Seyir Defteri
Anket
Son Yorumlar
|
Interstate 60 (2002)
Back to the Future serisinin yazarı Bob Gale'in kaleme alıp yönetmenlik koltuğuna oturduğu Interstate 60, fantastik bir dünyada yaşama dair cevaplar bulmanızı sağlayan modern bir masal.
Zengin babasının kendisi için kurduğu hayallerden bıkan Neal Oliver (James Marsden), doğumgününde bir dilek tutar ve gizemli yabancı O.W. Grant (Gary Oldman), kendisine aradığı cevapları bulabileceği bir bilardo topu ile -Ray (Christopher Lloyd) aracılığıyla- taşıması için bir paket verir. Paketi gerçekte varolmayan bir yolda direksiyon sürerek, yolculuk boyunca birbirinden ilginç insanlarla tanışarak Robin Fields isimli kişiye ulaştıracaktır ve bunun için kanıyla kontrata imza basar. Bu yolda sadece kendisinin gördüğü pano reklamlarında Lynn Linden ("Kelebek Etkisi" ile ilk defa burada tanışan Amy Smart) isimli genç bir kadına da romantik bir aşkla tutulur. Paket kadına mı gidiyordur, yoksa şeytanla anlaşma mı imzalamıştır? Bunu anlamak için tek yapması gereken söz verdiği tarihte Danver'da olmaktır. Yola kendisini bekleyen bir katil de vardır.
Shrek'in de şablonunu aldığı "modernleştirilmiş masal" kıvamını filme iyice yediren Gale, Oldman'ı cin, 8 numaralı bilardo topunu lamba yapmış adeta ve "prens prensesi zindandan kurtarır" klişesini bile atlamamış. Yolcular arasında hiç şüphesiz en ilgi çekici olanı "yalana tahammülsüzlüğü ile dinamitlerini kuşanmış" Bob Cody (Chris Cooper). Akciğer kanseri olan ve 6 aydan az ömrü kalan Cody, üzerine döşediği dinamitleri patlatma tehdidiyle çalışmak istemeyen (ama elindeki "iş sözleşmesi"ne bunu yazan) dilenciye arabasını yıkattırır, herkesin birbirini dava ettiği "avukatlar şehri"nde "özgürlük bildirgesi" yayınlatır ve Neal'in yol boyunca edindiği tecrübelerin ona en değerli olanını verir: Hayallerinin kızıyla tanışıp onun testine tabi tutulduğunda dürüstlüğüyle kızın kalbini kazanır ("mükemmel insan" korkusunu atması için kızın seçtiği yolu sevimli bulmadığımızı da ekleyelim). Yolda mükemmel seksi arayan ve 2461'inci aşığı olmasını isteyen bir kızı (Amy Jo Johnson) geri çevirir (kaçan balık büyük olur'u ve reddedilmenin etkilerini burada bir kez daha izleriz), kayıp oğlunu arayan bir anne ile uğradığı "ayyaşlar" kentinde sentetik, yasal uyuşturucu ile hayvanlaştırılmış insanların trajedisine şahit olur -ki anne de reşit oğlunu görebilmek için bu ayyaşlar arasına katılacaktır. Bu kentin "sözcüsü" ise polis şefi Ives rolünde Kurt Russell'dır. Gençler akşam kafayı dumanlayıp kendilerini barlara atmak için tüm gün kentin pis işlerini yapmakta, tuvalet temizlemekte ve bu arada seks güdülerini kaybetmektedirler. Bu sayede tecavüz oranı önceki yıl tamamen sıfırlanmıştır. Yasal uyuşturucuyu reddeden Neal, "getirdiği yeni keş (anne)" için 300 dolar ödül alacaktır. Yolda bir ara konuk ettiği O.W.'den insanların isteklerine dair öyküleri duyar ve dileği gerçekleşmiş olanlardan birini bizzat gözlemleme şansına sahip olur: yemeyi seven fakat midesi küçük olduğu için bunu layıkıyla başaramayan dilekçi, girdiği kafede menüde ne varsa silip süpürmekte, parasını da uğradığı kentlerde kendisiyle başaramayacağı üzerine iddiaya giren müşterilerden karşılamaktadır (günde 67 kere yemek zorundadır ve artık bıkmıştır).
