Anket
Takvim
«    May 2012    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 
My Darling Clementine (1946)
Kategori: Janr Filmleri » Western | Haber ID: 326 | Yazdır

alt


My Darling Clementine, daha önce defalarca sinemaya aktarılmış Earp ve Clanton Aileleri arasında geçen O.K. Corral çarpışmasını konu alan John Ford imzalı bir western.


alt

 

Filmi tarihsel sürecinde değerlendirirken, henüz Tombstone (1993), Wyatt Earp (1994), Gunfight at the O.K. Corral (1957) gibi yapımların çekilmediğini ve Batı tarihinin bu en meşhur düellosunun anlatıldığı henüz birkaç filmden biri olduğunu hatırlamak gerek. Öyle ki, ilk uyarlamada (Frontier Marshal, 1939) kasaba şerifi rolünde oynayan, westernlerin değişmez yüzü Ward Bond, bu filmde Morgan Earp olarak karşımıza çıkıyor. '90larda artık doktorluğunun esamesi okunmayan Doc Holliday, daha sonra 1957 uyarlamasında Kirk Douglas'ın da yineleyeceği gibi (ki orada dişçidir), burada eldivenleri eline takıyor. Old Man Clanton rolünde 3 oscarlı Walter Brennan'ın döktürdüğü yapım, Henry Fonda (Wyatt Earp) ve Victor Mature (Doc Holliday)'in karşılıklı oyunculuklarıyla izlenir hale geliyor.


alt

 

Filmin hemen başında, sürüsünün başında yolculuk eden Wyatt Earp'ün Ike ve Old Man Clanton ile ilk kez karşılaşmasını izleriz. Earp'ün sürdüğü sürü için pazarlık eden Yaşlı Clanton red cevabı alırken, Earp de en yakın kasabanın adının Tombstone (mezartaşı) olduğunu öğrenir. Akabinde sürü çalınacak, en küçük kardeşleri James (henüz onsekizindeyken) vurulacak ve Earp Kardeşler (Virgil, Morgan, Wyatt) konaklamak için gittikleri Tombstone'da toplu bir temizliğe girişeceklerdir. Dodge City'nin eski şerifi olan Wyatt'ın Clantonlar ile ilk resmi tanışması da unutulmaz. Öyle ki, buradaki sözlü düello, filmin sonundaki silahlı çarpışmadan daha etkili. Hemen sonrasındaki sahne ise James'in mezarı başında The Unforgiven'ın açılış sekansında kürek sallayan Clint Eastood'u hatırlamamıza vesile olur.

(dışarıda yağmur yağmaktadır, Wyatt Earp tek başına olduğu halde Clanton Çetesi otelden içeri girer)

- "İyi akşamlar Bay Clanton"
- "İyi akşamlar"
- "Sabah karşılaşmıştık, hatırlıyor musun?"
- "Oh tabi, hatırlıyorum"
- "Haklıydın. O Sığırlarla fazla uzağa gidemedim. ... Bu akşam çalındılar"
- "Sahi mi? ... Yazık olmuş"


alt

 

(Yaşlı Clanton sözünü bitirip Earp'in yanından geçer ve arkası dönük olduğu halde konuşmaya devam eder)

- "Sanırım şimdi de California'ya gidiyorsun, ha?"
- "Hayır, bir süre buralarda kalmaya karar verdim. ... Kendime bir iş buldum"
- "Çobanlık mı?"
- "Şeriflik"

(hepsi yüzünü döner)

- "Şeriflik mi? Tombstone'da mı?" (gülerek) "O halde size iyi şanslar Bay..."
- "Earp. Wyatt Earp"

(Clanton'un yüzü donar ve Earp tüm heybetiyle kapıdan yürüyüp çıkar)


alt

 

Doc Holliday'in geçmişini ve bugününü simgeleyen (bir hemşire ve bir şarkıcı) iki kadın, konunun akışına yön verir. Chihuahua'nın (Linda Darnell) Holliday'i bir gece aldatması (ve aldığı kolye) sonucu ortaya çıkan James Earp cinayetinin zanlısı Billy Clanton'dur. Clanton, babasının kollarında can verirken, Virgil Earp de yaşlı adamın kurşunlarına hedef olur. Clanton Ailesi, Earp Kardeşler'i O.K. Corral'da düelloya davet eder. Çatışmaya, Billy Clanton'un kurşunlarına hedef olan Chihuahua'yı ameliyat etmesine rağmen kurtaramayan Doc Holliday de katılır. Tarih bu çatışmada 30 saniyede 30 kurşunun havada uçuştuğunu söylüyor fakat filmlerde bu sekans elbette uzun tutuluyor. Doc Holliday'in film boyunca süren etkisi maalesef düelloda (hele ki Val Kilmer'in Holliday kompozisyonuyla Tombstone'u izlemişseniz) yok oluyor. Bunda elbette kıyaslamanın etkisi büyük. Zaten bu filmin esas adamı Wyatt Earp ve Earp'ü romantik bir aşık olarak görebileceğiniz belki de tek film bu. Earp, ilk gördüğü andan itibaren Clementine Carter'a (abartısız oyunuyla Cathy Downs) platonik bir aşkla tutuluyor ve Holliday genç kadına kasabadan ayrılmasını söyledikten sonra kırılan gururunu onarmak yine Earp'e kalıyor.


