaybettiklerinin acısını almaya and içmiş karakter olarak katkı sağlar. Fazlasıyla "kötü" bir karakterdir ama bu kötülüğünün esas kökeninin kalbindeki acı olduğunu vurgulanmıştır.
İzlediğimde tüylerimin diken diken olduğu ve gecenin sabaha yakın bir vaktinde izlememe rağmen özellikle de finaliyle beni heyecandan titretmiş bu filmin incelemesi de kafamda ilk sıradaydı hep, ama bu vakte nasipmiş. Filmin özellikle de aşk olgusunu mükemmel örneklerle anlatması hasebiyle gönlümdeki yeri başkadır.
Şifremi Unuttum?