Seyir Defteri
Anket
Takvim
Son Yorumlar
Linkler
|
Batman (1989)
Batman, Tim Burton'un elinden beyaz perdeye uyarlanalı neredeyse 20 yıl olmuş. Bir kuşağın efsanesi olmuş bir filmi geriye dönüp tekrar değerlendirmek, yirmi yıllık bir evlilikte aşkı aramak kadar zor. Hele de bahsi geçen efsane, yıllarla birlikte, size çocuklar vermişse. Bu devam filmlerini bir kenara bırakır, bugünkü bilgiler ışığında Batman'i yeniden irdelersek, armudun çok da uzağa düşmediğini, Batman efsanesinin vardığı nihai noktanın başlangıç çizgisine paralel olduğunu söyleyebiliriz.
Yarattığı masalsı dünyalara rağmen bir çizgi roman fanatiği olmayan Tim Burton'un (bunu özellikle ikinci filmde dile getirir), filmle aynı dönemlerde çizilen The Killing Joke (Alan Moore, 1988) ve The Dark Knight Returns (Frank Miller, 1986) hikayelerinden etkilendiğini, senaryoyu (ve sinopsisi) yazması için bir çizgi roman fanı olan Sam Hamm'i getirdiğini, Batman rolü için Mel Gibson'un, Vicki Vale için Michelle Pfeiffer'in düşünüldüğünü fakat rolü alan Michael Keaton'un o dönem ilişki yaşadığı Pfeiffer'la birlikte oynamak istememesiyle bunun suya düştüğünü de söyleyelim. Batman için adı geçen aktörler arasında Bruce Willis, Harrison Ford, Kevin Costner, Pierce Brosnan, Bill Murray, Dennis Quaid, Charlie Sheen ve Tom Selleck sayılırken, Vale rolü için imzayı atmış Sean Young'un hastalanmasıyla Basinger'in rolü kaptığı da anektodlar arasında.
Warner Bros'un bir aksiyon yıldızı ısrarına karşın, Tim Burton tanınmamış bir aktörün Batman'i oynamasından yanaydı ve Beetle Juice (1988)'de birlikte çalıştığı Keaton, birçok fanatiğin tepkisine rağmen, rolü almayı başardı. Bu filmler boyunca Keaton hiç rahat bırakılmadı fakat bugün geriye dönüp baktığımızda zamanın Burton'u haklı çıkardığını görüyoruz. Joker için düşünülen isimler arasında James Woods, Willem Dafoe, David Bowie ve Tim Curry vardı ki, son 3 isim kariyerleri boyunca birçok fantastik filmde rol aldılar. Özellikle Curry'nin Legend (1985) ve It (1990) filmlerindeki şeytani kompozisyonlarının altını çizmek gerek. Batman'in yaratıcısı Bob Kane ve 1979 yılında filmin haklarını almış olan Michael Uslan'ın tercihleri ise, Jack Nicholson'dan yanaydı. Nicholson'un The Witches of Eastwick (1987)'deki oyununu buraya taşımak için öne sürdüğü şart, gişeden gelecek paradan alacağı yüzdeydi. Bu paranın 60 milyon $'ı aştığı sanılıyor. Film, ilk 10 günlük hasılatıyla 100 milyon $ barajını geçen ilk yapım oldu. Filmin müzikleri için Prince ve Michael Jackson'un ayrı temalar yazması istenmiş fakat Burton, filmin bir Top Gun (1986) olmadığını söyleyerek, buna karşı çıkmış. Sonuçta karşımızda Prince'in şarkılarından ve Danny Elfman'ın (vokalde Oingo Boingo'nun katkılarıyla) müziklerinden oluşan iki ayrı albüm var ve bu ikilik, film müzikleri tarihinin ilk örneklerinden biri olmuş (Wikipedia).
Gecelerin şehri Gotham'ın başarılı dizaynı ve zaman mefumundan uzak, fantastik bir şehir görünümüne bürünmesi, çizgi romanın ruhunu seyirciye en iyi şekilde aktarmış. Bu ruhu daha sonra Dark City'de de yakalıyoruz (elbette öncülü The Crow'u unutmadan). "Köpekbalığı, Jaws için ne ise; Joker de The Dark Knight için odur" demişti Christopher Nolan. Filmi henüz görmedik ama Jaws serisinin olmazsa olmazı "iptal edilen festival" klişesi, Tim Burton'un Batman'inde mevcut. Halkın güvenliğini sağlayamayacağını açıklayan Gordon ve Harvey Dent, Gotham'ın 200. yıl kutlamalarını iptal ederler. Joker, halkı kendi kutlamasına çağırır ve iki karanlık ruh, son kozlarını paylaşmak için karşı karşıya gelirler. Evet, o zamanlar fark etmemişiz, bu filmde Harvey Dent de var. Hem de siyahi bir aktörle (Star Wars'un Lando'su Billy Dee Williams). Kingpin için (Daredevil) stüdyoyu eleştiri bombardımanına tutan fanboyların o zaman niye tepki göstermediğini anlamak zor. Komiser Gordon (Pat Hingle) da eşi Barbara ile birlikte filmde görünüyor fakat oldukça arka planda kalmış ve ikinci filmde oynadığını bile hatırlamıyoruz.