alt

 

Bilmeyenler için not düşelim, Doc (Doctor) Holliday eski bir doktor olmasının yanında ileri derecede veremdir ve ölmek üzeredir. Ölümden korkusu kalmayan bu adam, Vahşi Batı'nın en hızlı silahşörlerinden ve en bilinen efsanelerinden biri olmuştur. Bu filmde Doc'u canlandıran Victor Mature, asıl ününü tarihi filmlerle (Samson ve Delilah, Demetrius and the Gladiators) yapmış, oyunculuğu kendisince dahi ciddiye alınmayan bir aktördü. Buradaki performansıyla göz dolduran Mature'u geçmiş zaman Stallone'si (en azından patlak gözleriyle) olarak görebiliriz. Filmde vahşi batı barlarına yaraşırcasına, gösteri için gelen ayyaş bir Shakespeare aktörü bile görünüyor (Granville Thorndyke rolünde Alan Mowbray). Kasaba tebalaları üzerinden okuduğumuz isimlerle jenerikten beri gözümüzü ayıramadığımız yapım, western'in babası John Ford'un usta yönetmenliğiyle kotarılmış. Filmin adına yaraşırcasına pek çok sahnede Amerikan folkunun ilk klasiklerinden Oh My Darling Clementine kulaklarınıza çalınıyor. Öyle ki, Ms. Carter arabadan indiğinde, adının Clementine olacağını zaten biliyorsunuz. Ms. Carter'in iki tarihi silahşör arasında paylaşılması, hiç de büyük bir soruna yol açmıyor zira film esasen bu çarpışmayı ve öncesinde ona götüren olayları anlatmak peşinde. Bunu da iyi başarıyor, gerçekte olmayan faktörler bile o kadar iyi birbirine bağlanmış ki, gerçeğin sıkıcılığından sinemanın büyülü dünyasına adım atıp cilalanmış hikayeye zevkle tanıklık ediyorsunuz.


alt

 

"Bayan... İsminizin Clementine olmasına gerçekten bayıldım" (Ma'am, I sure like that name... Clementine). Film boyunca şarkıyı ağzından düşürmeyen Earp'ün Monument Valley'e (Anıtlar Vadisi) doğru at sürmeden önce sarf ettiği kapanış cümlesiyle biz de Clementine gibi arkadan bakakalırız. Bu toprakları avucunun içi gibi bilen John Ford, yapacağını yapıp, yine en iyi kapanışlardan birine imza atmış. Oh My Darling Clementine kulaklarınıza çalınırken, kişisel sinemateğinizde (başında sombrerosuyla) Linda Darnell'in, Victor Mature'un, Walter Brennan'ın ve Henry Fonda'nın oyunculukları dönüyor, Fonda'nın sırılsıklam aşık olduğu kadını yanağından öperek uğurlaması, eski dönem aşklarını, centilmenlerini ve hanımefendilerini bir anma ziyafeti oluyor. Finalde öğretmenliğe soyunan Ms. Clementine ve "aşkın pençesine düşen" Wyatt Earp karakterleri, ilham vermese de (ki bilinmez) Back to the Future final bölümünü, Dr. Emmett Brown - Clara Clayton aşkını hatırlatıyor. Sinefiller için her filmde bir iki farklı bağlantı ekliyorum, bu filmde de Holiday'in karanlıkta, otel odasının perdeleri önünde silüetini gördüğüm sahnede, gece evinde saldırıya uğrayan Michael Corleone'nin çehresini (The Godfather Part II) gördüğümü söyleyeyim.


alt

 

