Anket
Dolgun dudaklar söz konusu olduğunda hangi aktrisi seçersiniz?
Angelina Jolie
Jessica Alba
Monica Bellucci
Scarlett Johansson
Beatrice Dalle
Carla Gugino
Emily Browning
Kat Dennings
Liv Tyler
Majandra Delfino
Rachel Weisz
Stephanie Jacobsen
Fahriye Evcen
Nurgül Yeşilçay
Takvim
«    Mart 2010    »
PtSaÇrPrCuCtPz
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 
Linkler

Batman (1989)
Kategori: Janr Filmleri » Fantastik/Bilim-Kurgu | Haber ID: 554 | Yazdır

alt

 

 

Batman, Tim Burton'un elinden beyaz perdeye uyarlanalı neredeyse 20 yıl olmuş. Bir kuşağın efsanesi olmuş bir filmi geriye dönüp tekrar değerlendirmek, yirmi yıllık bir evlilikte aşkı aramak kadar zor. Hele de bahsi geçen efsane, yıllarla birlikte, size çocuklar vermişse. Bu devam filmlerini bir kenara bırakır, bugünkü bilgiler ışığında Batman'i yeniden irdelersek, armudun çok da uzağa düşmediğini, Batman efsanesinin vardığı nihai noktanın başlangıç çizgisine paralel olduğunu söyleyebiliriz.


alt

 

Yarattığı masalsı dünyalara rağmen bir çizgi roman fanatiği olmayan Tim Burton'un (bunu özellikle ikinci filmde dile getirir), filmle aynı dönemlerde çizilen The Killing Joke (Alan Moore, 1988) ve The Dark Knight Returns (Frank Miller, 1986) hikayelerinden etkilendiğini, senaryoyu (ve sinopsisi) yazması için bir çizgi roman fanı olan Sam Hamm'i getirdiğini, Batman rolü için Mel Gibson'un, Vicki Vale için Michelle Pfeiffer'in düşünüldüğünü fakat rolü alan Michael Keaton'un o dönem ilişki yaşadığı Pfeiffer'la birlikte oynamak istememesiyle bunun suya düştüğünü de söyleyelim. Batman için adı geçen aktörler arasında Bruce Willis, Harrison Ford, Kevin Costner, Pierce Brosnan, Bill Murray, Dennis Quaid, Charlie Sheen ve Tom Selleck sayılırken, Vale rolü için imzayı atmış Sean Young'un hastalanmasıyla Basinger'in rolü kaptığı da anektodlar arasında.

 

alt

 

Warner Bros'un bir aksiyon yıldızı ısrarına karşın, Tim Burton tanınmamış bir aktörün Batman'i oynamasından yanaydı ve Beetle Juice (1988)'de birlikte çalıştığı Keaton, birçok fanatiğin tepkisine rağmen, rolü almayı başardı. Bu filmler boyunca Keaton hiç rahat bırakılmadı fakat bugün geriye dönüp baktığımızda zamanın Burton'u haklı çıkardığını görüyoruz. Joker için düşünülen isimler arasında James Woods, Willem Dafoe, David Bowie ve Tim Curry vardı ki, son 3 isim kariyerleri boyunca birçok fantastik filmde rol aldılar. Özellikle Curry'nin Legend (1985) ve It (1990) filmlerindeki şeytani kompozisyonlarının altını çizmek gerek. Batman'in yaratıcısı Bob Kane ve 1979 yılında filmin haklarını almış olan Michael Uslan'ın tercihleri ise, Jack Nicholson'dan yanaydı. Nicholson'un The Witches of Eastwick (1987)'deki oyununu buraya taşımak için öne sürdüğü şart, gişeden gelecek paradan alacağı yüzdeydi. Bu paranın 60 milyon $'ı aştığı sanılıyor. Film, ilk 10 günlük hasılatıyla 100 milyon $ barajını geçen ilk yapım oldu. Filmin müzikleri için Prince ve Michael Jackson'un ayrı temalar yazması istenmiş fakat Burton, filmin bir Top Gun (1986) olmadığını söyleyerek, buna karşı çıkmış. Sonuçta karşımızda Prince'in şarkılarından ve Danny Elfman'ın (vokalde Oingo Boingo'nun katkılarıyla) müziklerinden oluşan iki ayrı albüm var ve bu ikilik, film müzikleri tarihinin ilk örneklerinden biri olmuş (Wikipedia).


