Seyir Defteri
Anket
Son Yorumlar
|
Angel-A (2005)
Luc Besson, Subway (Metro, 1985) ve Le Grand Bleu (Derinlik Sarhoşluğu, 1988)'dan beri takip ettiğim bir yönetmen. Kimi yönetmen filmografisini büyük filmlerle doldurur, kimisi birkaç hit yakalar, kimisiyse bir iner, bir çıkar. Besson kanımca büyük çıkışını kariyerinin ilk yarısında yapmış, Léon ile eleştirmenler nezdinde olmasa da, seyirciler nezdinde zirve yaptıktan sonra inişe geçmiştir. Zaten kendisi de -prodüktörlüğe ağırlık verdikten ve birkaç ikinci sınıf film çektikten sonra- emekli olmaya karar verdiğini, artık film çekmeyeceğini duyurmuştur. Bu bağlamda, bize mevcut filmlerini izlemek ve yorumlamak düşüyor en fazla; bu sebeple, izlediğim son filmi olan Angel-A'yı, referans verdiği filmler yanı sıra, Besson'un kendi filmografisi içinde de değerlendirerek yorumlamak istiyorum.
Öncelikle kadim dostu Eric Serra (RXRA)'nın bu filmin müziklerine dokunmamış olduğuna dikkat çekeyim. Müzikler, ünlü cazcı Jan Garbarek'in kız kardeşi Anja Garbarek'e ait. Siyah beyaz çekilen filmde zaten müziğin pek fazlaca rolü yok. Bu farklılık dışında, yönetmenin filmografisinde dikkat çeken bir özellik, burada da kendini belli ediyor. Besson, bir "oyuncu yönetmeni" olmasa da (bkz. Woody Allen, Martin Scorsese) filmlerinde başrol verdiği kadın oyuncularla hayli ses getiren bir maziye sahip. Nikita'da başrol verdiği Anne Parillaud ile aşk yaşamış, bunu The Fifth Element'te Milla Jovovich ile tekrarlamış, binlerce isim arasından Natalie Portman'ı çekip alarak Leon'da bir yıldız yapmış ve Rosanna Arquette'e de Derinlik Sarhoşluğu ile muhtemelen kariyerinin en iyi rollerinden birini sağlamıştır. Aynı formülü burada -daha önce Femme Fatale ile küçük çapta ismini duyuran- manken-oyuncu Rie Rasmussen ile görüyoruz. 1.78'lik Rasmussen, 1.65'lik Jamel Debbouze'nin yanında dev gibi kalıyor. Debbouze'yi Asterix ve Cleopatra filmindeki taş ustası rolünde "dublajlı olarak" izleyenler, benim diyeni bile yerlere yatıran aksanıyla hemen hatırlayacaklardır. Siyah beyaz çekilen film, içerdiği materyaller yanı sıra, bu açıdan da esin kaynaklarına bir saygı duruşu olarak izlenmeyi hak ediyor.
Andre (Jamel Debbouze), Paris'te yaşayan ve boğazına kadar borca batmış bir Faslı'dır. Birkaç denemeden sonra -geceyarısına kadar- borçlarını ödeyemeyeceğini anlar ve kimse tarafından fark edilmemenin umutsuzluğunda, intihar etmek için köprüye çıkar. O anda, sol tarafında, köprüye çıkmış birini daha görür (tanıdık geldi mi?). Bu kişi Angel-A'dır, aynen It's A Wonderful Life (1946; Şahane Hayat)'ta gördüğümüz gibi (George Bailey için gönderilen Clarence) Angel-A da, Andre'nin kendi derdini unutup onu kurtarması için suya atlar. Artık ne isterse onu yapacaktır; hayatın yaşanmaya değer olduğundan ziyade, tasalanarak ve öfke nöbetleri geçirerek harcanmadan da idame ettirilebileceğini ve kendi içine yolculuk yaparak keşfedecekleriyle daha mutlu ve daha güvenli bir insan olabileceğini gösterir. Seleflerinden kendisini ayıran nüans da budur; zaten daha önce söylediğim gibi film, bir saygı duruşu ve bu kaynaklar üzerine bir tür çeşitlemedir.