Barry Norman'ın 100 Best Films of the Century'de yazdığına göre, Ford'un ilk sessiz dönem westernlerinde Wyatt Earp de sete gelir ve figuran kovboylarla birlikte kafayı çekermiş. Ford'un ilk ağızdan duyduğu hikayeyi romantize ederek filme aktarması, tarihsel açıdan yapımı haleflerine göre daha avantajlı kılıyor. Birkaç cümle de bu diğer filmler için konuşalım. Tombstone'u ilk izlediğimde Doc Holiday'in (Val Kilmer) karakterinden ve Wyatt Earp'ün (Kurt Russell) tokatçılığından çok etkilenmiştim. Sert ve olması gereken gibi bir "erkek filmi"ydi. Sam Elliott ve Bill Paxton gibi önemli oyuncular ilk kez "diğer" Earp kardeşlere hayat veriyorlardı. Daha sonraki izleyişlerde aynı tadı alamadım. Hemen bir yıl sonra gösterime giren Wyatt Earp'ün Kevin Costner'in iniş yıllarına rastlaması, filmin de talihsizliğiydi aynı zamanda. Dennis Quaid'in Doc Holliday yorumu, Gene Hackman'ın gerçekte var olmayan Nicholas Earp'te gözükmesi, Michael Madsen, Tom Sizemore, Mark Harmon, Isabella Rossellini, Joanna Going, Catherine O'Hara, Jeff Fahey gibi isimlerdne oluşan kabalık oyuncu kadrosu ve 3 saati aşan süresi, hayal meyal aklımda kalanlar. Büyük umutlarla seyrettiğim, Kirk Douglas ve Burt Lancaster'i buluşturan (yıllar sonra Lemmon/Matthau serilerini andırırcasına Tough Guys'ta yeniden bir araya geleceklerdi) Gunfight at the O.K. Corral ise bana çok derli toplu gelmeyen, hemen hiçbir karakterine ısınamadığım bir filmdi. Oysa ki kadrosunda Jo Van Fleet (East of Eden'da döktüre döktüre Oscar almış, James Dean'in annesini oynamıştır), Rhonda Fleming, kariyerlerinin henüz başında Dennis Hooper, Lee Van Cleef gibi isimleri barındırıyor, Frankie Laine'in seslendirdiği tema parçasıyla büyük başarı kazanıyordu. My Darling Clementine'in bu filmlerle kıyaslandığında, Henry Fonda ve Walter Brennan gibi iki büyük oyuncuyu ve John Ford gibi türün babası sayılan bir sinemacıyı barındırmasıyla ortaya çıkan büyük bir farkı var. "Ben iyi bir oyuncu değilim. Bunu kanıtlamak için tam elli filmim var!" diyen Victor Mature bile 11 yıl sonra aynı karakteri canlandıracak Kirk Douglas'tan fersah fersah önde gidiyor.

 

alt

 

Anlatacağını anlatıp konuyu uzatmayan ve geçmişin romantizmini filmine çok iyi yediren John Ford'la My Darling Clementine, O.K. Corral çarpışmasını anlatan en iyi beyaz perde filmi oluyor ve türü seven, sevmeyen herkes için izlenmeyi sonuna kadar hak ediyor. Biz de atımızın terkisine filmin DVD'sini atıyor, yeni filmler izlemek üzere bilinmeyene doğru yol alıyoruz.

 

alt

 

 

In a cavern, in a canyon,
Excavating for a mine
Dwelt a miner forty niner,
And his daughter Clementine

Oh my darling, oh my darling,
Oh my darling, Clementine!
Thou art lost and gone forever
Dreadful sorry, Clementine

Light she was and like a fairy,
And her shoes were number nine,
Herring boxes, without topses,
Sandals were for Clementine.

Oh my darling, oh my darling,
Oh my darling, Clementine!
Thou art lost and gone forever
Dreadful sorry, Clementine

Drove she ducklings to the water
Ev'ry morning just at nine,
Hit her foot against a splinter,
Fell into the foaming brine.

Oh my darling, oh my darling,
Oh my darling, Clementine!
Thou art lost and gone forever
Dreadful sorry, Clementine

Ruby lips above the water,
Blowing bubbles, soft and fine,
But, alas, I was no swimmer,
So I lost my Clementine.

Oh my darling, oh my darling,
Oh my darling, Clementine!
Thou art lost and gone forever
Dreadful sorry, Clementine

How I missed her! How I missed her,
How I missed my Clementine,
But I kissed her little sister,
I forgot my Clementine.

Oh my darling, oh my darling,
Oh my darling, Clementine!
Thou art lost and gone forever
Dreadful sorry, Clementine...

 

alt

 



Sayfa 1-of-2 | Sonraki Sayfa | Son Sayfa
Yazar: Sinemaestro | 12 May 2008 | Okunma: 915 Bookmark and Share
Benzer haberler:
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.