Anket
Takvim
«    Eylül 2010    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
 
Linkler

Iron Man (2008)
Kategori: Janr Filmleri » Fantastik/Bilim-Kurgu | Haber ID: 292 | Yazdır

alt


Iron Man, beyaz perdede izlediğimiz büyük bütçeli Marvel Comics uyarlamaları arasında en kıdemli geçmişe sahip, zenginliğiyle Bruce Wayne (Batman)'e bile parmak ısırtacak iş adamı Tony Stark'ın deyimiyle "uçaksız pilot" mantığıyla dizayn edilmiş, Marvel'in süper kahramanlar ekibi Avengers'in (İntikam Birliği) kurucu kadrosunda yer almış (Captain America, Thor, Wasp ve Ant-Man ile birlikte), güç sembolü olmuş bir karakter. Spider-man çizgi-romanlarından sadece kostümlü süper kahraman kimliğiyle hatırladığımız Stark'ı biz de beyaz perdede kanlı canlı görme şerefine ilk kez erişiyoruz. Bu şansa Robert Downey Jr gibi sevdiğimiz aktörler listesinin zirvesinde yer alan bir oyuncuyla erişmek de her zaman nasip olmasa gerek. Bu sebeple önyargılarımızı ve beklentilerimizi birer bohçaya atıp ilk günden sinemanın yolunu tutuyoruz. Elbette suareyi bekleyerek.


alt


Tony Stark ve ve ona eşlik eden bir grup askerle açılıyor film. Bu sahneyi daha önceden, fragmanlardan hatırlıyoruz. Tony Stark'ın kişiliği hakkında fikir sahibi olduğumuz bu sahnenin akabininde beklenen patlama. Stark gözünü ameliyathanede açar. 36 saat öncesine gidiyoruz. Stark, silah endüstrisine yaptığı katkılardan dolayı ödüle layık görülür, babasına kadar giden geçmişe yolculuk sırasında, babasının biricik ortağı, şimdinin ikinci adamı Obadiah Stane (Jeff Bridges) ile de tanışırız. Filmin ikinci yarısında izleyeceğiniz sahnelerin tohumu bu slaytlarda atılmıştır sanki. Stark, Jericho adını verdiği üstün tasarımını tanıtmak için gittiği Afganistan'dan askeri mürettebat ile birlikte dönerken kafile saldırıya uğrar, Stark gözünü kapamadan önce son gördüğü, üzerinde kendi şirketinin adının olduğu bombadır (varan 2).


alt

 

Geçilen 36 saatte, çalışkanlığı kadar hızlı playboyluğu ve vurdumduymazlığı ile de nam saldığını gördüğümüz Stark, On Halka isimli bir örgüt tarafından yakalanıp tutsak edildiği yerde yardım gördüğü Yinsen isimli başka bir bilim adamı sayesinde "aydınlığa" kavuşur ("hayatını boşa harcama"). Kendi ürettiği silahların masumlar yanı sıra direkt kendine dönütü, Stark'ı silah üretimini durdurmaya sevk edecek ve ortağı Obadiah'la araları açılacaktır. Altın yumurtlayan tavuğun kesilip herkesin kerevetine çıkacağı bir ikinci yarı olmuyor filmde. Ama ne yazık ki filmin özenle kurduğu o ilk yarıdaki dramatik yapı, sonrasında gelen hılı aksiyonla bir güzel harcanmış. Filmin bu raddede içerdiği bir sürpriz de yok üstelik. "Ne beklediğinizi biliyoruz, bir an önce verelim" mantığıyla klişeler art arda dizilmiş. İlk yarıda yükselen çıta ile istemeden yarattığınız beklenti, bir nevi filmin sonunda hüsran oluyor. Elbette bir çizgi roman uyarlamasından Hamlet hikayesi anlatmasını beklemezsiniz, fakat "büyükler için" yapıldığı lanse edilen bu uyarlamanın ilk yüz metreden sonra yorulmak yerine sprint atarak maratonu başarıyla tamamlaması, hepimizin gönlünden geçen şeydi.


alt

 

