Anket
Takvim
«    May 2012    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 
The Incredible Hulk (2008)
Kategori: Janr Filmleri » Fantastik/Bilim-Kurgu | Haber ID: 429 | Yazdır

alt

 

The Incredible Hulk ilginç bir yapım gerçekten. Rakipleri son hızla tanıtım yaparken durup bir kenarda -belki sırasını- bekleyen film, gösterimine haftalar kala atağa kalktı ve fragmanların yanı sıra, yayınladığı bir dolu video ile büyük bir risk aldı. Zira bu videolarda filmin kilit sahneleri apaçık ortadaydı. Filmde bundan fazlasını bulur muyuz sorusu akılları kurcalarken, vizyon tarihi geldi çattı. En kötümser yorumla "filmin kalan yarısı"nı da izlemek amacıyla sinemanın yolunu tutmak zamanı gelmişti.


alt

 

Öncelikle bazı sinemalarda Hulk-2 olarak gösterilen filmin, Ang Lee'nin 2003 tarihli uyarlamasından bağımsız, bir yeniden uyarlama olduğunu söyleyelim. Zaten film de çok akıllı bir şekilde, 5 yıl önce "dönüşüm" hikayesini anlatmış selefinin tekrarına kaçmadan, Bruce Banner'in Hulk'a dönüşüm ve kaçış sürecini jenerik yazıları akarken seyirciye özetliyor.


alt

 

Olaysız gün sayısı: 158. Brezilya'dayız. Banner (Edward Norton), herkesin güvenliği için gözlerden uzak bir yaşam seçmiş, bir yandan öfkesini kontrol için uzmanından "nefes ve beden kontrolü" dersleri alırken, diğer yandan bir fabrikada işlere yardımcı olmaktadır. İçindeki canavarda kurtulmak amacıyla, Mr. Blue kod adlı bir bilim adamıyla da yazışmaktadır (Elbette Mr. Green olarak). Fabrikada gerçekleşen küçük bir kaza sonucu kan örneği şişelenen bir içecekle ABD'ye kadar ulaşan Banner'in izini bulan General Ross (William Hurt) ve ekibi, sefaletin hüküm sürdüğü Brezilya sokaklarına doğru yollanırlar. Ekibe Rus asıllı, Kraliyet ordusunda görev yapmış Emil Blonsky (Tim Roth) de kiralık asker olarak katılır. "Tanrı Kent" arka fonunda süren kovalamaca, daha sonra "ev"e, Amerika'ya taşınırken, Banner da kaçarken geride bıraktığı sevgilisi Betty Ross (Liv Tyler)'a yeniden kavuşacaktır.


alt

 

Filmin ilk yarısı, Brezilya, Guatemala, Meksika gibi egzotik diyarların da büyüleyiciliğiyle su gibi akarken, ikinci yarıda klişeler art arda gelmeye devam ediyor. Gücünden vazgeçme kararı alan süper kahraman (Superman 2, Spider-man 2) ve ancak onun üstesinden gelebileceği süper kötüler (General Zod, Dr. Octopus) zinciri, bu filmde de kendini gösteriyor ve "süper asker" serumu üzerinde kullanılmış olan Blonsky, Mr. Blue'nun kopyaladığı Banner kan örnekleri ile Abomination'a dönüşüyor. Sonrası Rocky 5 misali sokak dövüşü.


alt

 