Diyaloglar takip edildiğinde, Nolan'ın Batman'inden çok da farklı bir dünya yaratılmadığını görüyoruz Burton'un eserinde. Tek fark, Nolan sabrederek ilk filmde temeli kurup asıl kozlarını ikinci filme saklarken, Burton hem Gotham şehrinin inşasını, hem Batman karakterini, hem de suç dünyasının yükselişini ve kenti yozlaştırmasını aynı filmde kotarmaya girişiyor ve altından kalkmayı başardığı bu işle, kendinden sonra gelecekler olanlara kolay yıkılmaz bir sermaye bırakıyor: Seyircinin güvencesini. Batman filmleri, iyi yönetmenlerin elinde her zaman büyük gişe yapmıştır ve teknolojik yenilikleriyle de sinemaya birçok ilki getirmiştir (Dolby Digital 5.1 ses kaydı ilk kez Batman Returns'te kullanıldı). Nolan'ı Burton ile karşılaştırırken bunu göz ardı etmemek gerek. Burton, kariyerinin başında bir sanatçıydı ve 10 yıldan beridir uyarlanmak için bekleyen büyük bütçeli bir filmi yönetmek üzere getirilmişti. Nolan ise enkaza dönmüş bir seriyi toparlamak üzere işe koyulan A sınıfı bir yönetmendi, Memento ile rüştünü çoktan ispatlamıştı. Önünde Burton'unki gibi özgürlüğünü kısıtlayan baskılar olduğunu zannetmiyorum.
"Dünyanın ilk tam teçhizatlı, öldürmeye meyilli sanatçısıyım." Kendini böyle ifade eden Joker'in ömrünün tek filmlik olmasına şaşmamak gerek. Yarattığı terör gerçek olsa da, film buna değil, narsizmiyle Joker'in kendine has mizahına ağırlık veriyor. "Olacakları durdurmaya çalışan" Batman portresi, The Dark Knight için de kullanılan bir şablon. Mizah unsurunun yoğun olması, bu benzerlikleri perdelemiş. Joker'in ölmesiyle ikinci filmde ortadan kalkan mizah duygusu, ortaya ekspresyonist bir başyapıt sayılan Batman Returns'u çıkartmış ve seriyalin 4 filmi içinde en karanlık Batman filmi bu olmuş. Onu da başka bir zaman irdeleriz.
Filmin katedralin çatısında geçen finali, 1 yıl önce görücüye çıkan Die Hard'ı fazlasıyla anımsatıyor. Bir esinlenme yoksa, iki büyük film için gerçekten de büyük bir benzeşme. Filmin o dönem için ününden yararlanılan isimleri arasında, Mick Jagger'in sevgilisi Jerry Hall (Alicia Grossom) bile var. Görüldüğü üzere, ne kadar yaratıcı olursanız olun, her zaman önce büyük stüdyo patronlarının istediği olur. Harcanan milyonlarca senaryodan ve istenilen klişelerden sonra böyle başarılı bileşimlerin ortaya çıkması, mucize bile sayılabilir aslında. Konu sıkıntısı dediğimiz şey aslında gerçeğin kendisi değil, stüdyo patronlarının riskten kaçınarak kendi bildiklerini okumaları ve gişesini ispatlamış klişelerin tekrar ve tekrar çekilmesini istemeleridir. Batman, kendi efsanesiyle çizgi roman uyarlamalarının yolunu açarken, Tim Burton da bu filmle daha özgür bir platformda çalışma şansını yakaladı ve yarattığı özgün dünyalarla "yarının" çocuklarına ilham verdi.