alt

 

Gecelerin şehri Gotham'ın başarılı dizaynı ve zaman mefumundan uzak, fantastik bir şehir görünümüne bürünmesi, çizgi romanın ruhunu seyirciye en iyi şekilde aktarmış. Bu ruhu daha sonra Dark City'de de yakalıyoruz (elbette öncülü The Crow'u unutmadan). "Köpekbalığı, Jaws için ne ise; Joker de The Dark Knight için odur" demişti Christopher Nolan. Filmi henüz görmedik ama Jaws serisinin olmazsa olmazı "iptal edilen festival" klişesi, Tim Burton'un Batman'inde mevcut. Halkın güvenliğini sağlayamayacağını açıklayan Gordon ve Harvey Dent, Gotham'ın 200. yıl kutlamalarını iptal ederler. Joker, halkı kendi kutlamasına çağırır ve iki karanlık ruh, son kozlarını paylaşmak için karşı karşıya gelirler. Evet, o zamanlar fark etmemişiz, bu filmde Harvey Dent de var. Hem de siyahi bir aktörle (Star Wars'un Lando'su Billy Dee Williams). Kingpin için (Daredevil) stüdyoyu eleştiri bombardımanına tutan fanboyların o zaman niye tepki göstermediğini anlamak zor. Komiser Gordon (Pat Hingle) da eşi Barbara ile birlikte filmde görünüyor fakat oldukça arka planda kalmış ve ikinci filmde oynadığını bile hatırlamıyoruz.

 

alt


Batman Begins'te Alfred, Efendi Wayne'e gizli kişiliğini örtbas etmesi için züppe bir playboyu oynamasını salık verir. Bu filmde Wayne'i gerçek bir züppe olarak görüyoruz. Zenginlik gözler önüne serilmiştir: uzun masalarda yenen yemekler, kasa kasa açılan şampanyalar, dünyanın dört bir köşesinden getirilen koleksiyonlar, Vicki Vale gibi bir savaş fotoğrafçısını bile etkisi altına alır. Bir gecelik ilişkiden sonra Wayne, genç kadını uzun süre aramaz. Bu karakterin Iron Man'den -mizah duygusu dışında- tanıdık geldiğini söyleyelim. Vicki'nin ortağı Alexander Knox (Robert Wuhl)'un tepkisi durumu açıklıyor: "Belki de ismi Bruce Vain olmalıymış". Bu kibiri ve gösteriş merakını (Batman Begins'te Ra's al Ghul'un Bruce'a tavsiyesidir, fakat filmin sonunda "fazla ciddiye aldığını" söyleyerek o da iğneler), E.T.'deki meşhur sahneye nazire yaparcasına, ayın önünde Batwing ile yükseldiği karede görebiliriz. Joker bile tepkilidir: "Bu harika oyuncakları nereden buluyor?" Batman'in de Joker gibi bir psikopat olduğunu, karanlık yönünün fazlasıyla öne çıktığını, yine filmin söylemlerinde bulmak mümkün.


alt

 

Diyaloglar takip edildiğinde, Nolan'ın Batman'inden çok da farklı bir dünya yaratılmadığını görüyoruz Burton'un eserinde. Tek fark, Nolan sabrederek ilk filmde temeli kurup asıl kozlarını ikinci filme saklarken, Burton hem Gotham şehrinin inşasını, hem Batman karakterini, hem de suç dünyasının yükselişini ve kenti yozlaştırmasını aynı filmde kotarmaya girişiyor ve altından kalkmayı başardığı bu işle, kendinden sonra gelecekler olanlara kolay yıkılmaz bir sermaye bırakıyor: Seyircinin güvencesini. Batman filmleri, iyi yönetmenlerin elinde her zaman büyük gişe yapmıştır ve teknolojik yenilikleriyle de sinemaya birçok ilki getirmiştir (Dolby Digital 5.1 ses kaydı ilk kez Batman Returns'te kullanıldı). Nolan'ı Burton ile karşılaştırırken bunu göz ardı etmemek gerek. Burton, kariyerinin başında bir sanatçıydı ve 10 yıldan beridir uyarlanmak için bekleyen büyük bütçeli bir filmi yönetmek üzere getirilmişti. Nolan ise enkaza dönmüş bir seriyi toparlamak üzere işe koyulan A sınıfı bir yönetmendi, Memento ile rüştünü çoktan ispatlamıştı. Önünde Burton'unki gibi özgürlüğünü kısıtlayan baskılar olduğunu zannetmiyorum.

