Anket
Takvim
«    May 2012    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 
The Barber of Siberia (1998)
Kategori: Janr Filmleri » Drama | Haber ID: 387 | Yazdır

alt

 

İzlenildiği zaman Nikita Mikhalkov' a hayran olmanıza sebep olacak bir başyapıt Sibirya Berberi (Sibirskiy Tsiryulnik)...Romantizm, drama, komedi gibi türleri bir arada seyirciyle buluşturan yapım, Mozart besteleriyle süslenerek sinema tarihinde klasikler arasına girmeyi başarmış bir film aynı zamanda. Julia Ormond, Oleg Menshikov ve Richard Harris gibi isimlerin rol aldığı filmde sürpriz olarak Nikita Mikhalkov' u da Czar Alexander III rolünde görüyoruz.

 

 

alt

 

Filmin konusuna az da olsa değinmekte fayda var. Film baştan sona anlatılmaya kalkılırsa sayfalarca döküman ortaya çıkabilir ve ben bu filmin "anlatılmaz;yaşanır" tarzı bir film olduğunu düşünüyorum. Filmi, Mozart' ın yüceltildiği sahneler, Jane Callahan (Julia Ormond) ve André Tolstoi' nin (Oleg Menshikov) destansı aşkı, Douglas McCraken' ın (Richard Harris) dev ağaç kesme makinesini Ruslara pazarlamak adına yaptıkları, yarı gerçek yarı hikaye Çarlık Rusyası' ndaki yaşantının yansıtılması, Douniacha' nın (Anna Mikhalkova) André' ye karşı duyduğu imkansız aşk ve sonrasında yaşananlar şeklinde başlıklar halinde toparlayabiliriz. Ayrıca filmde "arkadaşlık" olgusunun ve bağlılığının coşkuyla anlatıldığı bir tren istasyonu sekansı var ki bu sekans duygu yoğunluğunu had safhada yaşamanıza sebep olacak.
1885 yılında Rusya' da geçen olayları kendi hikayesiyle buluşturan film, arada 1905 yılına geçişler yaparak Andrew' un askeri akademide yaşadıklarını da seyircilere sunuyor ve finalde sebepleriyle beraber bu iki zaman dilimi ve karakterler birbirine bağlanıyor. Filmi izlerken zamanın Rusya' sı ve yaşananlarını düşünerek izleyecek olursak gerçekle örtüşmeyen anlatımlar görebiliriz. O yüzden gerçeklerden çok bir hikaye olarak adlandırıp anlatılanlara yoğunlaşmakta fayda var. Mesela 1905 senesinde geçen bir sahnede Rusya' da yer alan yapılardan biri gösteriliyor ve Türkiye'deki camiilere benziyor şeklinde bir yorum yapılıyor. Oysa o dönemde henüz Türkiye yok. Haritalarda Osmanlı Devleti olarak yer alıyor. Bu çok küçük bir detay tabii. Yine de dikkatlerden kaçmayacağı kanaatindeyim. Bunun dışında filmde, görsel olarak Sibirya' nın yeşilin her tonunu barındıran görkemli ormanlarını görme şansını da bulabilirsiniz.

 

altalt

 

