Anket
Takvim
«    Temmuz 2010    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 
Linkler

Witness for the Prosecution (1957)
Kategori: Janr Filmleri » Hapishane/Mahkeme | Haber ID: 2773 | Yazdır

 

Witness for the Prosecution (1957)

 

 

Çektiği filmlerin yarısı başyapıt olmuş ve hemen tamamı sinemaya eşsiz birer yapıt olarak sunulmuş, klasik dönemin en yaratıcı rejisörlerinden biri olan Billy Wilder, türler arasında da yol alabilen usta bir isim. 1950'lere girilirken üstüste iki kara film ve bir savaş komedisi çeken ve Sunset Blvd./Sunset Bulvarı, Ace in the Hole/Büyük Karnaval ve Stalag 17/Casuslar Kampı adlı bu filmlerle 40'lardaki popülaritesini ve saygınlığını iyice perçinleyen yönetmen , başta Sabrina olmak üzere çektiği 4 romantik komedi ile bu alanda da usta olabileceğini göstermişti. Aslında bu 4 film de 1959'daki Some Like It Hot/Bazıları Sıcak Sever'e bir antrenman gibiydi. Wilder, işte tüm bu filmlerin arasına çok sevdiği polisiye öykülerden birini kattı ve meşhur Agatha Christie'nin çok sevilen Witness for the Prosecution/Beklenmeyen Şahit oyunundan bir başyapıt daha çıkardı.

 

Sinema tarihinin en verimli on yıllarından biri şüphesiz 50'li yıllardı. McCharty soruşturmalarından yaralı çıkmış, birçok yıldızın ismin sinemaya ara vermesine neden olmuş yıllar geride kalmıştı. 50'li yılların da en verimli yılı 1957'ydi. Sadece o yıl Oscar'a aday olan filmlere bakıldığında bile kalitenin izdüşümü iyice belirginleşiyordu. David Lean'in epik The Bridge On The River Kwai/Kwai Köprüsü filmi, Sidney Lumet'nin mütevazı başyapıtı 12 Angry Men/12 Öfkeli Adam, 57'nin en önemli eserlerindendi. Beklenmeyen Şahit de bu önemli filmlerin arasına kolayca adını yazdırmıştı.


Film, aslında çok bilinen bir Agatha Christie hikayesi olduğundan o günün seyircisi için büyük sürprizler içermiyordu fakat zaman ilerleyip de oyunun yavaş yavaş unutulması, ilerleyen yılların izleyicisi için hikayenin bir anda önemli olmasını sağladı. Filmi başyapıt haline getiren sadece hikaye değildi kuşkusuz. Başta Wilder'ın akıcı ve zaman zaman komikliğe varan usta anlatımı, birinci sınıf oyuncuların izleyiciye filmi kanıksatmaları, beyaz rengin siyaha olan ağırlığının sahnelere göre belirlendiği bir görüntü yönetimi, filmi sadece iyi bir hikaye olmaktan ötelere götürüyordu.

Beklenmeyen Şahit'in finalinde bir ifade yer alır. Buna göre filmin o muhteşem sonunu başkalarına anlatıp da filmden alacakları keyfi bozmamamız öğütlenir. Bu zaten sinema kültürü gelişmiş her bireyin mutlaka uyması gereken kuraldır. Film de öyle bir öyküye sahiptir ki aslında neresini anlatsanız bu hükme ters düşmüş gibi olur. Ama yine de genel hatları spoiler sınırına girmeden anlatmak olasıdır. İngiliz yargı ortamının pek sevilen, huysuz ihtiyarı Sir Wilfrid'in hastaneden hemşiresiyle birlikte evine dönüşüyle açılır film. Komik diyaloglarla süslenen ve bir anda Wilfrid'e ısınmamızı sağlayan bu sahneler izleyiciyi de yavaş yavaş filme sokar. Ardından filmin "davası" gelir. Wilfrid'in hukuk danışmanı arkadaşı, kendisine bir vaka getirir. Yaşlıca bir kadın evinde ölüdrülmüştür ve katil adayı yalnızca bir kişidir. Genç bir pazarlamacı olan Vole'dür bu adam. Avukatın evine Vole de gelir ve avukat tarafından kısa bir şekilde sınanır. Doktorlar tarafından bu denli heyecanlı davaları almaması öğütlenen Wilfrid, başta davayı bir arkadaşına havale eder ama konu öylesine çekicidir ki nemrut özel hemşiresinin tüm muhalefetine rağmen davayı bizzat ele almaya karar verir. Sonrası hakkında tek bir kelime etmek bile filmin sürprizlerine zarar vereceğinden burada kesmek gerekir. Fakat yine de finalde öykünün onlarca kez dönüş yaşadığını da eklemek lazım.

Beklenmeyen Şahit, yukarıda da belirttiğim gibi iyi oyuncularla çekildiğinden ayrı bir kaliteye sahip. Başta sinemanın ilk Dr. Moreau'su, en iyi Quasimodo'su ve kendi beyanına göre "suratı bir fil kıçına benzeyen" Charles Laughton, Wilfrid rolünde harikalar yaratıyor ve insanı sinema tarihinin en iyi 10 avukat tiplemesi listesi  yapmaya sevk ediyor. Sanık Vole rolünde klasik dönemin karakter oyuncularından Tyrone Power var ve filmin amacı için gereken tüm oyunculuk numaralarını sergileyebilecek bir tarza sahip. Marlene "bayan bacak" Dietrich ise yakasına yapışıp kalmış o ünlü namıyla birlikte oyunculuğunu da dört başı mamur bir şekilde sergiliyor. Dietrich filmde, Vole'nin karısı rolünde son derece inandırıcı bir kompozisyon çiziyor. Alfred Hitchcock'un Dial M for Murder/Cinayet Var filminde tüm entrikaları ortaya çıkaran dedektif rolünü oynayan John Williams (sinemada ne kadar çok John Williams var değil mi?) Beklenmeyen Şahit'te biraz daha geri planda kalıyor ve sanığın ikinci avukatını canlandırıyor.


Çok az yönetmen ve oyuncunun sinemanın bir sanat olduğunu izleyiciye hissettirdiği sinema tarihinde Witness for the Prosecution, nadide bir yerde. Adeta çölde bir vaha gibi. Tüm Billy Wilder filmleri gibi defalarca izlenecek, hatta sonunu ve hikayedeki tüm gerçekleri öğrendiğinizde bile yeniden izleme ihtiyacı hissettirecek müthiş bir yapım. Keşke, tanrı bazı yönetmenlere 200 yıllık bir ömür verseymiş ve bu tip filmlerden günümüzde de çekilebilseymiş!

 




Yazar: Immigrant | 19 Şubat 2010 | Okunma: 155 Bookmark and Share
Benzer haberler:
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.