 

alt


Joker'in "beni sen yarattın" ve "bu şehrin bir düşmana ihtiyacı var" söylemleri, The Dark Knight'ın fragmanlarından, bize yabancı değil. "Biri olmazsa diğeri de olmaz" görüşü, çan kulesinde, Batman'in ağzından da verilmiş: "Seni ben yarattım, ama önce sen beni yarattın." Bu bağı kurmak adına Joker'e bir geçmiş verilmiş ve Jack Napier, mafya patronu Carl Grissom (Jack Palance)'ın ikinci adamı olmuş. "Söyle bakalım, çocuk. Sen hiç donuk ay ışığında şeytanla raks ettin mi?" Bir kuşağı etkileyen bu sözler, Bruce Wayne'in suratına silahı dayamış Joker'in ağzından dökülüyor. Karanlık, dar bir sokakta anne ve babasının ölümünü izleyen küçük Bruce, bu travmayla, gecelerin yaratığı "Kara Şövalye"ye dönüşecektir. Jack'in Joker'e dönüşümü (asit kazanı) ve hasmının elini sıkarak alevler içinde kızartması gibi sahnelerde bilinçli şekilde gerçeklikten uzaklaşılmış ve bu plastik şiddet, filmi çizgi roman ve animasyon türü ile akraba kılarak fantastik bir gerçekliğe ulaştırmış. Filmin akabininde soyunulan Batman: The Animated Series'in (1992) başarısının temelinde yine Burton'un eseri vardır. 1966'da start alan TV serisinin yıldızı Adam West, bu film için de kendini öneredursun, Tim Burton alışılagelmiş bir seriyi ilk defa büyükler arenasına çıkartarak hem DC'nin hem beyaz perdenin en büyük gişe başarılarından birini yakalamıştır.


alt

 

"Dünyanın ilk tam teçhizatlı, öldürmeye meyilli sanatçısıyım." Kendini böyle ifade eden Joker'in ömrünün tek filmlik olmasına şaşmamak gerek. Yarattığı terör gerçek olsa da, film buna değil, narsizmiyle Joker'in kendine has mizahına ağırlık veriyor. "Olacakları durdurmaya çalışan" Batman portresi, The Dark Knight için de kullanılan bir şablon. Mizah unsurunun yoğun olması, bu benzerlikleri perdelemiş. Joker'in ölmesiyle ikinci filmde ortadan kalkan mizah duygusu, ortaya ekspresyonist bir başyapıt sayılan Batman Returns'u çıkartmış ve seriyalin 4 filmi içinde en karanlık Batman filmi bu olmuş. Onu da başka bir zaman irdeleriz.


alt

 

Filmin katedralin çatısında geçen finali, 1 yıl önce görücüye çıkan Die Hard'ı fazlasıyla anımsatıyor. Bir esinlenme yoksa, iki büyük film için gerçekten de büyük bir benzeşme. Filmin o dönem için ününden yararlanılan isimleri arasında, Mick Jagger'in sevgilisi Jerry Hall (Alicia Grossom) bile var. Görüldüğü üzere, ne kadar yaratıcı olursanız olun, her zaman önce büyük stüdyo patronlarının istediği olur. Harcanan milyonlarca senaryodan ve istenilen klişelerden sonra böyle başarılı bileşimlerin ortaya çıkması, mucize bile sayılabilir aslında. Konu sıkıntısı dediğimiz şey aslında gerçeğin kendisi değil, stüdyo patronlarının riskten kaçınarak kendi bildiklerini okumaları ve gişesini ispatlamış klişelerin tekrar ve tekrar çekilmesini istemeleridir. Batman, kendi efsanesiyle çizgi roman uyarlamalarının yolunu açarken, Tim Burton da bu filmle daha özgür bir platformda çalışma şansını yakaladı ve yarattığı özgün dünyalarla "yarının" çocuklarına ilham verdi.


