Anket
Takvim
«    Temmuz 2010    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 
Linkler

Libeled Lady (1936)
Kategori: Janr Filmleri » Romantik Komedi | Haber ID: 635 | Yazdır

alt

 

Libeled Lady, MGM'nin en parlak yıllarında çekilmiş bir screwball klasiği. William Powell, Myrna Loy, Jean Harlow ve Spencer Tracy'nin başlıca rollerini paylaştıkları film, türde sıkça rastlandığı üzere, basın, entrika, zengin sınıfı ve baştan çıkarma üzerine yoğunlaşırken, arka planda keyifli bir hikaye de seyirciyi kendisine bağlıyor.


alt


Arsenic and Old Lace
'e benzer bir açılış karşılar seyirciyi. Bir gazetenin baş yazarı olan Warren Haggerty (Spencer Tracy), uzatmalı sevgilisi Gladys Benton (Jean Harlow) ile isteksizce evlenmek üzere hazırlık yapmaktadır. Gazetede (New York Evening Star) çıkan asparagas haber yüzünden başı eski düşmanı Mr. Allenbury (Walter Connolly) ile derde giren patronu, Warren'den işi acilen temizlemesini ister. Bir kez daha evlenmekten kurtulan Warren işi kıvıramaz ve "playgirl" olmakla suçlanan sosyetik Connie Allenbury (Myrna Loy) gazete aleyhine 5 milyon dolarlık iftira davası açar. Warren'in çözümü basittir: pisliği pislikle temizlemek üzere, işten çıkardığı düzenbaz Bill Chandler (William Powell)'ın yardımına başvuracaktır. Plana göre Chandler, Allenbury'lerin ülkeye dönüş yaptığı gemiye binecek, Ms. Allenbury'u baştan çıkaracak ve asparagas haber gerçeğe dönüşerek iftira davası düşürülecektir. Sorun şudur ki, haberin gerçek olması için Connie'nin bu adamı karısından ayırması gerekmektedir ve ortada güvenilir "eş" namına tek isim, Warren'in nişanlısı Gladys'tir.


alt

 

Warren gemiye biner, fakat her şey seyircinin beklediği kadar kolay olmaz. Ne kızından, ne babasından yüz bulur. Duvarı aştığındaysa, bir yanda aradığı ilgiyi Bill'de bulan Gladys'i, diğer yanda Allenbury'leri memnun etmek telaşına düşer ve işler sarpa sararak dörtlü bir oyunun parçası haline gelir. Warren, genç çifti basıp şantaj yapmanın peşine düşerken, Bill, gerçekleri söylemeden önce, Connie'yi davadan vazgeçirmenin ve gözlerden uzakta olmanın yollarını arar. Fakat Warren'i ikna etmek kolay olmayacaktır, diğer yanda Gladys, kendisine ilgi gösteren tek erkeği Connie'nin ellerine bırakmak niyetinde değildir. Birbirine sıkıca düğümlenen dörtlü, sorunu yine kendi aralarında çözecektir.

 

alt

 

The Divorce of Lady X, The Philadelphia Story, His Girl Friday, Mr. Smith Goes to Washington, Meet John Doe, It Happened One Night, Mr. Deeds Goes to Town ve daha nice filmin "sözde özne"si basın unsuru, burada da karşımıza çıkıyor. Gazetecilik mesleğinin o yıllarda bu denli yozlaşmaya meyilli gösterilmesinin ("Başlık ne olsun?" "Umrumda değil! Avrupa'da savaş çıktı yaz!" "Hangi ülke?" "Yazı tura at!") ardındaki gerçekleri tümüyle bilemeyiz fakat Capra filmlerindeki ağır taşlamayı bir yana bırakırsak, bu kalıp, türe hizmet eden öykülerin değişmez unsurlarından biri haline gelerek seyircinin memnun olması sağlıyor. Eh, hedefe giden yolda bu da mübah sayılır. MGM'nin altın yıllarında çekilen her ürünün "altın yumurtlayan tavuk" misali değerli olduğu bir dönemin ürünü olan filmde, birbirinden önemli oyuncular, yönetmen Jack Conway ve bugün hatırlanmayan ekibini gölgede bırakıyor.