Bir Hulk filminden elbette bir Dickens hikayesi anlatmasını beklemezsiniz, fakat Hulk karakterinin özüne dair aksaklıklar varsa, bunları eleştirmek de haddimiz olsun. Öncülü ile aradaki farkı sonik dalgaları yediğinde (ah orada Venom olacaktı) "yıkılmadan" gösteren Hulk, karakterine müsait olmayan dramatik tuzağa maalesef son bölümlerde düşüyor. Öfkelendikçe daha da güçlenen ve dayak yediği müddetçe gücü artan Hulk'u, Abomination karşısında (öncesinde birkaç sahnede daha) epey güçsüz ve afallarken görüyoruz. Gücünü artıran öfkesi değil, her seferinde onu izleyen Betty Ross oluyor. Bu noktada Hulk'tan King Kong'a geçiş yapıyor ve yağan yağmur altında sığındıkları mağarada yıldırımdan ürken "ilkel canavarımızı" yatıştıran Betty Ross'un kollarında huzur buluyoruz. İkinci kısım (hele ki çakan şimşeğe kızıp Tanrıya veryansın ettiği sahne) hayli başarılı fakat Hulk'un rakibi tarafından (ki serumundan sadece %15 almıştır) kıstırıldığında gözlerinde beliren çaresiz bakış, karakterin içini boşaltmış maalesef. "Gücün simgesi" olan bir karakteri bu şekilde zayıflatmak anlamsız, zira her insani karaktere uygun bir süper kahraman zaten Marvel evreninde mevcut. Spider-man'in zayıflıklarını Hulk'a, Thor'un tanrısal gücünü Iron Man'e aktaramazsınız, her birinin ayrı kulvarı ve seyirci kitlesi var. İşbu halde Hulk'tan bazı şeyler eksilmiş, fakat bir "giriş" bölümü olarak ele alınır ve devamı daha akıllıca getirilirse, sağlam bir seri olabilecek bir görüntü veriyor yapım. Zira ikinci filme fazlaca açık kapı bırakılmış. Şimdi bu "paskalya yumurtaları"na ve filmdeki sürpriz cameolara bir göz atalım.


alt

 

İlk olarak Mr. Blue'nun Captain America, yani Steve Rogers olmasını umduğumu ama ters köşeye yattığımı söyleyeyim. Samuel Sterns olarak karşımıza çıkan Mr. Blue, "Tanrısal bir güç" olarak gördüğü Banner'ın kan örneklerini çoğaltmış ve Abomination'u -silah zoruyla da olsa- yaratmış bir bilim adamı kompozisyonu çizerken, coşkun tavırları ile sağlam bir pabuç olmadığı izlenimini daha en başta veriyor. Abomination mekandan ayrılırken, Venom'un geride bıraktığı simbiotu Carnage'a dönüştürmesi gibi, yerde yaralı yatan Sterns'in çatlamış kafatasına Banner'in kan örneği damlıyor ve fokurdayan beyniyle karşımıza ikinci filmin kötüsü Leader çıkıyor (hemen akabinde askerler arasında geçen "Delta 4 to LEADER" repliği de sahneye lezzet katıyor). Tam bir çizgi roman klasiği (kahraman asıl düşmanla çarpışırken, birkaç karede, sonraki sayılarda peydah olacak diğer düşman okura haberlenir).

 

alt

 

Cameoları da unutmayalım: Banner'ın izini ele veren şişeyi buzdolabından çıkarıp içen yaşlı adamda Stan Lee'yi, Banner'in laboratuvara girmeden pizza bıraktığı güvenlik görevlisinde "orijinal Hulk" Lou Ferrigno'yu görüyoruz. Ferrigno, Hulk'a bu filmde de sesini ödünç verirken, yılların görüntüsünden bir şey götürmediğini tüm haşmetiyle gösteriyor. Öyle ki, ayağa kalktığında Banner'ın gözleri faltaşı gibi açılıyor ve Raimi'nin Spider-man serisinde Bruce Campbell'a yaptığı jest, burada tam bir saygı duruş olarak yerini buluyor. Film öncesinde gözükeceği doğrulanan Captain America'yı ise ben göremedim -ya da gözden kaçırdım. "Tony Stark nerede?" diye sızlananlar ise, filmin sonunu beklemek zorundalar. Norton'un Bella Coola'da (İngiliz Kolombiyası) finalini yapmasıyla oyuna giren Downey Jr, tüm karizmasıyla bara giriyor ve General'le küçük sohbetini yapıyor ("süper asker projesi mi? Ben donanımı tercih ederim"). Sohbetin konusu mu? Elbette The Avengers. Buradan hareketle, The Avengers serisinde Hulk'u da görmemiz muhtemel.


alt

 