Oyunculuklara ve filmde kullanılan teknolojiye de değinelim. Öncelikle Stark'ı yarı biyonik hale getiren arkın hikayesi: Stark, söz konusu patlamadan sağ kurtulmuştur fakat ancak Yinsen'in göğsüne yerleştirdiği elektromıknatıs sayesinde vücuduna dağılan şarapnel parçalarının kalbine ulaşmasını engelleyebilmektedir (bu durumdaki "yürüyen ölüler" en fazla bir hafta yaşayabilmektedir). Daha sonra bu ark reaktör teknolojisini geliştirecek ve Iron Man'i yaratacaktır. Saniyede 1 gigajoule enerji yaratan minimal modelle yarı biyonik hale gelen Stark, "kalbinin olduğuna dair kanıt"ı sunduğu sekreteri Pepper Potts (Gwyneth Paltrow) ile de yakınlaşacak, fakat Don Corleone'nin meşhur sözü "sana ilk kim gelirse hain odur" nasihatini kulak arkası ederek Obadiah tarafından sırtından bıçaklanacaktır. Obadiah'ın kullandığı, beyne gönderdiği sinyallerle 15 dakikalık felç yaratan aletin de özellikle kapkaç mağduru kadınlar tarafından rağbet göreceğini zannetmekteyiz.

 

alt

 

Jeff Bridges ve Gwyneth Paltrow yanı sıra, Stark'ın sivil savunmadaki dostu Jim Rhodes'te Terrence Howard (ki kendisini ikinci filmde "daha sonra" dediği diğer kostümü -War Machine- giyerken görmeyi beklemekteyiz) ve "cüretkar" gazete muhabiri Christine'de Lost'un Shannon'u Maggie Grace'i andıran Leslie Bibb de oyunculuklarıyla göze çarpıyorlar. İlk yarıdaki performanslarıyla Shaun Toub (Yinsen) ve Faran Tahir'i de (Raza) atlamamalı. Gene de kasting içinde en çok zarafetiyle rolüne cuk oturan Gwyneth Paltrow'u beğendiğimi, Terrence Howard'ın da göründüğü her karede rol çaldığını özellikle söyleyeyim (Paltrow'un film boyunca türlü sakatlıklar yaşadığını, Favreau'dan şikayetçi olduğunu, dizinde kalıcı hissizlik meydana geldiğini de ekleyelim). Sevdiğim bir karakter oyuncusu olan Bridges'e o kırlaşmış sakalı ve dazlak kafayı ise hiç yakıştıramadım. Sevdiğimiz oyuncuların yaşlandığını görmek istemeyişimizdendir belki de. Robert Downey Jr ise, heba olmuş onca yıldan sonra (uyuşturucu, hapis vs) "mihrap hâlâ yerinde" diyor ve kendisini en verimli çağında başka yapımlarda görmek için can atıyoruz. Oyuncu-yönetmen Jon Favreau (Stark'ın şoförü) ve Stan Lee de cameolarıyla kendilerini gösteriyorlar. Samuel L. Jackson'un Nick Fury kompozisyonuyla jenerik sonunda görünüp görünmediğiniyse artık DVD'lerinde tecrübe edeceğiz (Wikipedia'da yazdığına göre Fury, Stark'a Avengers'tan bahseder). Stark'ın da Paramount Pictures'in diğer yaz bombası The Incredible Hulk'ta birkaç saniyeliğine görüneceğini şimdiden hatırlatalım.


alt

 

Filmin politik duruşu ise biraz bulantılı gibi. İlk yarıda "barışı severim ama barış olursa para kazanamam" kabilinden verdiği mesajlar sonrası çark eden Stark'ın aksine, gizli sevkiyata devam ederek Orta Asya'yı karıştıran Obadiah'ın "silah üretimini bıraktın ama yarattığın son eser, en büyük mirasın olarak silah sanayiinin geleceği oldu" sözleriyle açıkladığı ironik durum, seyirciler kadar filmin de kafasını karıştırmış gibi. "Barış, sopası daha büyük olanın yanındadır" sloganı, paranoyayla yönetilen "Güçlü Amerika" modeli için bir simge adeta. "Hem korkutun, hem saygı görün", "Düşmanlarınız mağaralarından çıkamasınlar" kabilinden verilen ilk yarı mesajları, ikinci yarıdaki aksiyonla maalesef çürütülemiyor. Stark'ın Afgan topraklarına dönüp "teröristleri" bertaraf etmesi, Amerika'nın Irak'taki varlığını meşrulaştırmış adeta. Yine de bu tür okumalara prim vermeyerek filmden bir çizgi-romansever olarak tat almak mümkün (özellikle Stark ve robotu arasında geçen R2-D2 tadında sahneler). En azından filmde Spider-man ve Superman serilerindeki gibi Amerikan bayrağı görmüyoruz!


