Anket
Takvim
«    May 2012    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 
Forbidden Planet (1956)
Kategori: Janr Filmleri » Fantastik/Bilim-Kurgu | Haber ID: 342 | Yazdır

alt

 

 

Forbidden Planet, sinemada bilimkurgu türünün zirvelerinden birini oluşturmuş ve türlü yenilikler getirmiş, derinlikli bir yapım. Shakespeare'in son dönem eseri The Tempest (Fırtına) esin alınarak oluşturulmuş film, ağır felsefesi kadar, sinemada ilk kez kullanılan kostüm ve efektleriyle de önemli bir yere sahip. Daha sonra Star Trek ve The Fly gibi yapımlarda göreceğimiz transportasyon (ışınlanma) veya uçan daire şeklindeki uzay aracı figürü ilk kez bu filmde kullanıldı. Filmin müzikleri de baştan aşağı elektronik tınılardan oluşuyor ve bu alanda, Anatomy of a Murder'in jazz konseptinde yaptığı gibi, bir devrim yaratmış. Louis ve Bebe Barron'un bestelediği müzikler, daha jenerikle birlikte sizi etkisi altına alıyor ve bu andan sonra filmde gördüğünüz hiçbir ayrıntıyı yadırgamıyorsunuz.


alt

 

"21. yy.'ın son yıllarında erkek ve kadınlar, roketler sayesinde Ay'a indiler. M.S. 2200'de ise, güneş sisteminin diğer gezegenlerine ulaştılar. Üst uzaya sıçramanın keşfiyle birlikte ilk kez ışık hızına ulaşıldı ve bu yöntem sürekli olarak kullanılmaya başlandı. Böylece insanlık, uzayın derinliklerinin istilası ve kolonileştirilmesine başladı. Birleşmiş Gezegenler Kruvazörü C57-D, büyük bir yıldız sistemi olan Altair'in gezegenleriyle ilgili özel bir görev nedeniyle, Dünya'dan neredeyse bir yıldır ayrıydı." Bu sözlerle açılıyor film. 20 yıl önce Altair 4 (atmosferi neredeyse Dünya ile aynı olan) gezegenine iniş yapan Belerephon isimli uzay aracından sağ kalan bilim adamlarını aramak için görevlendirilmiş Kumandan Adams (Leslie Nielsen) ve ekibi, "aşağıdan" aldıkları sinyaller doğrultusunda Dr. Edward Morbius ile bağlantıya geçerler. Morbius (Walter Pidgeon) bir dilbilimcidir ve -daha sonra anlattığına göre- ekibinden sağ kalan tek kişidir. Mürettebata geri dönmelerini, inerlerse başlarına gelecek felaketten sorumlu olmayacağını söyler. Film boyunca süren ve Kumandan'ın tüm şüphelerini bir bir çürüten aklıselim tavrı, bilinen tüm klişelere ve kötü adam profillerine aykırıdır. Fakat gezegende tehdit yaratacak başka bir canlı da yoktur.


alt

 

Morbius, film boyunca Krell isimli eski bir uygarlıktan bahseder. İnsandan çok daha gelişmiş bu canlılar, araçsız yolculuklar, kendi kendini şarj edebilen makineler ve "en aşağı modeliyle" her molekülü kopyalayabilen robotlar yaratmışlardır, Morbius çözümleyebildiği bu tek formülden Robby isimli sadık hizmetkarını oluşturur, güvenlik sistemi bile vardır Robby'nin: İnsanlara saldırması söylendiğinde -önceden verilen güvenli emirle- kafası karışır ve devreleri hasar görecek boyuta gelir. Yani robotun "kötü ellerde şeytan bir güç olma" olasılığı baştan yok olur. Fakat Morbius'un mürettebatını tek tek, her uzvu kopacak şekilde hunharca öldüren bir "varlık" mevcuttur, bir tek kendisi ve daha sonra doğal nedenlerden ölecek eşi zarar görmemiştir. Sonraki yıllarda da -gezegenle barışık olduğu için- rahatsız edilmemiştir Morbius: Bu noktada Lost'a gönderilmesi gereken feci referanslar var. Krell medeniyetinin her ayrıntısı ustalıkla işlenmiş: Hayal edilen nesneyi 3 boyutlu canlandıran bir alet (Star Wars) yanı sıra, bir de zeka ölçen aygıtı vardır Krell'in, ölümcül olabilecek bu aygıt, bir gecede zekasını iki katına yükseltmiştir Morbius'un, görünen o ki henüz bir yan etkisi yoktur. Burada da Cerebro ile Professor Xavier'i ve X-Men evrenini hatırlarız. Star Wars'a esin veren sadece bu değildir, gezegenin çift ay eşliğindeki muhteşem manzarası anlaşılan sadece C57-D ekibini büyülememiştir.