Ayrıca yönetmenin kendi filmografisinden de etkiler taşıyor Angel-A; özellikle "sürekli tamam demekten de vazgeç" "tamam" diyalogunun -Léon'da bir kereliğine çekilebilir olsa da- burada da yinelenmesinin gereksizliği ve anlamsızlığı, filmin kalanında da Léon'dan tanıdık sahneler ve etkilenimler aramanıza, kafanızın oraya kaymasına neden oluyor. Güçlü-güçsüz birlikteliği ve yaptığı iyiliklerle günahlarından arınan kötü adam profili burada da mevcut çünkü. Nikita bu taşları tam olarak oturtamamıştı fakat Besson'un sonraki filmlerinde, The Fifth Element'te bile, bunu görüyoruz. Belli ki her yönetmen gibi onun da saplantıları var ve filmler farklı, sahneler farklı olsa da belirli materyaller tekrar arz-ı endam ediyor. "Bu kadar kusur kadı kızında da olur" diyor ve ortak paydaları görmezden geliyoruz.
Çok ciddiye almamakla birlikte, referanslarını kötüye kullanmadan, mütevazi şekilde yeniden yapılandırarak kendisini oluşturduğu için filme ve Besson'a saygı duymak gerek. Yer yer komik, yer yer trajik ilerleyen filmde Rasmussen'in yarattığı cinsel gerilimi ve ondan yirmi santim kısa boyuyla Debbouze'nin -özellikle filmin ikinci yarısına- kattığı karizmayı da es geçmemeli. Seyirciyi memnun edecek bir finalle sonlanan film, başladığı gibi sonuyla da selefinin (Şahane Hayat) yolunu izlemiş oluyor. Elbette alt metinlerde farklılıklar olacaktır, fakat kimsenin bu filmi izledikten sonra oturup bunların analizini yapacağını düşünmüyorum. Seyirci damakta kalan tada bakar ve bu tat, filmden tatmin olarak ayrılmanızı ve daha sonra sevdiklerinizle tekrar izleyebilirliğinizi sağlıyor. Renklerden konuya uzanan yelpazede verilen nostaljik tat, seyirciyi buluyor ve sarıyor. Hatırlarda kalan, filmin iyi zaman geçirttiği ve tekrar izlenebilir olduğudur. Zaten sinemayı "pastadan bir dilim" yapan da budur. Bu pastadan herkesin olabildiğince tatmasını ve başka başka filmlerle damak tadını zenginleştirmesini diliyorum. ELeCTrO'dan Sevgilerle...
ilgili linkler: imdb , wikipedia
Yazar: Sinemaestro | 29 Ocak 2007 | Okunma: 1797
Benzer haberler:
ebru |
ebru |
ebru |
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.
|
Login
Translate
Facebook
Etiket Bulutu
2007, 2008, 2009, al pacino, alfred hitchcock, alice in wonderland, alien, amy adams, angelina jolie, anne hathaway, avatar, batman, blake lively, brad pitt, cate blanchett, charlie chaplin, charlize theron, christian bale, christina hendricks, christopher nolan, clint eastwood, cosplay, dc comics, deniz akçadoğan, diane kruger, eleştiri, emmanuelle chriqui, fragman, gary oldman, gişe, gossip girl, hayden panettiere, heath ledger, inglourious basterds, iron man, iron man 2, james cameron, jessica alba, jessica biel, johnny depp, joker, kamera arkası, kate winslet, keira knightley, kristen stewart, kritik, kült ablası, kısa film, leighton meester, lost, marilyn monroe, marion cotillard, marlon brando, marvel, megan fox, meryl streep, mickey rourke, mila kunis, mischa barton, natalie portman, oscar 2009, parodi, penelope cruz, poster, poster art, quentin tarantino, ridley scott, robert de niro, robert downey jr, sam worthington, scarlett johansson, sinema, slumdog millionaire, soundtrack, spider-man, star trek, star wars, steven spielberg, superman, terminator salvation, the avengers, the curious case of benjamin button, the dark knight, the godfather, the godfather part 2, the incredible hulk, the spirit, the terminator, thor, tim burton, up, vanessa hudgens, vanity fair, video, video klip, wall-e, watchmen, web site, x-men origins wolverine, zoe saldana
Tüm etiketler Popüler
Arşiv
Reklam
|
Şifremi Unuttum?