The Big Lebowski. Sarsıcı, yıkıcı bir film. İçinde yaşadığımız dünyanın 2 saate sığdırılmış konsantre bir özeti. O kadar konsantre ki, film bittiğinde yarattığı patlamanın tesiri izleyiciyi darmadağın ediyor. Dünyadan aldıklarını, kendi yarattığı dünya içinde yeniden gözler önüne sererek, yine bizi bize gösteren büyülü bir film. Hoş, aslında her sanat eseri biraz bunu yapar. Coen Biraderler The Big Lebowski filmiyle, bir sanat eserine atfedilen ‘büyüklüğü’ yaşamın orta yerinden geçen omurgaya sımsıkı sarılarak yakalıyorlar. Böylelikle film, bu omurganın asalakları olan tüm yaşama ait kavramları yüksek bir ustalıkla işleyerek, izleyicisine, onun hayattaki rolünü ve durduğu yeri sorgulatan mükemmel bir anlam bütünlüğüne erişiyor.
Monty Python; Terry Gilliam, John Cleese, Michael Palin, Graham Chapman, Eric Idle ve Terry Jones'tan oluşan 6 kişilik ekibiyle BBC'de 45 bölüm Flying Circus serisine imza atmış, ardından çektikleri sinema filmleriyle efsane haline gelmiş, satirik ve felsefik mizahın öncüsü olmuş bir grup. Monty Python and The Holy Grail (1975) ve Life of Brian (1979)'dan sonra çektikleri bu son sinema filminde ekip, hayatın anlamı ve varoluş sebebimize dair kotardıkları skeçlerle seyri keyifli, kimi sahneleri yine akıllardan çıkmayacak bir yapıma imza atıyor.
Harold and Maude, Hal Ashby'nin 1971 tarihli, kült olmuş komedisi. Bu filme komedi demek yeter mi bilmiyorum: kara komedi, absürd komedi, trajikomedi, grotesk; hangi türlü adlandırmak isterseniz adlandırın, içine koyduğunuz kategoriye (kabına) sığmayacağı bariz bir gerçek. Being There'in komedi anlayışını Fight Club'un sistem eleştirisi ile birleştirirseniz, belki Harold and Maude'nin iskeletini oluşturabilir ve filmi daha iyi kavrayabilirsiniz.
History of the World, Part I; Mel Brooks'un yazıp yönettiği, adından anlaşılacağı üzere, farklı başlıklarda Dünya Tarihi üzerine yoğunlaşmış, kendi tarzıyla ekol yaratmış Brooks'u Monty Python tarzına en yakın yorumuyla izleyebileceğiniz, eğlenceli bir komedi.
I Now Pronounce You Chuck & Larry, zorlama bir senaryoyla, iki heteroseksüel erkeğin eşcinsel bir evliliği yürütmeleri ve onlara saygı duymaları ekseninde gelişen bir komedi. Dan Aykroyd, Steve Buscemi, daha küçük rollerde Richard Chamberlain, David Spade ve kötü bir Peter Sellers taklidi olarak Rob Schneider'in de rol aldıkları film, yer yer güldürse de boşa harcadığı oyuncular ve kaybedilen zamanla daha çok üzüyor.
Arsenic and Old Lace (1944), Joseph Kesselring'in 1939 tarihli aynı isimli oyunundan uyarlanan Frank Capra imzalı deli dolu bir komedi. Film, Capra'nın geleneksel tarzını yansıtmaktan ziyade başarılı bir tiyatro uyarlaması olarak karşımıza çıkıyor.
Küçük bir kızın (Olive Hoover) ekseni etrafında gelişen olaylar ve sürpriz sonuyla kahkahalarla gülmekten kendimi alıkoyamadığım bağımsız bir aile filmi. Üstüste yaşanan olaylar zinciri Olive' in (Abigail Breslin) Little Miss Sunshine yarışmasına katılma hakkını kazanmasıyla gelişir.
Harvey, Mary Chase'in Pulitzer ödülü kazanan oyunundan uyarlama 1950 tarihli bir klasiktir. 5 yıl kadar Broadway'de oynandıktan sonra oyuncu grubu filme de taşınmış, "Harvey"in varlığına inanarak oynayan ekip sayesinde film de inandırıcılığını ve efsanesini bugüne kadar korumuştur.
Şifremi Unuttum?