alt

 

Kumandan ve ekibinin kafası yeteri kadar karışık değilmiş gibi, ergen çağda bir de kızı peydah olur Morbius'un: uzay kıyafeti olarak dizayn edilen (Helen Rose) mini eteğiyle (daha sonra Shakespeare kostümlerini andıracak bir tanrıça kılığına bürünür) Altaira (Anne Francis), insansı her duygudan yoksundur, genç erkekler kendisinden yararlanmak için yarışırlar. Aynı açgözlülüğü Robby üzerinde kullanan biri de vardır: Ekibin aşçısı, son kalan viskisini Robby'e kopyalattırarak 60 galonluk (480 şişe) bir zula yapar. Bu sırada ekip elemanları, aynı 20 yıl önceki gibi teker teker öldürülmeye başlar. Katil görünmezdir, devasa ayak izleri vardır ve nötron silahları onu durdurmaya yetmez. Morbius'un adamantium (X-Men evrenine dönüş) çelikten sığınağı bile canavarı durduramayacaktır.


alt

 

Film, türe dair hemen her şeyi kullanarak saf bir bilimkurgu yapıtı olarak önümüzde duruyor fakat kötü uzaylılar, hatta herhangi bir uzaylı formu yok. Krell'i bir gecede yok eden şeyin ne olduğu sorusu, film boyunca önümüzde çözülmeyi duran bir bilmece olarak duruyor ve siz bilmeceyi çözmeye çalışırken, bir yandan, Morbius'un ağzından, "medeniyetin şaheserlerini" görüyor ve dinliyorsunuz. Kumandan ile Altaira'nın öpüştüğü sahnede, kızın etkisi altında bir kediden farksız olan kaplanın saldırıya geçmesiyle bu soru tetiklenir, Morbius kapalı kapılar ardında ne yapmaktadır? 20 yıl önce mürettebatın gezegenden ayrılmak isteği karşısında bir tek kendisinin kalmak istediğini ve bunun akabininde gemi kalkacakken buhara dönüştüğünü anlatır Morbius fakat suçluluk duymaz. Bu kendini beğenmiş bilim adamı, bir yerde tanrıcılık oynamakta ve Krell'in tüm mirasını kendisine saklamaktadır: İnsan elinde çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir fakat Morbius en güvenli eldir. Tanrısal bir güce sahip olsa dahi, insan formu bunu kaldırabilecek şekilde mi yaratılmıştır? Yoksa Morbius, kontrolünü sağlayamayacağı kadar büyük bir güç mü kazanmıştır?


alt


20 yıl boyunca gözünün önünde duran cevabı bulamayacak kadar gözü kör olan Morbius'u, kibirden arındırdığı kalbiyle Altaira'nın kalbini kazanmış Kumandan uyandıracaktır: Aslında Morbius "uyandığı" anda film zaten çözülmüştür. Çalışma odasında uyuyakalan Morbius, gördüğü kabus ile fırlayan kızının sesiyle ayılırken, ekibe saldıran canavar da (elektromanyetik dalgalar şeklinde parazit bir King Kong düşünün) yavaş yavaş yok olur. Sırrı çözmek ve IQ'sunu yükseltmek için Krell aygıtına bağlanan doktor, ölmeden önce kumandana anahtar bir sözcük söyler: ID. İd, yani ilkel benlik: Bu canavar, Morbius'un kontrol edilemez bilinçaltından gelmekte ve istemediği kararlarda düşmanlarını en kötü şekilde cezalandırmaktadır. Finalde, filmin en güzel sahnelerinden birinde, Morbius, adamantium kaplı duvarları yıkmakta olan canavarı durdurması için Robby'e emir verir: Robot emre itaat etmekte ikilemde kalarak kendini kapatır. Çünkü gelen, efendisinin diğer yarısıdır!


alt

 

Bugün için bir bilimkurgu yapıtından beklenmeyecek felsefi söylemlerle finali yapan film, Altaira'yı da alarak uzaklaşan C57-D ve gezegeni havaya uçurarak can veren Morbius ile sonlanır: "Alta, yaklaşık yarım milyon yıl sonra insan ırkı da Krell'in ulaştığı zafer ve felaket noktasına ulaşacaktır. Ve babanın ismi galakside bir fener gibi parlayacaktır. Bize neticede Tanrı olmadığımızı hatırlatacaktır."


alt

 

