Anket
En iyi Film Oscarını hangi film kucaklar?
The Artist
The Descendants
Extremely Loud & Incredibly Close
The Help
Hugo
Midnight in Paris
Moneyball
The Tree of Life
War Horse
Takvim
«    Şubat 2012    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
 
Invictus (2009)
Kategori: Janr Filmleri » Tarihi/Biyografik | Haber ID: 2751 | Yazdır

alt

 

Unforgiven/Affedilmeyen'i yaptığından beri, Hollywood'da üstün yönetmenler klasmanına giren ve devamında birbirinden güzel bir dolu film çeviren Clint Eastwood'un her geçen gün daha da mükemmelleşen filmografisinde en son geçen yıl Changeling/Sahtekar ve Gran Torino'yu izlemiştik. Clint Eastwood, bu iki büyük harikasından sonra bu kez bir başka dokü-dramaya yönelip Nelson Mandela'nın filmini çekti.

 

 

Morgan Freeman gibi, Mandela için biçilmiş kaftan bir oyuncuyla çalışmanın rahatlığını yaşayan yönetmenin, 90 sonrasındaki filmografisinin belki de en aydınlık filmi Invictus/Yenilmez. Genelde karamsar bir bakış açısıyla kara-film tadında, ve klasik sinema argümanlarıyla filmler yaratan yönetmen bu kez o bakış açısını da, tekniği de tümüyle bir kenara bırakıp bir biyografi filmi için olması gerekenlerle işini yapıyor. Invictus, geçtiğimiz aralık ayında vizyona çıktığında benim gibi Eastwood fanatiklerinin sinema gündeminin birinci maddesine kurulmuştu ama ABD'de pek de öyle olmadı. Maliyeti karşılayan ve biraz da kar ettiren mütevazı bir hasılat, 3 ya da 3,5 yıldızlarda gezinen (5'lik değerlendirmede) bir ortalamayla film yeni yıla girdi. Önümüzdeki günlerde 3. ve 4. bölgelerde de gösterimleri başlayacak.

G. Afrika'nın senelerce hapiste kalan önderi, Nelson Mandela'nın konuşmasındaki kelime kayıpları da dahil her konuda birebir etüdünü yapıp performansını ona göre veren Morgan Freeman'ı yıllar sonra yine önemli bir rolde görmekteyiz. Elbette Se7en-The Shawshank Redemption-Million Dollar Baby üçlüsündeki o ağzı açık bıraktıran performans bu filmde yok. Ama yine de kendi standartlarının en iyilerinde dolaşan bir canlandırma mevcut.

Film, Mandela'nın hapisten çıkıp da seçimle başa gelmesinden sonra ülkenin bütünleşmesini sağlamak adına 1996 yılında, ülkesinin ev sahibi olduğu rugby dünya kupasına konsantre oluşunu anlatıyor. Çok önemli ekonomik anlaşmaları bile ikinci plana atan bu maçlar için de Mandela kendi sabrını oluşturan tüm incelikleri takım kaptanı François Pienaar'a (Matt Damon) aktarıyor. Turnuvada sürpriz bir başarı bile beklenmeyen milli rugby takımı, ülkelerinin büyük önderi Mandela'nın özverisi sayesinde kupaya çok güçlü bir başlangıç yapıyor.

Invictus, Gandhi filminin küçük boyutlusu gibi. Yer yer Mahatma Gandhi'yi akla getiren sahneleri ve pek tabii Clint Eastwood'un trademark'ı haline gelen mini yan hikayeler son derece başarılı. Filmi, Mandela ve Pionaar gözlemlerinin yanı sıra gizli servis ekibindeki siyah ve beyazların mini dünyaları aracılığıyla da takip ettiren hikayesi, Mandela'nın kısa bir çapkınlık sahnesi, kriz sahneleri, uçak sahnesi, Mandela ve korumasının aile hakkındaki konuşması gibi incelikler filmin bütünlüğünü kopmaz bir bağ gibi sarmalıyor ve Eastwood'un bu kadar çok sevilmesinin birincil sebeplerinden biri oluyor.

Filmden evvel, biz Türklerin çoklukla bilmediği, ya da izlerken kurallarından anlamadığı için sıkıldığı rugby maçlarının uzun tutulmasından korkmuş idim. Tam anlamıyla rugby olmasa da benzer bir oyunla ilgili, Al Pacino'lu Any Given Sunday/Kazanma Hırsı filminde olduğu gibi film boyunca maç izleyeceğimiz korkusu vardı. Fakat film, tıpkı Hint başyapıtı Lagaan: Once Upon A Time In India/Bir Zamanlar Hindistan'da filminde olduğu gibi maçları özellikle de son maçı uzun uzun gösterse de anlatım tarzıyla izleyiciyi hikayeden kopartmıyor.

Filmde Matt Damon da önceki rollerinden çok farklı bir oyunculuk gösteriyor. Rolünü epey ciddiye alan ve bunu hem fiziksel hem de biçim açısından gösteren Damon'ı ilk kez bir filminde çok iyi performans gösterirken yakaladık diyebiliriz.

Clint Eastwood, bu kaliteli ama önceki filmlerinin havasından biraz uzak filminden sonra yine Matt Damon'la çalıştığı Hereafter filmiyle Aralık 2010'da bir yönetmenlik örneği daha verecek. Şimdiden The Sixth Sense/Altıncı His kabilinden bir film olacağı söylenen Hereafter'ı merakla beklemeye başladık bile...



Yazar: Immigrant | 14 Şubat 2010 | Okunma: 180 Bookmark and Share
Benzer haberler:
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.