Dikkat: Bu kritik, söz konusu filmi aylardır tarif edilemez bir heyecanla bekleyen ve neticede derin hayal kırıklığıyla sinema salonundan ayrılmak zorunda kalan bir izleyici tarafından yazılmıştır. Bu sebepten ötürü, yazıda alışılagelmedik öfkeli bir üslubun sezilmesi gayet olasıdır.
Marazi bir anne/evlat sevgisinin illetine uğramış iki karakter. Fazlasıyla kötümser bir hikaye olabilir ancak acıklı demek zor. Rebeca(Victoria Abril) da annesinin gücü, basbayağı zoruna giden hastalıklı bir evlat. Annesine açtığı soğuk savaşın nedeni ise sevgi ve ilgi arayışı, biraz da haset. Meşru görülemeyecek bahaneler bunlar katiyen, hele ki ortada faili kuşkulu cinayetlerden söz ediliyorsa… Bu bir Ingmar Bergman başyapıtının; Höstsonaten’ın, Almodovar güzellemesi olsa gerek.
"(kapanış jeneriğinden saniyeler önce) So...Here we go!"
Paul Thomas Anderson'ın,"Kubrick romantik komedi çekse nasıl olurdu?" sorusuna cevap aradığı başyapıtı Punch-Drunk Love'ı incelemek istiyorum şimdi de.Bu filmi seçmemin sebebi de epey ilginç kurgusuyla (en klasik tabirle) izleyeni sersemletmesi ve sonu ve başı belli olmayan tuhaf yapısı.Ne var ki,Anderson'ın Magnolia gibi sıkıcı ancak bittiğinde ağızda iyi bir tat bırakan tuhaf bir epikten sonra böyle bir işe kalkışmasının nedeni halen güç...Hadi başlayalım.
İsmine çok fazla kulak aşinalığımızın bulunmadığı fakat komedi türüyle fazlasıyla içli dışlı olduğunu mütevazı filmografisinden hemen anlayabildiğimiz bir yönetmenin, George Gallo’nun tanıdık simalarla birlikte çalıştığı Annemin Yeni Sevgilisi (My Mom’s New Boyfriend)’nin Hollywood ana akım sinemasından fazlasıyla nasiplenmiş olduğu gayet net seçilebilir.
Gençlik filmlerini hep sevmişimdir. Sinema adına çok fazla birşey içermese de en azından keyifli bir 2 saat geçirmenizi sağlarlar. Bu ciddiye alınmamaları anlamına da gelmez tabii ki, örneğin "Senden Nefret Etmemin 10 Sebebi" Shakespeare'in Hırçın Kız'ının bir nevi günümüz uyarlamasıdır.
Libeled Lady, MGM'nin en parlak yıllarında çekilmiş bir screwball klasiği. William Powell, Myrna Loy, Jean Harlow ve Spencer Tracy'nin başlıca rollerini paylaştıkları film, türde sıkça rastlandığı üzere, basın, entrika, zengin sınıfı ve baştan çıkarma üzerine yoğunlaşırken, arka planda keyifli bir hikaye de seyirciyi kendisine bağlıyor.
How to Steal a Million, Audrey Hepburn ve Peter O'Toole'un başrollerini paylaştıkları eğlenceli bir romantik komedi. İşin içinde Hepburn olunca, Charade (1963) veyahut Roman Holiday (1953) gibi filmlerin o leziz tadını almak burada da mümkün.
Filmin yönetmeni ve senaristi There Will Be Blood ile oscar adaylığı bulunan; Magnolia ve Boogie Nights filmlerinde de imzası olan Paul Thomas Anderson.
"O, yaşlı bir söğüt ağacıdır sanki. Yaz mevsimi ya da rüzgar gibi... Ve erkeklerin gerçekten erkek olduğu bir çağa ait..."Katharine Hepburn'un tam 9 filmde yoldaşlığını yaptığı ulu çınar Spencer Tracy için sarfettiği bu sözler, benim "sinemanın kalbi" olmaktan çıkıp "sinemaseverin kalbi" haline gelen, her biri klasik olmuş ve kendini kültünü yaratmış o unutulmaz filmler için ve oyuncusuyla, setiyle, yönetmeniyle, yapımcısıyla ve elbette seyircisiyle yaşandığı döneme adını veren "Sinemanın Altın Çağı" için söylemek istediklerimi özetliyor sanki.
Benny ve Joon, sinemaya gönül vermiş herkesin seveceği, birbirinden leziz sahnelerle sonsuz keyif alacağı, bir izleyenin bir daha unutmayacağı, o küçük, ama sıcacık filmlerden. Dönemdaşı ("date movie" seriyali) Beautiful Girls (1996), Before Sunrise (1995), Nobody's Fool (1994), Grumpy Old Men (1993), Grumpier Old Men (1995), Fried Green Tomatoes at the Whistle Stop Cafe (1991) ve Don Juan DeMarco (1995) gibi bu film de size dev bütçeli, bol reklamlı sabun köpüğü filmlerden fazlasını sunuyor, unutulmazlarınız arasına adını yazdırıyor. Yukarıda saydığım son 2 filmin baş kahramanları Johnny Depp veMary Stuart Masterson'u mükemmel bir uyumla bir araya getiren bu film, yardımcı oyuncular bazında da Aidan Quinn, Julianne Moore, Oliver Platt, Dan Hedaya gibi isabetli seçimlere sahip.
Şifremi Unuttum?