Aslına bakarsanız, maskeli veyahut dönüşüm geçirmiş kahramanlardan Spider-man ve Hulk gibilerinin -bilgisayar teknolojisi varken- bir oyuncu kadrosu eklenerek filmde yer almaları gerekmiyor, özellikle "grup dışı" aktiviteleriyle The Avengers'a sıkça konuk olan Spider-man'in bu filmde görünmesi hoş bir sürpriz olabilir. Hulk'un Avengers macerası ise biraz karışık. Şimdilik, kuruluş kadrosunda yer alan Hulk'un daha sonra Captain America ile değiştirildiğini ve "Kaptan" kurucu kimliği kazanırken, Hulk'un gruba arada dahil olduğunu belirtmekle yetinelim. Bu filmde Iron Man seyircisine lütuf SHIELD ve STARK isimleri bol bol duyulurken, Iron Man 2'de Thor'un görüneceği de doğrulandı. Beyaz perde, çizgi romanlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyarken, onları kendi dünyalarında var olan özellikleriyle taşıma yolunda da hızla aşama kat ediyor. Bir maceranın diğer bir derginin sayılarında devam etmesi (cross-over), içinden başka bir macera doğması (spin-off) yahut daha aleladesi, bir seriye diğer serilerden karakterlerin konuk olması gibi durumlar çizgi romanlarda sıkça yaşanırken, beyaz perde, telif hakkı gibi sorunlardan dolayı bu zenginliği şimdiye kadar kullanamamıştı. Iron Man ile başlayan bu yeni devirde Marvel'in iyi işler yapmasını umuyor, DC'nin iki karakterle (Batman, Superman) yarattığı efsaneye biraz olsun yaklaşabilmesini ümit ediyoruz. Özellikle bu tekno-çağda çizgi roman zenginliğinin beyaz perdede daha fazla hayat bulması, hem seyircileri, hem de yapımcıları haliyle sevindirecektir. Yeter ki Galactus (Fantastic Four 2), Mephisto (Ghost Rider) gibi rezil uyarlamalardan uzak durulsun.


alt

 

Sanal ortamda yaratılmış Hulk ve Abomination karakterlerine gelince.. Hulk, bir önceki çevrimden belki daha iyi ama görünümden ziyade ona yüklenen kişilik -kimi zaman aciz- nezdinde bakınca, yine de tam bir tatmin vermiyor. İlk dönüşümüne (fabrika) ayaktan başlanması, görsel açıdan iyi bir seçim. Abomination ise, filmin sonunda gülle gibi kullandığı zincirle "bari Absorming-man'i de aradan çıkaralım" türünden bir espri yaratmış. Absorbing man ve sevgilisi Titania, belki The Avengers filminde karşımıza çıkabilir fakat Hulk'un devam filmine göz kırpan Leader'den başka bir karakter görünmüyor. En yakın dostu Rick Jones, kendisi de bir bilim adamı olan Doc Samson ve She Hulk'a dönüşecek kuzeni Jennifer Walters, ikinci film için, bu filmin malzemesi arasında görünmüyor. Görünen bir suret var ki, bu filmle şöhret basamaklarını atlayabilir: İlk yarıda Martina olarak izlediğimiz Débora Nascimento'nun bu filmden önce herhangi bir başarısı bulunmuyor. Zaten topu topu iki dizide görev almış. Baş oyuncular arasında öne çıkan veya sırıtan herhangi bir isim yok, herkes rolünü gerektiği ölçüde yerine getirmiş. Tek rol çalan, final cameosuyla Tony Stark. Anlaşılan o ki, Marvel vizyon tarihinde diretmediği sürece (Jon Favreau 2009 baharını çekimler için erken bulduğunu söyledi) Iron Man bu on yıla damgasını vuracak. Kral (Spider-man) öldü, yaşasın yeni kral.


alt

 

