Anket
Takvim
«    May 2012    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 
House II: The Second Story (1987)
Kategori: Janr Filmleri » Fantastik/Bilim-Kurgu | Haber ID: 617 | Yazdır

alt

 

House II pek çok yönden garip bir film. Adından belli olduğu üzere, 1986 tarihli selefinin ganimetinden yararlanarak farklı bir hikaye anlatmaya girişen film, seksenlerin korku-komedi kalıplarını daha da genişleterek fantastik bir mecraya yönelmiş ve ortaya ilkinden daha başarılı bir yapım çıkmış. Başarılı derken, %50'yi geçmeyecek bir beğeniden bahsediyoruz. Peki nedir bu filmi irdelememizin sebebi? Evet, ilginçtir ki kimi filmler, çekildiği dönem öngörülemese de, sinemanın kendini tekrar etmesi ve aynı konulara defalarca değinmesi sonucu, kendisinden daha önemli ve büyük filmleri refere ederler. Bu filmin sinemasal önemi de, bugün kült mertebesine erişmiş kimi filmleri vaktinden önce hicvetmesinden geliyor.


alt

 

1984 tarihli Neverending Story ile 1981 tarihli The Evil Dead'i alır ve Vahşi Batı'da bir Indiana Jones macerası yaratırsanız ne olur? Muhtemelen çöp olur fakat yerinde kullanılan klişelerle bu filmi izlemek, Indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull (2008), Back to the Future Part III (1990), Army of Darkness (1992) gibi, kendisinden sonra gelecek kimi yapımları anmanıza ve şaşırmanıza vesile oluyor.

 

alt

 

Filmin hemen başında ev sakinlerinin bir "kafatası" yüzünden öldürülüşünü görürüz, ilk filme benzer bir açılıştır bu. Fakat oradaki perili ev ritüeli, burada yerini antik döneme bırakmıştır, dinozorlar, mağara adamları, mezarından kalkan banka soyguncusu büyük büyük baba ("Gramps") ve elbette efsanevi kristal kafatası. Kristal kafatasını bulup ikiliğe düşen Jesse ve Slim yollarını ayırırlar ve Slim öldükten sonra bile bu arayışından vazgeçmeyecektir. Jesse, torunu ve en yakın arkadaşıyla kafatasını korumak için elinden geleni yapar, bu yolculukta tırtıl vücutlu evcil bir köpekle, bir Pterosaur yavrusuyla (torun Jesse bu grubun ideal ailesi olduğunu söyler!), bir Homo Sapien'le ve "electrician & adventurer" maceracı bir tamirciyle tanışırız. Geçmişe açılan çoklu boyutta, bir Aztek ayininin ortasına dalan grup, Indiana Jones and the Temple of Doom (1984) göndermesiyle, bir oda dolusu yerliye karşı kılıç kuşanır, kurban edilmek üzere olan genç kızı da kurtararak ("bu gerçekten bakire mi? hiç gerçek bakire görmedim de!") dünyamıza getirir.

 

alt

 

Evin açıldığı çoklu boyutlardan biri elbette Vahşi Batıdır, Slim ve zombi atı, "Mad Dog" Tannen'e (Back to the Future Part III) referans vermese de, filmin sonunda Vahşi Batı'da kalmaya karar veren kahramanlarımız, bize Dr. Emmett Brown ve geçmişte tanıştığı aşkı Clara Clayton'u hatırlatırlar. Elbette tüm bu çağlar karışımının Bill & Ted's Excellent Adventure ile de bağlantılı olduğunu söyleyebilirsiniz, fakat bu film de ancak 1989 yılında çekilecekti!


alt

 

Dönemin efsanesi Cheers'in müdavimlerini her iki filmde konuk eden (sırasıyla "Norm" George Wendt ve "Cliff" John Ratzenberger) House dizisi, Poltergeist ve türevleri gibi korku kalıplarını kullanmak yerine The Lost Boys'ta yazdığımız "komşundan bile kork" paranoyasına teslim olmuş bir Amerika'nın paroramasını komedi öğeleriyle birleştirerek, seyri sıkmayan, eğlencelik bir seri oluyor ve 1989 tarihli son filmle de (Aliens'la -1986- parlayan Lance Henriksen başroldedir), seksenlerle beraber, devrini kapatarak, miadını tamamlıyor.


alt

 

Korkutması beklenen fakat yaşlılığından ötürü melankoliye kapılan bir zombi (Gramps), aynı şekilde, korkunun parodisi haline gelmiş canavarlar, dört tarafı değişik boyutlarla kaplı bir ev ve en önemlisi, Kristal Kafatası'nın bu kadar ucuz bir filmde bile Indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull'daki hikayeden daha başarılı şekilde ele alınması, bu filmin kritiğinden ziyade, Lucas ve Spielberg'in bir efsaneyi nasıl rezil ettiklerini bizlere bir kez daha gösteriyor ve paranın esiri olmuş bu ikiliyi tekrar kınamamızı sağlıyor. Kristal Kafatası'nın Wikipedia'daki referanslar bölümünde Indy yer alırken bu filmin gözükmemesi de, reklamın gücünün maalesef ki bir başka örneği. Kendini ciddiye almadan başarılı bir eğlencelik kotaran House II ekibini kutluyor, Indiana Jones mağdurlarına ise, önceden uyarmamıza rağmen, bir kere daha geçmiş olsun diyoruz.

 

alt

 



Sayfa 1-of-2 | Sonraki Sayfa | Son Sayfa
Yazar: Sinemaestro | 5 Ağustos 2008 | Okunma: 640 Bookmark and Share
Benzer haberler:
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.