Filmin efsane olmuş posterinin altında Anton Furst'un imzası var (Gotham'ın yaratılmasında da etkili olmuş). Set dekorasyonu Peter Young'a ait. Batmobile (Keith Short), Batplane (veya Batwing), Batsuit, Batcave gibi tasarımlarla kendi markasını yaratan Batman çılgınlığı, seksenler sonunda sinemaya damgasını vurarak, Batmania adını aldı. Filmin en büyük eksisi hiç kuşkusuz Kim Basinger'in oyunculuğu. Vicki Vale rolünün haddinden önemli olması ve Basinger'in bunun altından kalkamaması, filmi olumsuz kılan etkenlerden olmuş. Jerry Hall'un rolünün küçük olması, onun fazlaca sırıtmasını engellemiş. Michael Gough'un Alfred portresi ve Robert Wuhl'un -zaman zaman sinir bozan- fotoğrafçı Alex yorumu, yan oyunlardan akılda kalanlar arasında. Elbette "Bob" (Tracey Walter), genç Jack (Nicholson'ın gençliği için biçilmez kaftan Hugo Blick) ve Grissom'u da (yaşlı kurt Jack Palance) atlamamalı. Jack Nicholson'un filmografisine vâkıf olduktan sonra, bu filmdeki Joker yorumu o kadar da şaşırtıcı gelmiyor.
Michael Keaton'u değerlendirirken "donuk" gibi tanımlamalar yapmamak lazım. Zira oyuncuyu Beetle Juice (1988), The Dream Team (1989), Much Ado About Nothing (1993) gibi filmlerde izleyenler, "zincirinden boşanmış" performansıyla ne harikalar yarattığını rahatlıkla söyleyeceklerdir. Bunu Tarantino'nun da doğruladığını düşünüyorum (Jackie Brown'da oyuncuyu benzer bir rolde oynattı, 1997). Bu filmde Vicki Vale rolünü kaçıran Michelle Pfeiffer ise, devam filminde Catwoman'ı canlandırarak, kısmete inanılması gerektiğini bir kez daha gösterdi. Fakat bu kastingin de Annette Bening'in hamileliği sonrasında, alternatif seçim sonucu gerçekleştiğini söyleyelim.
Görselinden müziğine, oyunculuklarından repliklerine kadar, bir kuşağın çenesini yormuş bu efsaneyi yeniden hatırlamak, yaratıcılarının önünde saygıyla eğilmek; bugün ulaştığı mertebeden sonra her fanatiğin yapması gereken bir eylem. "Gündüzlerin unutulduğu" Gotham şehrini yeniden solumak ve Burton'un büyülü dünyasını yeniden keşfetmek istiyorsanız, Batman'i izlemenin tam sırası. Kara Şövalye'ye nişanını takıp onurlandırmadan önce, selefine saygı duruşunda bulunalım ve geçmişle tekrar köprü kuralım. Kimbilir, belki bu sayede eski aşklar da tazelenecek ve kimileri için tarih tekerrür edecektir.
Tim Burton'a Sevgilerimizle...
Joker was here...
Yazar: Sinemaestro | 22 Temmuz 2008 | Okunma: 1158
Benzer haberler:
Erkona |
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.
|
Login
Translate
Facebook
Etiket Bulutu
2007, 2008, 2009, al pacino, alfred hitchcock, alice in wonderland, alien, amy adams, angelina jolie, anne hathaway, annie leibovitz, avatar, back to the future, batman, blake lively, brad pitt, cary grant, cate blanchett, charlie chaplin, charlize theron, christian bale, christina hendricks, christopher nolan, clint eastwood, dc comics, diane kruger, eleştiri, emmanuelle chriqui, fragman, freida pinto, gary oldman, gişe, gossip girl, hayden panettiere, heath ledger, inglourious basterds, iron man, iron man 2, james cameron, jessica alba, jessica biel, johnny depp, joker, kamera arkası, kate winslet, keira knightley, kristen stewart, kritik, kısa film, leighton meester, lost, marilyn monroe, marion cotillard, marlon brando, marvel, matt damon, megan fox, meryl streep, mickey rourke, mila kunis, mischa barton, natalie portman, oscar 2009, parodi, penelope cruz, poster, poster art, quentin tarantino, robert de niro, robert downey jr, sam worthington, scarlett johansson, sinema, slumdog millionaire, soundtrack, spider-man, star trek, star wars, steven spielberg, superman, terminator 2 judgment day, terminator salvation, the curious case of benjamin button, the dark knight, the godfather, the godfather part 2, the incredible hulk, the spirit, the terminator, thor, tim burton, vanessa hudgens, vanity fair, video, video klip, wall-e, watchmen, web site, x-men origins wolverine, zoe saldana
Tüm etiketler Popüler
Arşiv
Reklam
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Şifremi Unuttum?