Ha, şunu da ekleyeyim: Hulk, Punisher gibi yeniden çevrimlerin bu kadar kısa sürede gerçekleşmesini bir öncü dalga olarak görüyorum: Kendi serilerini bile "ultimate" etiketiyle sıfırdan yenileyen Marvel gibi, "beş yılının edebiyatta bir kuşağa eşit olduğu" sinema da, bu filmleri tekrar ve tekrar ele alacaktır. Artık biten bir seriyi yeniden izlemek için yirmi yıl bekleyeceğimizi sanmıyorum. Çizgi romanın beyaz perdeye değil, beyaz perdenin çizgi romana ayak uydurduğunu, zaten sağlam senaryolar içeren çizgi roman klasiklerinin bizzat isimleriyle filme çekildiğini hatırlatarak ispatlayalım: The Incredible Hulk, The Dark Knight (Batman), Punisher: War Zone sonrası Superman: Man of Steel'i de göreceğimizi belirtelim ve Spider-man seyircisini daha yenilikçi olmaya çağıralım. Sonunda Doc Ock'un öldüğü ikinci filmin hikayesine ayılıp bayılan fakat Sinister Six'e kapı aralayan "çoklu düşman" formatının uygulandığı ve düşmanların hiçbirinin ölmediği üçüncü filme sırt çeviren seyirci, büyük bir şansı kendi eliyle tepiyor, zira hiçbir Marvel serisinde olmayan düşman bolluğu bu evrende mevcut. Iron Man-Mandarin, Captain America-Red Skull gibi belli ve sıkıcı baş düşman eşleşmelerini aşabilen -X-Men ile birlikte- iki seriden biri olan Spider-man'in de -mekanik Goblin rezaleti gibi- saçmalıklardan uzak durup, üçüncü filmin izinden gitmesini ümit ediyoruz. Avengers kendi arasında toplanırken, Spider-man düşmanlarının da toplanma vakti gelmiştir.


alt

 

Kolundaki nabız sayacı ile Escape from New York'un Plissken'ini anımsatan (orada saatin işlevi farklı idi) Banner'in, dakikada 200 atışta dönüşüm geçirdiğini ve bu yüzden sevgilisi ile zevk-i saadete erişemediğini da bu film sayesinde öğreniyoruz. Dönüşümde kıyafetlere ne olduğu sorusu da esprili bir şekilde ele alınmış. Banner'in gözünü her kapadığında gördüğü kabuslar da etkileyici bir görsellikle anlatılarak, bilim adamının paranoyak yaşam tarzına ayna tutmuş. Film boyunca kim olduğunu merak ettiğim Ross'un sevgilisi ise, yazı sonunda imdb'den öğrendiğim üzere, Dr. Samson'muş. Yukarıda saydığım isimlerden biri olan Samson'u da (Ty Burrell) devam filmlerinin kadrosuna yazabilirsiniz. Doğrusu "easter egg" hususunda yönetmen Louis Leterrier iyi iş çıkarmış. Elbette senarist Zak Penn ve ne derece müdahil olduğu tartışılan Edward Norton'u da kutlamak gerek. Son kertede filme 6.5, bir Hulk öyküsünden bekleneni vermesi ölçüsünde 7 puan vererek yazıyı noktalıyor, şimdilik Marvel defterini kapatıp, The Dark Knight ile DC'nin karanlık ve kasvetli dünyasına geri dönmek için gün saymaya başlıyoruz. Hey, Tony Stark! Why so serious?

 

alt

 



Sayfa 1-of-2 | Sonraki Sayfa | Son Sayfa
Yazar: Sinemaestro | 13 Haziran 2008 | Okunma: 5083 Bookmark and Share
Benzer haberler:

Kaptan Amerika filmde var ama nasil? Bir ara General Ross Blonsky'ye super asker serumunu anlatirken 2.dunya savasinda bu calismalarin basladigini anlatiyordu. Steve Roger yani nam-i deger Kaptan Amerika iste bu askerlerden ilki :-)
15 Haziran 2008 00:30 |

Captain America'nın kim olduğunu ve hangi dönemde ortaya çıktığını sanırım bu filme giden kesimin çoğu zaten biliyor. Beklenti, filmde görünmesi yönündeydi -fakat henüz o filmin kastingi belli olmadığından, dediğiniz gibi, sadece kağıt üzerinde bahisle kullanmış olabilirler. Ben de Leterrier'in demeçlerini düzgün bir çevirip okumamıştım açıkçası.

Bu arada Norton ve Tyler'ın devam filmlerinde yer almayacağı söyleniyor -ki bu durumda Hulk'un bu yeni serisi de devamlılık sorunu yaşayacak gibi görünüyor. Önümüzdeki günler ne getirecek hep birlikte göreceğiz.
15 Haziran 2008 01:00 |

Dikkat ettiyseniz fragmanlarda olan bazı sahneler filmde yoktu.DVD versiyonu yönetmenin dediğine göre 80 dakika daha uzun olacakmış.
13 Temmuz 2008 12:34 |
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.