 

alt

 

Platin saçlı Jean Harlow, Marilyn Monroe'ya dek sinemanın seks sembolü sarışını idi ve maalesef bu ününü katlayan şey, 26 yaşında böbrek yetmezliğinden ölümü oldu.Yumuşak sesi ile filmlerinde şarkı da söyleyen (Reckless) Harlow, The Public Enemy'deki doğaçlama sahne ile (Cagney, eline aldığı greyfurtu yüzüne yapıştırır) ve daha çok bu isimlerle anılmasını sağlayacak Platinum Blonde (1931) ve Bombshell (1933) ile hatırlanmakta (Betty Grable'in Pin Up Girl, Clara Bow'un It -It Girl- ve Carroll Baker'in Baby Doll filmleri gibi - Sweater Girl terimi ise isim sahibesi Lana Turner'in giydiği dar süveterlerden gelmektedir).

 

alt

 

William Powell ve Myrna Loy ise, tam 6 filmlik (1934-1947) The Thin Man serisi ile seyircinin sevgilisi olacaklar, daha birçok önemli filmle adlarını sinema tarihine yazdıracaklardı. Powell'in ölümünden hemen önce Jean Harlow ile evleneceği fakat malumunuz, bunun gerçekleşemediği bilgisini de ekleyelim. The Best Years of Our Lives ile tanıştığım Myrna Loy da benim için özel ve önemli oyunculardan biridir.


alt

 

MGM (Metro Goldwyn Mayer) oyuncularına o kadar güveniyordu ki, bu dört önemli oyuncuyu kol kola, filmin açılışına yerleştirdi. Kimin hangi rolü oynadığı önemli değildi, önemli olan isimlerdi ve dönemin en büyük oyuncuları, artık efsane olmuş bu stüdyonun malıydılar. "Orada bir aile gibiydik" diyor Katharine Hepburn. Bir yıldız olarak gittiği MGM'nin elindeki olanakları gördüğünde, kendisi dahi büyülenmiş. MGM'nin hep birlikte çekilen "aile" fotoğrafları arasında Hepburn, başkanın hemen yanında yer alır. Spencer Tracy ise o yıllarda büyük çıkışını aramakta olan, hemen bir yıl sonra Captains Courageous (Kahraman Kaptanlar)'la ertesi yıl 2. kez alacağı Oscar heykelciğine kavuşacak bir oyuncuydu, yakışıklı olmadığı için jön rollerine çıkamayan Tracy'i bu filmde de görece kötü bir rolde izleriz. Onun Katharine Hepburn ile bir araya gelmesi için ise, 1942 yılını beklemek gerekmektedir. Woman of the Year ile başlayan birliktelik tam 9 film -Keeper of the Flame (1942), Without Love (1945), The Sea of Grass (1947), State of the Union (1948), Adam's Rib (1949), Pat and Mike (1952), Desk Set (1957), Guess Who's Coming To Dinner (1967) ve hayatları boyunca sürecektir. Aileye siyahi bir damat (Sidney Poitier) getiren kızlarını bu evlilikten vazgeçirmeye çalışan babayı oynarken yaptığı tiradın, kendisine -hayatının aşkına- yönelik olduğunu ve setteki herkesin ağladığını söyleyen Hepburn, filmdeki gözyaşlarının da bu yüzden gerçek olduğunu söyler. Tracy evliydi ve asla Hepburn ile yasal anlamda bir araya gelemedi. Çözümü alkolde arayan aktör, geçtiğimiz yıllarda ölen aşkına kavuşmuş mudur bilinmez ama, sinemanın sayılı büyük oyuncularından biri olduğu tartışmasız bir gerçek.


alt

 

 

Lafı daha fazla uzatmadan, büyük yıldızların parlayarak sizi büyülediği bir dönemden çıkma Libeled Lady'i her sinemaseverin görmesini tavsiye ediyor, bu büyülü ekrandan uzak kalmamanız dileğiyle huzurunuzdan ayrılıyoruz.


alt

 

 

Jean Harlow'a Sevgilerle...

 



Sayfa 1-of-2 | Sonraki Sayfa | Son Sayfa
Yazar: Sinemaestro | 8 Ağustos 2008 | Okunma: 612 Bookmark and Share
Benzer haberler:

görüntülenme oranından yaptığım çıkarıma göre, hakkında bilgi sahibi olunmayan yahut izlenmemiş filmlerin kritikleri okunmuyor. sorun şu ki, zaten az bilinen eserleri seçmemdeki sebep, okura yeni ufuklar açmak ve kaliteli olana yönlendirmek. at gözlüğü ile devam ederseniz, Requiem for a Dream ve Eternal Sunshine of the Spotless Mind'a tapan lümpen bir kuşak olmaktan öteye gidemezsiniz. "sinemayı seviyorum" diyen seyircinin, "siyah beyaz" ve "eski" gibi bahanelerle uzaklaştığı klasiklere tutumunu gözden geçirmesi ve yanlış önyargılardan kurtulması lazım.
9 Ağustos 2008 19:43 |
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.