alt

 

Filmin efsane olmuş posterinin altında Anton Furst'un imzası var (Gotham'ın yaratılmasında da etkili olmuş). Set dekorasyonu Peter Young'a ait. Batmobile (Keith Short), Batplane (veya Batwing), Batsuit, Batcave gibi tasarımlarla kendi markasını yaratan Batman çılgınlığı, seksenler sonunda sinemaya damgasını vurarak, Batmania adını aldı. Filmin en büyük eksisi hiç kuşkusuz Kim Basinger'in oyunculuğu. Vicki Vale rolünün haddinden önemli olması ve Basinger'in bunun altından kalkamaması, filmi olumsuz kılan etkenlerden olmuş. Jerry Hall'un rolünün küçük olması, onun fazlaca sırıtmasını engellemiş. Michael Gough'un Alfred portresi ve Robert Wuhl'un -zaman zaman sinir bozan- fotoğrafçı Alex yorumu, yan oyunlardan akılda kalanlar arasında. Elbette "Bob" (Tracey Walter), genç Jack (Nicholson'ın gençliği için biçilmez kaftan Hugo Blick) ve Grissom'u da (yaşlı kurt Jack Palance) atlamamalı. Jack Nicholson'un filmografisine vâkıf olduktan sonra, bu filmdeki Joker yorumu o kadar da şaşırtıcı gelmiyor.

 

alt

 

Michael Keaton'u değerlendirirken "donuk" gibi tanımlamalar yapmamak lazım. Zira oyuncuyu Beetle Juice (1988), The Dream Team (1989), Much Ado About Nothing (1993) gibi filmlerde izleyenler, "zincirinden boşanmış" performansıyla ne harikalar yarattığını rahatlıkla söyleyeceklerdir. Bunu Tarantino'nun da doğruladığını düşünüyorum (Jackie Brown'da oyuncuyu benzer bir rolde oynattı, 1997). Bu filmde Vicki Vale rolünü kaçıran Michelle Pfeiffer ise, devam filminde Catwoman'ı canlandırarak, kısmete inanılması gerektiğini bir kez daha gösterdi. Fakat bu kastingin de Annette Bening'in hamileliği sonrasında, alternatif seçim sonucu gerçekleştiğini söyleyelim.


alt

 

Görselinden müziğine, oyunculuklarından repliklerine kadar, bir kuşağın çenesini yormuş bu efsaneyi yeniden hatırlamak, yaratıcılarının önünde saygıyla eğilmek; bugün ulaştığı mertebeden sonra her fanatiğin yapması gereken bir eylem. "Gündüzlerin unutulduğu" Gotham şehrini yeniden solumak ve Burton'un büyülü dünyasını yeniden keşfetmek istiyorsanız, Batman'i izlemenin tam sırası. Kara Şövalye'ye nişanını takıp onurlandırmadan önce, selefine saygı duruşunda bulunalım ve geçmişle tekrar köprü kuralım. Kimbilir, belki bu sayede eski aşklar da tazelenecek ve kimileri için tarih tekerrür edecektir.


alt

 

Tim Burton'a Sevgilerimizle...

alt

 

Joker was here...

 

 



Sayfa 1-of-3 | Sonraki Sayfa | Son Sayfa
Yazar: Sinemaestro | 22 Temmuz 2008 | Okunma: 971 Bookmark and Share
Benzer haberler:

Artık gelse şu CUMA.IMAX nasıl acaba?3 gün kaldı..
22 Temmuz 2008 15:34 |

Batman TAS tan sonra doğru düzgün bi çizgifilm yapamadılar.Sonrasında gelen Batman beyond ve The Batman kötü yapımlardı.Batman TAS ı hatırlamak isteyenler Batman:Mask Of The Phantasm ı izlesinler.
22 Temmuz 2008 18:09 |
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.