alt

 

Çizgi romana sadık kalınarak oluşturulmuş ilk zırhlı modele filmde yer vermek de, en azından Iron Man teriminin kafalarda oturması için doğru bir kullanım olmuş (bu tenekeden sonra Audi'lerden kattığı alev kırmızısı renkleriyle yeni model göz kamaştırıyor: kaskı başına ilk geçirişinin öncesinde yüzünün aldığı ifadeyle maskın uyumuna da dikkat edin). Bunu finale doğru Stark'ın ağzından da duyuyoruz ("Iron Man? Hiç fena değil. Altın/titanyum karışımı gerçi ama olsun"). Finalde Stark'ın ağzından duyduğumuz beyanat ise, yıllardır gizli kimliğini saklayan süper kahramanlara nazire yaparcasına özgürlüğünü haykıran Stark'ın ukala karakterinin en öz biçimlendirmesi olmuş. Stark bunu çizgi romanda Peter Parker'a da (Spider-man) aşılıyor ve Civil War adı verilen seride pek çok süper kahraman devlet önünde gizli kimliğini açıklamak zorunda bırakılıyordu (Buna karşı çıkan Captain America bir sniper kurşunuyla can verdi). Stark'ın Spider-man'in nörobiyolojisini inceledikten sonra yarattığı zırhla kendi "örümcek duyuları"na sahip olmuşluğu da vardır.


alt

 

Filmin bunca klişe içinde kullanmadığı bölümler de var. İlk yarıda Stark tutsak edildiği mağaradan kaçmış, kötüleri haklamış ve havalanmışken Superman'i bile imrendirecek bir gösteri yapması, o anda tüm seyircileri coşturacak şeydi. Ama ilk yarıyı farklı kılan özelliklerden biri daha: Film buna prim vermiyor ve Stark düştüğü çöllerden arama ekibince kurtarılıp ülkesine dönüyor ve "Silahlara Veda" konuşmasını yapıyor. Bunca çalımdan sonra ikinci yarıdaki "yılların aksiyonu" biraz yavan kaçıyor (Iron Man vs. Iron Monger, David vs. Goliath, zeka ile gücün müsabakası). Çok geriye gitmeye gerek yok, bu ihaneti birkaç yıl önce Batman Begins'te de görmüştük. Gene de üzerinde Gwyneth'in adının yazılı olduğu kutudan Se7en'ı hatırlatırcasına kesik kafasının çıkmadığına memnunuz! (Biri Prison Break mi dedi? Evet, klişe).

 

alt

 

Son söz olarak, aldığı sorumluluğu başarıyla yerine getirmiş bir Jon Favreau, özenle seçilmiş oyunculuklar, alttan alta da olsa muhalefetini yapan bir yapım ve "I'm Iron Man" beyanıyla daha gösterime girmeden tasarlandığını öğrendiğimiz 2010 tarihli devam filmi (sonraki filmlerde Mandarin olmasa da Ultron'u görebiliriz). Marvel'in çoktan büyükler liginde yerini alması gereken bir kahramanına daha "merhaba" demenin mutluluğunu yaşıyor, "malzemeden çaldığı" için verdiğimiz yedi puana Robert Downey Jr bonusu ekleyerek 7,5 puanla filmi uğurluyoruz. Bir ekleme müziklere: Herkesin beklediği Iron Man (Black Sabbath) nağmeleri yerine kulakta en çok kalan girişte kullanılan Back in Black (AC/DC) oldu ve ben de filmi tekrar yaşamak isteyenler için parçayı filmin kritiğine ekliyorum.


alt

 

Not: Film pek sinemada Türkçe seslendirmeli olarak oynatılıyor. Sinemaların bir bir kapanmasına kadar giden bu konuyu burada irdelemeyeceğim fakat gitmeden önce altyazılı mı dublaj mı sorarsanız, en azından bilinçli tercih yapma şansınız olur. Bir artı puan Ataköy Galleria'ya (Prestige): Salon numarası 7 olmasına rağmen (sıra büyükten küçüğe gider) ses sistemi mükemmeldi. Iron Man ayak donanımını her ateşlediğinde bizim de salonda ayaklarımız sarsıldı. Filmin her karesini tüm kalitesi ve zevkiyle yaşadık. Yumuşak deri koltuklar da cabası. Fakat açılmayan (açılıyor fakat sadece müzik dinletiyorlar) telefonları ve terk edilmiş gişelerin -ancak asansörle çıkılan- iki kat yukarıya taşınması da onların puan kaybı. Verdiğiniz paraya değmesi için filmi altyazılı izlemenizi tavsiye ediyor, Dolby Digital içermeyen salonlara -hele ki bu teknolojinin kullanıldığı bir bilimkurgu ise- adım atmamanızı rica veriyorum. Kaliteye mecbur kılalım ki kalite arzı artsın. Tepkisiz kalmayalım.

