Anket
Takvim
«    May 2012    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 
Maskelenmiş Oyunculuklar 2: Kirli Yüzlü Melekler
Kategori: Özel Dosyalar | Haber ID: 332 | Yazdır

alt

 

Maskelenmiş Oyunculuklar, bugüne kadar yazdığım yazılar arasında zihnen beni en çok uğraştıran, buna karşılık, keyifli yaratım süreciyle ve aldığı övgülerle beni en çok tatmin eden derleme oldu. Giovanni Scognamillo üstadın deyişiyle ansiklopedik bir çalışmaydı, fakat her konsept çalışmada olduğu gibi, kesişme noktalarında sınırlar çiziliyordu: Bu bir oyunculuk gösterisiydi; maskeli manyaklar, eli bıçaklı katiller, devasa yaratıklar veya ölümcül kuklalar yoktu. Bunları gruplandırarak bir kalem altında toplamak lazımdı ve ilk tercihim korkunun temeline, en güvenilen limanlara inmek oldu: Çocukluğunuzun en büyük eğlencesi, en büyük kabusunuz olabilir mi? Melek yüzlü şeytanlar mıdır bizi korkutan, kirli yüzlü melekler mi? Korkmamız gereken yüz hangisidir, içteki mi, dıştaki mı? İşte bu sorularla başladığım ve Michael Curtiz'in meşhur klasiği "Angels with Dirty Faces"in ismini verdiğim çalışma, ilk derlemedeki eksikliklerin bir nebze de olsa kapanmasına ve korkularımızla yeniden yüzleşmemize yardımcı olacak.


alt

 

İşe elbette palyaçolarla başlamalı. Leoncavallo'nun meşhur operası I Pagliacci'de de (1892) bahsedilen palyaçonun dramı, içindeki insanı görmeye hazır olmayan dimağlarımızda yeni bir korku mu yaratmıştı? Palyaço kavramını anlamak için Ortaçağ'da "saray soytarısı" olarak anılan jester'lara ve edebi külliyatta bolca yer bulan trickster'lara değinmekte fayda var. Köklü bir geçmişe sahip "soytarı"lık, mitolojik tanrılara dahi ayrıcalık atfeden mizah gücüyle birleşince, geniş kitlelere eğlence unsuru yaratan "palyaçoluk" mesleği ortaya çıktı ve sirklerden panayırlara, karnavallardan parti maskotluğuna, televizyona kadar her alanda rastladığımız bu emekçiler, "maskeledikleri" yüzleri ile bilinçaltı korkularımıza uzandılar ve hakir görülmeye başlandılar.


alt

 

Modern zaman "eğlendirici"leri arasında, etkisi beyaz perdenin de dışına taşmış Charlie Chaplin'in önemi büyüktür. Sinemanın kendisiyle yaşıt (hatta daha büyük!) bu büyük auteur, annesinden edindiği gözlemleme gücünü eşsiz yeteneğiyle birleştirerek insanlık tarihinin en büyük karakterlerinden birini yaratmıştı. Öyle ki, dönemin diktatörü Hitler'i eleştirmek ve insanlığı çözüme çağırmak, sessizlik yeminini bozan ve türlü iftiraya uğrayan bu "palyaço"ya kalacaktı. Otto Griebling gibi gerçek ustalar ise, beyaz perdeye hiç bulaşmasalar da, mesleklerinde saldıkları namla isimlerini tarihe yazacaklardı.


alt

 

Sinema palyaçoları önce bir sirk unsuru olarak ele aldı, The Circus (Charlie Chaplin, 1928), Freaks (1932), Trapeze (1956) (ve günümüzde The Carnivale, 2003) gibi yapımlarla sirk hayatı işleniyor, palyaçolar fazla göze batmıyorlardı. İlk ayrım animasyonda geldi: Max Fleischer 1919 yılınsa rotoskopla Koko the Clown'u yarattı. Koko'nun onlarca filmi yapıldı, bunlar arasında film müziğinin ilk kez kullanıldığı örnekler de vardı. Betty Boop maceralarına da konuk olan Koko, '60lı yıllarda televizyona taşındı ve 100 renkli bölüm çekerek yeni çağa merhaba dedi. Modern çağ trickster'i olarak Bugs Bunny ve türevlerinin öncüsü Felix the Cat'i de (1919) saymak gerek. Uzun süre hükümranlığını koruyan bu kedi, sessiz dönem boyunca insanları eğlendirmeyi ve büyük iri gözleriyle kendini sevdirmeyi bildi.

 



Sayfa 1-of-15 | Sonraki Sayfa | Son Sayfa
Yazar: Sinemaestro | 14 May 2008 | Okunma: 4952 Bookmark and Share
Benzer haberler:

Gerçekten de güzel bir çalışma olmuş. Ellerine sağlık... :bravo:
20 Ekim 2008 17:30 |
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.