Filmin Rusya için hazırlanmış olan tv versiyonu 275 dakika, sinemalarda sanırım 180 dakikalık versiyonu gösterime sunuldu. Oldukça uzun bir film; ancak filmin giriş ve gelişme bölümünde zaman, su gibi akıp gidiyor. Anlatımı, kurgusu ve seyirciler üzerinde bıraktığı etki mükemmel. Öyle ki filmin son yarım saati her ne kadar uzatılmış olsa da bu bölümü "olsun o kadarcık da" diyerek izlemenize sebep oluyor (İstisnalar kaideyi bozmaz). Sanırım yönetmen, filmin son yarım saatinde yaşananları psikolojik açıdan seyircilerin de hissetmesini istemiş olacak ki her şey en ince ayrıntıya kadar ekranlara yansıyor. Bu bölümü izlerken özellikle filmin esasında altı saat olduğu göz önünde bulundurulmalı diye düşünüyorum.
Oyunculuklardan bahsedecek olursak Julia Ormond "Jane" karakterini gösterişli ve kaliteli bir balo kıyafeti gibi üstünde taşımayı başarmış. Balo kıyafeti demişken filmde giydiği dönem kıyafetleri ve şapkalar oldukça şık. Bununla beraber André' ye duyduğu aşkı yansıtışı ve McCraken ile yaptığı iş anlaşması yüzünden farklı bir kimliğe bürünüşü de etkileyici. Bu filmden sonra ses getiren yapımlarda pek de yer almayan oyuncuyu yakın zamanda Steven Soderbergh' in Guerilla' sında Benicio Del Toro ile; David Fincher' ın The Curious Case of Benjamin Button filminde ise Brad Pitt, Cate Blanchett ve Tilda Swinton ile beraber izleyeceğiz.
Oleg Menshikov, Nikita Mikhalkov' un vazgeçemediği oyunculardan. Moskova Askeri Akademisi' nde öğrenci olan André Tolstoi karakterini yaşının getirmiş olduğu deneyimleriyle pekiştirerek gözler önüne sermiş. Her ne kadar öğrenci olmak için biraz yaşlı gözükse de içinde taşıdığı enerji ve karaktere vermiş olduğu ruh ile bu dezavantajı avantaj olarak göstermeyi başarabilecek nadir oyunculardan biri. Filmi izlerken tek yapmanız gereken yüzündeki çizgileri görmezlikten gelmek olacak.
Richard Harris ise Douglas McCraken rolüyle yüzümüzde hoş bir tebessüme sebep olmuş ve özellikle buluşunu (ağaç kesme makinesi) Jane' e tanıtırken göstermiş olduğu performansla hafızalara yer etmiş bir oyuncu. İhtiyar kurt, maalesef 25 Ekim 2002 tarihinde aramızdan ayrıldı ve Profesör Albus Dumbledore rolüyle Harry Potter serisinden iki filmi anı olarak sinemaseverlere bıraktı.

 

alt

 

Filmde dikkat çeken iki karakter daha var. Bunlardan ilki jest ve mimikleriyle General Radlov rolünde izlediğimiz Aleksei Petrenko. General Radlov' un biraz saf ve tutkulu yapısının hikayenin gidişatıyla harmanlanarak sunumuyla beraber ortaya komik bir karakter çıkmış. Filmi her ne kadar drama türünde sınıflandırmış olsamda komedi türünü barındıran sahnelerinde Radlov' un rolü büyük (André ve arkadaşlarını yok saymamak kaydıyla tabii). Bir diğer dikkat çeken karakter ise Kaptan Mokin rolünde izlediğimiz Vladimir Ilyin. Öğrencilerini seven, koruyan, fedakar ve duygusal komutan; öğretmenliğin nasıl bir kavram olduğu konusunda adeta ders veriyor. Vladimir Ilyin, Mokin rolüyle Russian Guild of Film Critics tarafından en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülüne layık görülmüş. Nikita Mikhalkov' un bu film dışında başka bir filmini izlememiş olmama rağmen sırf The Barber of Siberia ile bile hayranlığımı kazandığını açık açık söyleyebileceğim bir yönetmen. Burnt by the Sun filmiyle almış olduğu Oscar da başarılı bir yönetmen olduğuna en büyük kanıt diye düşünüyorum. Mikhalkov, oscarlı filminden sonra The Barber of Siberia ile unutulmaz bir filmi daha hem yönetip hem oynayarak sinema tarihinde kendisine adından söz ettirecek bir yer açmış. Filmin isminin nerden geldiğinden bahsedecek olursak, filme bir insanın değil bir makinenin isim olduğunu görüyoruz. Yani Sibirya Berberi derken kastedilen, bilinen Seville Berberi' nde olduğu gibi bir insan değil, McCraken' ın buluşu olan ağaç kesme makinesi. Ancak filmde Seville Berberi ve Figaro' nun Düğünü ile alakalı sekanslar ve müziklerin olduğunu da belirtmem gerekir.
Son olarak, bu filmi izlemeyenler için en kısa zamanda edinip izlemlerini tavsiye ediyorum. Bambaşka filmlerde fısıldaşmak dileğiyle...

The Whisperer of Siberia

 

alt

 

alt

alt



Yazar: whisper | 30 May 2008 | Okunma: 827 Bookmark and Share
Benzer haberler:
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.