 

alt

 

ELeCTrO'dan Sevgilerle...

 



Sayfa 1-of-2 | Sonraki Sayfa | Son Sayfa
Yazar: Sinemaestro | 3 May 2008 | Okunma: 2853 Bookmark and Share
Benzer haberler:
WoLF |

Kesinlikle çok beğendim.

Bir "demir adam" takipçisi olarak filmi gerçekten beğendiğimi tekrar tekrar vurgulamak istiyorum. Özellikle Stark ve Rhodes'u oynayacak oyuncular gerçekten tabiri caizse "cuk oturmuş". Çizgi filmleri anımsayanlar bana katılacaklardır.

Stark'ın kişilik özellikleri çok güzel yansıtılmış. Komedi unsurları harika. Özellikle iticileri ilk deneyişinde takla atıp duvara yapıştığı sahnede yerlere yattım. Espriler çok güzel ve yerinde.

Aksiyon olabileceği kadar vardı zaten. Özellikle çizgi filmlerde demir adam'ın baş belası olan "güç sorunu" da atlanmamıştı. Olmazsa ayıp olurdu.

Senaryoda Mandarin, Justin Hammer gibi isimleri göremesek de, "kötü adam" kısmı fena değil. Evet, çizgi filmden bildiğimiz karakterlerin çoğu yoktu, film senaryosu da pek örtüşmüyordu, ama bu, filmin iyi bir yapıt olmasında engel teşkil etmiyor. Kalan malzemeyi ikinci filme sakladıklarını düşünüyor ve güzel bir çalışma bekliyorum yeniden.
4 May 2008 00:37 |
WoLF |

Ayrıca ekstra sahneyi izledikten sonra önemli bir sorunu daha dillendirmek istiyorum.

Nick Fury zenci?! Yapmayın bunu! Nick Fury, koskoca Nick Fury nasıl zenci olabilir Allah'ınızı severseniz?! Bu hata bir kez daha yapılmıştı. Daredevil'de ilk kez kötülerin kötüsü Kingpin'i görme şerefine eriştik. Görmez olaydık. Onu da zenci yapmışlardı. Kingpin zenci olabilir mi arkadaşlar? Kime sorsan bilir zenci olmadığını. Nedir bu zenci merakı?

Ayriyetten yukarıdaki yorumumda yazmayı unuttuğum bir şey var:
Tanrı Dolby'i korusun.

Her film başlarken söylediğim gibi:
Dolby'nin gözünü seveyim.
4 May 2008 00:45 |

Marvel Comics'in ölümüne takipçisi olan bünyeler için filmde yakalanabilecek enteresan detaylar vardı. Bunların birkaçına denk gelebilmek sevindirici oldu çizgiromansever bünyeler ve benim için. Lakin benim esas değinmek istediğim nokta bu değil. Robert Downey JR.'ın ve Gwyneth Paltrow'un oyunculukları. Özellikle Gwyneth'i bu tarz filmlerde daha sık görsek ne güzel olurdu demeden kendimi alamıyorum.

Bu tarz filmlerin genellikle "bol efektli lakin konu özürlü" oluşlarının aksine güzel bir konu ve işleniş ile karşımıza gelen iron-man belki de son zaman bilimkurgularına değişik bir boyut getirmiş olacak. İçimden her ne kadar daha iyisi de olabilirdi desem de yiğidi öldürüp hakkını yememek gerektiğini düşünüyorum. Boş olmamış film...
5 May 2008 00:49 |

Filmin gişe hasılatından da bahsetmeli. 5 günlük hasılat dünya çapında 201 milyon doları bulurken, film tüm zamanların en iyi 10., çizgi roman uyarlamaları içinde ise en iyi 4. açılışı yaptı. Devam filmleri çıkarıldığında, Iron Man'in en iyi açılışı yapan ikinci süper kahraman olduğunu görüyoruz. İlk 4 film sırasıyla şöyle:

Spider man 3: 151 $ M
Spider man: 114.8 $ M
X-Men: The Last Stand: 102.8 $ M
Iron Man: 100.8 $ M

Spider-man ile kıyaslanabildiğine göre bu serinin de en az üç filmi garantilediğini şimdiden söyleyebiliriz. Ki iyi bir Spider-man okuru olarak ben filmleri beğenmemiştim. X-Men haricinde Marvel'in dişe dokunur başka bir hamlesi yoktu bu filme kadar. Bundan sonra ne olur? Avengers'a yol açmak için her yol mübah. Thor ve Ant-man sırada bekleyen yapımlar arasında. Loki olmadan Thor olmaz, umarız o mistizmi yakalarlar da ikinci bir Ghost Rider rezaletiyle karşılaşmayız.
5 May 2008 01:44 |

Robert Downey Jr., Jon Favreau ve Terrence Howard'ın "Unscripted" adlı programda seyircilerin gönderdikleri soruları birbirlerine sordukları eğlenceli sohbet: http://movies.aol.com/unscripted/robert-downey-jr-terrence-howard-jon/iron-man/2115854
9 May 2008 15:22 |

Captain America'nın kalkanı filme "easter egg" olarak yerleştirilmiş ve meraklı gözler de bu ayrıntıyı bulmuş. görmek isterseniz:

http://www.joblo.com/2nd-iron-man-cameo
http://io9.com/388724/look-whats-on-tony-starks-workbench-in-iron-man
14 May 2008 22:45 |

Filmin bol ekstraları arasında her iki versiyonda da yer alan silinmiş sahneler (Obadiah'ın mühendislerine tiradı ve final sahnelerinde özellikle Rhodes ve Stark arasındaki esprili diyalog kaçırılmamalı) ve 2 diskli versiyonda çizgi romana ve filmin yapımına dair birçok materyal yer alıyor. Stan Lee'nin yaratılış sürecinde Howard Hughes'u model alması, Robert Downey Jr role alındıktan sonra Stark'ın evinin "onun kırılgan ruh yapısına uygun olarak" daha yuvarlak hatlarla yeniden inşa edilmesi, ayak motorlarının ilk denendiği sahnede aktörü taşıyan iplerin ayaklara bağlanarak gücü buraya vermesi ve daha seyirciye daha gerçekçi bir görünüm sunması, kask içinden yapılan yakın plan yüz çekimi için 2001: A Space Odyssey'in model alınması gibi ayrıntılar, Happy Hogan rolü için peruk takan Favreau'nun Iron Man'in "Marvel fanları için yapılan ilk film" deyişini haklı çıkarıyor. Filmi izlememiş ve izleyip de beğenmiş olanlar için 2 diskli versiyon kesinlikle kaçırılmayacak bir arşiv. Tüm alt başlıklarda Türkçe altyazı olduğunu da belirteyim. Almışken The Nightmare Before Christmas'ı da almanızı ve henüz animasyona dökülmemişken Tim Burton'un 1984 tarihli kısa filmi Frankenweenie'yi (ve Vincent'i) izlemenizi şiddetle tavsiye ederim. Pepper Potts'a sevgilerimle...
25 Ekim 2008 14:57 |

Evet Iron Man'in iki diskli özel versiyonunu şiddetle tavsiye ederim. Film ile ilgili iki saati aşkın ekstralar mükemmel. Eskiden bu ekstraların olduğu cdlere Türkçe altyazı ekleme zahmetine girilmezdi. Artık hemen hemen tüm filmlerde bu var ve çok da iyi oluyor. Nick Fury'yi sinema salonunda kaçırmıştım; zira jenerik çok uzundu ve bunun sonunda birşeylerin çıkacağını bilmeyen, beklemezdi. Sanırım hem bu filmin sonunda Samuel Jakcson'un Tony Stark'a gelip "Avengers" hakkında konuşmak istemesi hem Hulk'un sonunda Tony Stark'ın generale yeni bir grubun kurulacağından bahsetmesi(Bunu sinemada yakalayabildim), Avengers filminin parça parça diğer Marvel uyarlamalarında kurulmaya başladığını gösteriyor. Bekliyoruz.
25 Ekim 2008 17:20 |
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.