Anket
Takvim
«    May 2012    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 
Underworld : Evolution
Kategori: Janr Filmleri » Korku/Gerilim | Haber ID: 61 | Yazdır

alt

 

Sinema geçmişten bugüne efsaneler ve söylencelerle beslenmiş gotik kültürün mirasından yararlanmış, gerek b-filmlerle gerek büyük bütçeli filmlerle bu mirasın öğelerini korku sinemasının içinde zamanla eritmiştir. Tıkanma sürecine giren her oluşum gibi bu tür de kendini yenilemiş, melez alt türler ve yeni bileşimler ortaya koyduğu bu dönemde teen slasher filmlerden (çok da uzaklaşmayarak) kökenlerine, korkunun hüküm sürdüğü Ortaçağın halk efsanelerine yönelmiştir.


alt

 

90'lı yılların başında Francis Ford Coppola'nın Bram Stoker'in öyküsünü birebir aktarma çabasıyla çektiği Bram Stoker's Dracula ve desteğini verdiği Kenneth Branagh'ın Mary Shelley's Frankenstein filmleri sonrasında John Carpenter ile birlikte son 20 yılın korku klasiklerine imza atmış iki isimden biri olan Wes Craven'in kimilerince türün öğelerini kullanarak onu yenileyen, bana göreyse ihanet eden Scream üçlemesi sayesinde senaristlerin ve yapımcıların kasası dolmuş, bilim kurgu filmlerin senaryoyu boşlayıp teknoloji yarıştırması gibi korku filmleri de ne kadar kan, o kadar seyirci (gore - kanlı) anlayışıyla sinefilleri salondan uzaklaştırmıştır.


altalt

 

2000'li yıllara girdiğimizde başarılı yönetmenlerin elinden çıkma çizgi-roman uyarlamalarının da etkisiyle Van Helsing ve Underworld gibi klasik korku sinemasının baş karakterlerini alıp birbirine kırdıran, -Alien vs Predator'de de gördüğümüz gibi- biri ilkel, tamamen doğasının saf özelliklerini taşıyan, diğeriyse evrimleşmiş ve avlanmayı, hükmetmeyi öğrenmiş iki ırkın, Kurt adamların (Werewolf) ve Vampirlerin efsanelerini yeni söylemlerle irdeleyerek geçmişlerine uzanan başarılı sayılabilecek yapımlarla karşılaşırız. Van Helsing tek filmlik bir proje gibi gözükmesine karşın Underworld, "Evrim"in daha yeni başladığının habercisi olan devam filmiyle öyküsüne kaldığı yerden devam ediyor.


alt

 

Her iki filmin de baş oyuncusu, deri kıyafetleri ve silahlarıyla The Matrix'ten çıkmış gibi duran Kate Beckinsale, yan rollerin başarılı oyunculuklarını da arkasına alarak seyirciyi yeni öykünün içine çekiyor. M.S. 1200 yılındayız. Alexander Corvinus'un iki oğlundan, Marcus bir yarasa, William bir kurt adam tarafından ısırılmış ve Vampirler ile Lycanların ataları böyle doğmuştur. William'ın zinciri boşanmış vahşiliği sınır tanımamakta ve Lycanlar çoğaldıkça dehşet salmaktadır. Bu soyun kökünü kurutmakta kararlı olan Victor, kardeşini koruyan Marcus ile ters düşer ve William, anahtarı ikiye ayrılıp saklanmak üzere gizli bir mabede kapatılır.


altalt

 

Bugüne geliriz. Öykü kaldığı yerden devam etmektedir ve Selene (Kate Beckinsale) gerçekleri anlatmak ve yardımını almak için Marcus'u uyandırma peşindedir. Michael'ın da melez bünyesine yavaş yavaş alışmasını izleriz. Marcus uyanır fakat amacı Selene'nin kanında gizli olan bilgiyi, kardeşinin nereye kapatıldığını öğrenmektir. Victor'un 300 yıl önce sürdüğü Tanis'in de yardımıyla sürpriz bir buluşma gerçekleşecek ve Selene hiç ummadığı birinden kendi evrimini de tamamlayacak bir yardım alacaktır. Aksiyonla bir solukta geçen film finalde hem vampiri, hem kurt adamı (melez Michael) kendi atasıyla yüz yüze getirecektir.


altalt

 

Kate Beckinsale'in görüntüsüyle, Sir Derek Jacobi, Tony Curran (Marcus) ve Scott Speedman'ın (Michael) oyunculuklarıyla göz doldurduğu film, ilkine göre hikayede vasat gibi görünse de onu tamamlıyor ve bunu dönem mevcut üçlemelerinden daha iyi bir orta bölümle başarıyor. Üçleme olacağını tahmin ettiğim serinin son bölümü de zorlamadan ziyade hikayeyi tamamlayıcı bir işlev görürse aksiyonun da dozunda verildiği Underworld serisi sanıyorum sinemaseverlerce kült mertebesine ulaşacaktır.


altalt

 

Kendi adıma, vampirleri ve bilumum canavarları sevmiş, onlara ilgi ve hayranlık beslemiş bir çocukluktan sonra büyük bütçeli filmlerde bu yaratıkları görmek, yeni öykülerle yeni yollar çizildiğini, ufuklar açıldığını düşünmek ve hissetmek beni mutlu ediyor. İnsanın bilinçaltı canavarlarını yaratıp onlarla savaşarak korkuyu yendiği alt metinlerinde kaybolup gitmeyecek kadar güçlü bu efsanelerin yeni öykülerle karşımıza gelmesini diliyor, "hayal mahsulü" deyip geçmeden hayal etmenin, doğaüstülüğün, ölümsüzlüğün de artılarını ve eksilerini herkesin bir an için düşünüp "korkutana saygı duyma" ritüeline katılmasını bekliyorum. Hayalleri kaybetmektense boyun kaybetmek yeğdir...


ELeCTrO'dan Sevgilerle...


alt


ilgili linkler: imdb , wikipedia

 



Sayfa 1-of-2 | Sonraki Sayfa | Son Sayfa
Yazar: Sinemaestro | 31 Ekim 2006 | Okunma: 1613 Bookmark and Share
Benzer haberler:
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.