Filmde kullanılan robot Robby, daha sonra onlarca yapımda kullanılmasının yanı sıra Robot Şöhretler Bulvarı'na da adını yazdırdı. Filmin hikayesiyse Marvel'in Dr. Doom ekseninde gelişen bir öyküsünde (Beyonder'in gücünü alır, id'inden çıkan canavarları yenmek için işbirliği yapar vs) konu edilmişti. Daha sonra Airplane ve Naked Weapon serisiyle komediye kayacak Leslie Nielsen ise, televizyondan geçtiği beyaz perdede ilk ciddi sınavlarından birinde, rolünün hakkını veriyor. Cyril Hume'un senaryolaştırıp Fred M. Wilcox'un filme çektiği öykü, daha sonra W.J. Stuart'ın kaleminden kitaplaştırılmış. Shakespeare'in Fırtına'sı ile kurulan bağlantı ise şu eşleşmeler ile cevaplandırılmış: Prospero-Morbius, Miranda-Altaira, Ariel (veya) Caliban-Robby the Robot, Caliban-Id'den gelen canavar, Stephano ve Trinculo-Aşçı, Gonzalo-Doktor Ostrow ve Sycorax-Krell (Wikipedia).

 

alt

 

Sonuç olarak, Star Trek gibi klasiklere, Sunshine gibi yakın tarihli yapımlara, Lost gibi popüler bir diziye ilham vermiş Yasak Gezegen, bilimkurgu türünün en iyi örneklerinden biri olmaya ve seyirciyi şaşırtmaya devam ediyor. Eğer bu saydığım örneklere bayıldıysanız, Forbidden Planet'in öncü dünyasını keşfetmeniz ve bu sayede zekanızı yükseltmeniz şart. Elbette id'inize sahip çıkmanız koşulu ile... Kibirinden arınmış, bilinçli bir toplum görmek dileğiyle,


Bilinçaltı canavarınız ELeCTrO'dan Sevgilerle...

 

alt

 



Sayfa 1-of-2 | Sonraki Sayfa | Son Sayfa
Yazar: Sinemaestro | 18 May 2008 | Okunma: 6007 Bookmark and Share
Benzer haberler:

yazıyı düzenlemeden yayınlamışım ve bin kişi okumuş... rezalet! neyse, biraz düzenledim adama benzedi. fakat bu yazı ile fark ettiğim ve 1 gecede tüm kritiklere & özel dosyalara dadanan "1 puan mafyası" dolayısıyla puanlama sistemini kaldırdım. yayınlanır yayınlanmaz, daha okumadan yazıları puanlayan (evet, 10 saniye) bu tiplere önceki sitemden de aşinayım. üretmeyip tüketen ve üreteni de taşlayan bu art niyetli tutum yok olmadıkça ne bilinçleniriz, ne dünya ile aynı kültür seviyesine ulaşırız. Bu gençleri kınıyor ve kendi yarattıkları canavarlar ile başbaşa bırakıyorum.
19 May 2008 14:14 |

insanın bilinçaltına yapılan muhteşem bir yolculuk. oldukça freudiyen bir bilim kurgu.
29 Temmuz 2008 20:06 |

1 puan mafyasından sonra bir de Ratatuy Mafyası vardı ne oldu ona :lol:
17 Kasım 2008 16:37 |

Ratatuy mafyası şimdi balıklarla uyuyor. Bu arada, geriye dönüp bakınca, yazdığım onca yazı, başka bir zaman diliminde, başka bir haleti ruhiyenin kaleminden çıkma olduğu için, bana yabancı birininmiş gibi geliyor ve aidiyet hissi uyandırmıyor. Hani yazıları başka bir yere taşısam çalıyor gibi hissedeceğim, o derece yabancıyım. Çoğunu okumamıştım zaten. Tasarım derdi olmadan yeni baştan bir şeyler yapmak istiyorum, iddiasız, baskıdan ve önyargıdan uzak. Olsun veya olmasın, burası artık benim için yabancı bir mekan. Tasarımından ve dertlerinden soğudum. Bin küsur yazıyı yeniden taşıyamam başka cms'ye. Parasıyla yapacak olan buluruz birkaç yıl sonra, o zamana kadar biriktirmeye devam. Taşırsak zaten güncelliğini kaybetmiş haberleri aktarmayız, misal, Hulk'un film öncesi fragmanları vs artık gereksiz. Kritiği var. Böyle bir ayıklamadan ve iyi bir tasarımdan sonra site önümüzdeki yıllarda istediğimiz kaliteye ve hak ettiği yere kavuşacaktır.
17 Kasım 2008 18:23 |

2010 da yenisi geliyormuş. İlki zaten mükemmel yenisine gerek yoktu bence.Umarım The Day the Earth Stood Still filminin 2008 yapımındaki gibi senaryo değişikliğine kurban gitmez.
8 Ocak 2009 16:41 |
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.