Açgözlülüğün ve dinsel yasakların hemen tümüne rastlarız aslında. Se7en'dan ve benzerlerinden çok da farkı şeyler anlatmaz ve bunu mizahi bir dille yapar gibi gözükse de, filmin esas teması, içlerinde en vurucu olanıdır: "Mutluluk gidilecek yer değil, yolculuğun kendisidir." Öyle ki, buluşma noktasına gidip de paketi açması önerildiğinde Neal artık bunun önemli olmadığını, yaşadığı deneyimin yeterli olduğunu söyler. Filmin sonunda "sihirli lamba" bilardo topunu da artık cevaplara ihtiyacı olmadığı için uçuruma fırlatacaktır (The Mask'teki maske gibi geri dönmesini bekledik ama olmadı). Bir güzel taşlama da sanat koleksiyoncularına gelir: Degas'tan Monet'e birçok eseri orijinalleriyle birlikte elinde barındıran Mrs. James (Ann-Margret) bunları "sahte" diye yutturduğu müzesinde sergilemekte ve değerini bileni bulana kadar sadece kopyalarını satmaktadır. Değme koleksiyoncular bile orijinallerin "kötü birer kopya" olduğunu ileri sürer. Bu "Sahte Eserler" Sanat Galerisinin kurucusu da O.W. Grant'tan başkası değildir. Bu tecrübe de, aslında ressam olma hayali peşinde koşan Neal'a, babasının modern sanat olarak nitelendirdiği çöplüklere kendi "ortaçağ" stiliyle karşılık vermesini ve -tutku dolu resimleri ile- özgürlüğünü ilan etmesini sağlar. Neal'in başına gelen absürdlükler bunlarla da kalmayacaktır: Yolunu değiştirdiği her seferinde (avukatlar şehrinde hapse düşer) başına geldiği gibi, son dönemeçte de polisin aradığı katilin profiliyle birebir eşleşmektedir. Aslında bir eksik vardır: Son model kırmızı arabasının bagajında beyaz bir leke yoktur (polis serbest bırakır fakat bununla kalmaz), Back to the Future'ın "geçmişin tekrar yaşanması" klasiğini hatırlatırcasına, benzincide istop etmiş arabasına bir grup genç nispet olsun diye bir kutu boya döker ve uzaklaşır. Zaten otoyol, Grant'ın dediği üzere, geçmişi, bugünü ve geleceği birleştiren bir kesişme noktasıdır. Bu fantastik yolculukta edindiği tecrübeler, girdiği komadan çıkan Neal'a hayata farklı bakmayı ve elbette masalların olmazsa olmazı, hayallerine kavuşmasını sağlar.
Filmin başında "Amerika hariç her ülkenin mitolojisinde dilekleri gerçekleştiren cinler olduğu" tartışması sonucu ortaya çıkan O.W. Grant, bir "jester" gibi eğlenmeyi ve şakalar yapmayı seven bir karakterdir: Aslında -ağzından düşürmediği piposuyla- bir "leprechaun" ile Cheyenne kızılderisinin oğludur (fakat "söylediği üzere" penisi yoktur: The Carver'a selam). Dileğini gerçekleştireceği kişilere ve bunları gerçek kılmaya kendisi karar vermektedir. Wishmaster'daki Djinn'in olmasını istediğiniz kişidir aslında. Filmin sonunda Neal'ın kızkardeşine "doğumgünün yakında, bir dilek dilemek ister misin?" dediğinde yüzünüze yayılan tebessümle film biter ve geriye sağlam bir hikaye, sürpriz oyunculuklar ve bolca referans kalır.
Avukat Valerie McCabe'de epeyce rol çalan Deborah Odell'in yanı sıra, Michael J. Fox da cameosuyla Back to the Future fanlarının yüzünü güldürüyor. Doktoru (Christopher Lloyd) ve Marty'i, serinin de senaristiyle birlikte yeniden aynı filmde görmek mutluluk verici. 13. katta asansörün gerçekte var olmayan bir kata açılmasıyla ise Being John Malkovich evrenine yeniden merhaba diyoruz. 60. karayolu diye bir yer de aslında yoktur. Var olan, sunduğu sonsuz tecrübe deneyimi ve bu eğlenceli yolculuğun sonunda kazandırdığı hayat görüşüdür. Sonuç olarak yol filmlerinden hoşlananlar ve fantastik sinemanın sunduğu lezzetlerden vazgeçemeyenler için Interstate 60 enfes bir şölen ve bu şöleni "8 numaralı top"un üzerinde yazan puanla uğurluyor, başka deneyimlerde görüşmek üzere 666. karayoluna doğru yol alıyoruz.
Yazar: Sinemaestro | 10 May 2008 | Okunma: 865
Benzer haberler:
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.
|
Login
Translate
Facebook
Etiket Bulutu
2007, 2008, 2009, al pacino, alfred hitchcock, alice in wonderland, alien, amy adams, angelina jolie, anne hathaway, avatar, batman, blake lively, brad pitt, cate blanchett, charlie chaplin, charlize theron, christian bale, christina hendricks, christopher nolan, clint eastwood, cosplay, dc comics, deniz akçadoğan, diane kruger, eleştiri, emmanuelle chriqui, fragman, gary oldman, gişe, gossip girl, hayden panettiere, heath ledger, inglourious basterds, iron man, iron man 2, james cameron, jessica alba, jessica biel, johnny depp, joker, kamera arkası, kate winslet, keira knightley, kristen stewart, kritik, kült ablası, kısa film, leighton meester, lost, marilyn monroe, marion cotillard, marlon brando, marvel, megan fox, meryl streep, mickey rourke, mila kunis, mischa barton, natalie portman, oscar 2009, parodi, penelope cruz, poster, poster art, quentin tarantino, ridley scott, robert de niro, robert downey jr, sam worthington, scarlett johansson, sinema, slumdog millionaire, soundtrack, spider-man, star trek, star wars, steven spielberg, superman, terminator salvation, the avengers, the curious case of benjamin button, the dark knight, the godfather, the godfather part 2, the incredible hulk, the spirit, the terminator, thor, tim burton, up, vanessa hudgens, vanity fair, video, video klip, wall-e, watchmen, web site, x-men origins wolverine, zoe saldana
Tüm etiketler Popüler
Arşiv
Reklam
|
Şifremi Unuttum?